Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti hakkında çok şey yazıldı, çizildi. Bana sorarsanız bu ziyaretin en önemli boyutu 'Orta Doğu Kampı'na itilen Türkiye’nin yeniden 'Batı Kampı'na dönmesi oldu.

Tabii bu kabul ediş Türkiye’nin izlediği politikaların ve kaydettiği aşamanın sonucudur. Zira Türkiye özellikle savunma alanında gerçekleştirdiği atılımlarla dokunulması zor bir ülkeye dönüştü. Nüfusu, kötü olsa da ekonomik potansiyeli, uluslararası arenadaki etkinliği Batı’nın Türkiye’den vazgeçmesini mümkün kılmadı.

Türkiye açısından da, Batı bloğunda yer almanın daha yararlı olduğu kanaati ağır bastı diyebiliriz. Orta Doğu ülkelerinin, etrafımızdaki komşuların durumunu aklınıza getirirseniz ne demek istediğimi daha iyi algılayabilirsiniz. Batı’nın başat gücü ABD’nin, Türkiye ile yeniden ‘bahar havası’ esmesine yol açan bir kulvara girmesinin pozitif yansımaları olacaktır. İlişkiler karşılıklı saygı ve gerçek müttefiklik ekseninde gelişirse, iki ülkenin de kazançlı çıkacağını öngörmek mümkün.

Görüşme sırasında, “Hileli seçimleri o iyi bilir” diyerek Erdoğan’ı işaret etmesi Trump’un patavatsızlığının göstergesiydi. Rahip Brunson olayını gündeme getirmesi ve Erdoğan’ın kararıyla serbest bırakıldığını işaret etmesi de diğer bir diplomasi dışı davranıştı. Bu nezaketsizliklere Erdoğan’ın yanıt vermemesi ‘gerilimin önüne geçti’ diyebiliriz. Belki de Erdoğan kavga çıkarma amaçlı nahoş bir planı sessiz kalarak boşa çıkarmış da olabilir.

Trump’un Suriye konusunda Erdoğan’ı övmesi, Erdoğan’ın dünyada saygı duyulan bir lider olduğunu söylemesi, oturacağı sandalyeyi çekmesi, Gazze toplantısında yan yana oturması, Tayyip Bey’i kapıya kadar uğurlaması, verilen samimi görüntüler daha önce benzerine rastlanmayan davranışlardı.

ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın ‘meşruiyet’ açıklaması da skandal bir ifade oldu. Barrack’ın aktardığına göre; Trump, Erdoğan’ın‘meşruiyete’ ihtiyacı olduğunu düşünüyor ve bunu vereceğini söylüyordu.

Barrack, tepki çeken bu beyanının ardından yeni bir açıklama yapmak zorunda kaldı ve, “Genel olarak bizim en büyük müttefiklerimizden biri olan bir Türkiye var. Ne zaman Türkiye'yi görüşsek bizim en büyük NATO müttefikimiz diyoruz. NATO'nun amacı Avrupa'yı Rusya'dan korumak. Onlar (Türkiye) ittifak içinde en büyük ikinci asker ve ekipman sağlayıcısı. Avrupa Birliği ise onları (üye olarak) almıyor. Bu çok sinir bozucu değil mi? Bu saygısızlık” dedi.

Amerika, Türkiye’nin AB üyesi olmasını sağlayabilir mi? İsterse bunu yapabilir. Avrupalılar da üyelik yolunu açarsa böylece AB’nin Hristiyan Kulübü olduğu iddialarını da ortadan kaldırmış olur. Aynı zamanda Türkiye’ye karşı Batı’nın sergilediği riyakarlığın sona ermesi anlamı çıkar.

Trump’un dikkat çeken sözleri arasında, “Türkiye ile F-35 konusunda kolayca anlaşma yapabiliriz ama önce Erdoğan’ın bizim için bir şey yapması gerekiyor” cümlesi de var. “Erdoğan’ın ABD için ne yapması gerekiyor?” sorusunun yanıtı merak konusu. Trump, Türkiye’nin ne yapmasını bekliyor acaba? ABD Başkanı’nın isteği Suriye veya İsrail ile mi alakalı? İç siyasetle ilgili bir konu mu? Değerli madenler veya savunma odaklı mı? Yakında ortaya çıkar…

ABD, öteden beri Türkiye’nin Rusya’dan gaz almasını istemiyordu. Trump’da görüşme esnasında bunu tekrarladı. Mavi Akım boru hattı yüzünden merhum Başbakan Mesut Yılmaz’ı az sıkıştırmadılar. Hatta ABD Büyükelçisi diplomatik nezaketi aşan şekilde Yılmaz’ı tehdit etti. “Bu ABD çıkarlarına aykırı, mavi Akım’dan vaz geçin” dedi. Yılmaz’da, “Türkiye’nin çıkarları için gerekli. Yapacağız”diyerek elçiyi tabiri caizse kovdu. Tabi bu tavrı Mesut Bey’e pahalıya patladı. Siyasi hayatını bitirdiler. Bu notu da paylaşmış olalım.

Şenlik başlıyor

TBMM 1 Ekim’de açılıyor. Siyaset şenlenecek. Bunun işareti CHP’den geldi bile. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “Meclis açılışında kendisini (Erdoğan) ne karşılayacağız ne de uğurlayacağız” dedi. Daha TBMM açılmadan polemik konusu ortaya çıktı. CHP’nin, Erdoğan’a öfke duymasının ağırlıklı nedeni; çok sayıda belediye başkanının hapiste olması. Bu husus siyasette sıcak başlık olarak önemini koruyor. Dilerim ki yeni yasama döneminde Meclis ülkeye ve insanlarımıza faydalı icraatlar gerçekleştirsin.