Ülkemizde futbol maçları neden hep gecikmeli başlar? Oysaki başlama saati bellidir.14.00, 15.00, 19.00, 20.00 gibi…

Ama sahadaki gerçeklik saatle uyumlu değildir.

Başlama vuruşu çoğu zaman 3-4 dakika gecikir.

Kimse de bunu garipsemez.

Geçtiğimiz hafta bunu garipseyen sevgili Mehmet Ayan sitemle karışık 2-3 cümle de olsa gündeme getirdi konuyu. Kalemine sağlık.

Hafta içi oynanan Avrupa maçlarında bir kez daha gördük ki maçlar tam zamanında başlıyor. Dakika şaşmıyor.

Biz de ise tam zamanında başlaması anormal duruma döndü son yıllarda.

Sebep teknik mi, alışkanlık mı, umursamazlık mı?

“Yayın bağlantısı gecikti.”

“Seremoni uzadı.”

“Kale fileleri yırtık idi”

“VAR sistemi hazır değildi.”

“Hakem kulaklık problemi yaşadı.” gibi bahaneler üretildi hep.

Hem de en yetkili ağızlardan.

Hepsi doğru olabilir.

Ama hepsi bir araya gelince ortaya çıkan tablo şudur:

Plansızlık, alışkanlık ve de gevşeklik.

Avrupa’da maç saati neyse, düdük odur.

Bizde ise:

“Bir iki dakika gecikse ne olur ki?”

Ama mesele dakika değil, zihniyettir.

Tren veya uçak 3 dakika geç kalkarsa…

Hepsi problem olur.

Artık bunlarda da rötar olunca kimse sorumluluk üstlenmiyor. Üstelik “neden rötar var diye” sorunca da ukala yolcu oluyorsunuz.

Aynı durum futbolda olunca da:

“Canım ne olacak…” 3 dakikanın lafını da etme sözlerini işitiyorsunuz.

İşte asıl mesele burada.

Bugün maçların gerçek saati tabelada değil, yayın masasında veya hakemlerin otoritesizliği ile belirleniyor.

Reklam bitmedi mi?

Bağlantı hazır mı?

Yorumcu gelmedi mi daha?

Spiker hazır mı?

Hazır değilse maç da hazır değil.

Kimse sormaz neden hazır değil diye.

Yayıncı isen saatine göre hazırlıklarını bitireceksin,

Hakem isen çok önceden çıkıp fileleri kontrol edeceksin.

Gözlemci isen maçın zamanında başlaması için takımları ve hakemleri yönlendireceksin.

Unutmayalım ki;

Disiplin olmadan kalite olmaz,

Seyirciye saygı olmadan futbol olmaz.