Üretimden tüketime uzanan yolda önemli bir sorunumuz var: Pestisit…

Pestisit; tarım zehirleri demek. Tarımsal üretimde kullanılan toksik etkili kimyasal maddeler olarak biliniyor. Sağlığa zararlı.

Avrupa Komisyonu’nun verilerine göre Türkiye, Hindistan'dan sonra, AB'yle pestisit sorunu yaşayan ikinci ülke. AB bu konuda Hindistan'a 124 uyarı yaptı. Türkiye 105 uyarı alarak onu izledi.

Verilere göre, Türkiye'den ithal edilen gıda ürünleri 51 kez sınırdan geri çevrildi. Avrupa'ya sokulmayarak Türkiye'ye iade edilen tarım ürünlerinin başında biber geliyor. Endişe edilen diğer husus da, Avrupa’nın reddedip geri yolladığı ürünlerin akıbeti. Millete mi yedirildi yoksa imha mı edildi? Denetim ve şeffaflık eksikliği nedeniyle bilinmiyor.

Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ duyarlı isimlerden. Meclis’e “Pestisit Kullanımının Denetlenmesine Dair Kanun Teklifi” verdi.

Özdağ’ın teklifinde; denetimi hasat öncesinden başlatıyor, üretimden tüketime tüm aşamaları kapsayan izlenebilir bir sistemi zorunlu kılınıyor. Özdağ şöyle diyor:

“Yüksek riskli pestisitleri kademeli olarak yasaklıyor, sonuçları kamuoyuyla açıkça paylaşıyoruz. Sağlıklı gıdaya erişim devletin yurttaşına karşı asli sorumluluğudur. Çiftçiyi cezalandırmadan, zehirsiz ve sürdürülebilir üretimi teşvik eden bir anlayışla; toprağı, suyu ve geleceğimizi korumakta kararlıyız.”

Özdağ’ın diğer vurgusu da yaptırım. Kanun hükümlerine aykırı hareket edenler için idari para cezası, ürün imhası, faaliyet durdurma ve tekrarında ruhsat iptaline kadar uzanan kademeli ve caydırıcı yaptırımlar öngörülüyor.

Tabi bu teklifin yasalaşması için iktidarın ‘olur’ vermesi gerekiyor. Muhalefetin bunu Meclis’ten çıkaracak sayısı yok.

Sağlıksız gıda konusu epey problem haline gelmiş olacak ki İYİ Parti Genel Başkanı Musavvat Dervişoğlu’da açıklama yapma gereği duydu. Dervişoğlu, “Bu milleti çöpten yemek toplayacak ve pazardan çürükler arasında yiyecek ayıklayacak hale getirdiğiniz yetmedi, şimdi de son kullanma tarihi geçmiş sağlıksız gıdaların kurbanı mı yapacaksınız? Utanmıyor musunuz?” diye çıkıştı.

Tarım politikaları düzeltilmeye muhtaç. Umarım duyarlılık gösterilir…

Emekliler

Emekliler yine hayal kırıklığına uğradı. Yüzde 12.19’luk zamla adeta şok oldu. Ömürlerini rahat ve huzurlu yaşama imkanından uzun süredir mahrumlar. Kira, gıda, enerji ve sağlık harcamalarındaki artış maaş zamlarının çok üzerinde seyretti.

İktidar emeklilere zammı herhalde seçimlere endeksli hesaplıyor. Ya geçen yerel seçimlerde muhalefete kaybetmenin acısını emeklilerden çıkarıyor yada “seçim yok, şimdi fazla zamma gerek de yok” mantığıyla hareket ediyor. Emekli zamlarını seçime göre ayarlayanlar, ucuz hesap yapar buradan uyarayım. Hani bilindik bir söz var; "Kurt kışı geçirir de yediği ayazı unutmaz" diye.. Hatırlatmış olalım.

Hayat pahalılığını yaratan emekliler değil. Sosyal güvenlik sistemini delen emekliler değil. Ekonominin kötü olmasının sorumlusu da emekliler değil. EYT’yi emekliler çıkarmadı. Enflasyonu emekliler yaratmadı. Bütçe açıkları, her yıl faize giden milyarlarca dolar da emeklilerin suçu değil.

Peki emekliler sorumlu olmadıkları zararların faturasını neden ödüyorlar?

Biri çıkıp izah etsin.

Cemal Akbudak Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Mersin temsilcisi. “Onca yılın emeği boşa gitti. Bizlere reva görülen bu rakamlar ile yaşamak artık çok zor” diyor.

TÜED Afyon Şube Başkanı Ahmet Aytuğ da, “Emekliler sadaka değil, yıllarca verdikleri emeğin karşılığını istiyor” diye sitem ediyor.

Peki iktidar ne diyor?

Yoksa emeklileri ‘pestisit’ olarak mı görüyor?