Bugün Ortadoğu’da, Netanyahu eliyle yürütülen siyasetin tam karşılığı ‘sistematik bir ev taşlama hali’dir.
Savaşı, İran başlatmadı. Netenyahu’nun kandırdığı, Epstein’in şantaja aldığı Trump sayesinde çıktı bu ateş. Bu ikili, daha önce de Gazze’de katliamlara sebep olan isimlerdi. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, “Savaşı başlatıp sonra da dumandan şikayet edemezsiniz” ifadesiyle taşı gediğine koydu.
Sahi, evinizde sakin sakin otururken birileri orayı taşlasa siz ne yapardınız?
Trump ve Netenyahu’nun izlediği yola “kokmuş siyaset” diyorum. Kendilerine ‘vampir yöneticiler’ lakabını uygun görüyorum. Zira kan içmeyi! seviyorlar.
İstisnaları bir yana bırakırsak, mevcut dünya liderlerinin çoğu problemli. Zelenski tiyatrocuydu getirip Başkan yaptılar. O da halkı ve ülkesi yerine patronlarına hizmet etti. Emir aldıkları merkezlerin direktifleri şekilde davrandı ve Ukrayna’yı savaşa soktu. Ortada büyük yıkım ve can kayıpları var. Aynı kayıplar Rusya için de geçerli. Putin’de diğer bir model. Müzakereyle halledebileceği bir problemde silaha sarıldı ve ağır bedel ödedi. Şimdilerde savaşı bitirmek eminim çok arzuladığı şeydir.
Arjantin’in başındaki Milei’de benzer bir profil. Körfez ülkelerinin şeyhleri ve krallarının çoğu aynı. Uzatmayalım…
Bu örnekleri vermemin gerekçesi; söz konusu liderlerin ‘kişisel bekaları’ için girmeyecekleri kalıbın olmaması. Netanyahu, ‘Epstein dosyaları’nı Trump’ın tepesinde bir kılıç gibi sallarken; Trump ise ‘kodes korkusu’nu Netanyahu’ya karşı bir tasma olarak kullanıyor. Birbirlerini azarlıyorlar, küfrediyorlar ama asla kopamıyorlar; çünkü her iki ismin de karanlık arşivleri muhtemelen birbirinin kasasında kilitli.
Netenyahu’nun sürekli kavga etmesinde onu bekleyen ‘hapis’ korkusunun etkisini kim göz ardı edebilir ki?
Netenyahu İsrail’i savaşa sokmakla kalmadı, içerde de böldü. Bir yanda kendi gibi fanatik, gözü dönmüş kesim var, öbür tarafta ise sağduyu sahibi İsrailliler. İran rejimini devirme vaadiyle İsrail kamuoyundaki sağduyulu sesleri bastırıyor. Netanyahu, sadece bölgeyi ateşe vermekle kalmıyor, arkasına aldığı Trump rüzgarıyla koca bir dünyayı kendi kumarına ortak ediyor.
Trump…
O da zaaflarının, defolarının esiri. Netenyahu onu yönlendiriyor. İran’a saldırı bu yüzden uygulandı. Amerika, Trump ve yönetimi sayesinde dünyaya rezil oldu. Avrupa ülkelerinin liderlerine posta koyan, azarlayan, NATO’dan çıkmakla tehdit eden Trump, şimdilerde adeta onların kucağına düştü. Yardım dileniyor. Dış politikayı emlak pazarına çevirip, diplomasiyi devre dışı bırakırsan bu hallere de düşersin. Şimdi, özellikle İngilizler epey hoşnut olmuştur bu halden. Putin de çok memnundur herhalde…
Netenyahu, sadece İran’la sınırlı kalmayan başka ülkeleri de kapsayacak bir savaşı öngörüyordu ama çok şükür bunu şu ana kadar başaramadı. Bizde “Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış” atasözü var. Bölgemiz ve dünyadaki manzara bundan daha kötü. Yönetenlerde tam bir ‘çıldırmış olma’ hali var. Nefret ekiyorlar. Nitekim dünya genelinde Yahudi düşmanlığı katlanarak artıyor. Sokaklarda İsrailli turistlere saldırı haberlerini izliyoruz. İsrail vatandaşları ülkelerini terk etmeye başladı. Vasıflı İsrailliler –doktor-mühendis- ile paralı olanlar çoktan göç etti. Netanyahu’nun ‘kokmuş siyaseti’ vatandaşlarını dünyanın geri kalanından izole ederek ‘istenmeyen kişi’ haline getiriyor.
Netanyahu’nun devleti rehin almasına artık engel olunmalı. İsrail yargısı, siyasi baskıyı kırıp yolsuzluk dosyalarının gereğini yaparak hem İsrail’i hem de dünyayı bu ‘kokmuş’tan kurtarmalı.
Aynı şeyi Amerikalılar da yapmalı. Şantaj altında verdiği kararlar facialara yol açan Trump’un hizaya çekilmesi şart. Trump, tarihin belki de en riskli kumarını oynuyor. Her ne kadar Netanyahu'nun en büyük destekçisi gibi görünse de, perde arkasında petrol fiyatlarının yükselmesi ve savaşın ucu açık bir bataklığa dönüşmesinden oldukça kaygılı.
Trump'ın, Netanyahu'yu argo ifadelerle azarladığı da gelen haberler arasında. “Beni kendi kişisel savaşının içine çekiyorsun” diyerek küfretmesi Amerika kamuoyuna yansıdı. Aslında bu rehin alma durumuna bir başkaldırı olabilir. Söylenenlere göre; Trump, Netanyahu'yu şahsen sevmiyor. Mart başındaki Miami görüşmesinde ona “İşimi bozuyorsun” diye çıkışmış. Bunlara karşın, Epstein dosyalarının hayaletleri ortalarda dolaştığı sürece Trump’ın, Netenyahu’ya sağladığı koruma zırhını tamamen çekemeyeceği öngörülüyor.
Bir halkın mahremiyetine, yaşam alanına ve onuruna saldırıldığında, o halkın ‘makul’ kalmasını beklemek ikiyüzlülüktür. Sihirli sözcük ‘saygı duyma.’ Herkes birbirinin evine saygı duyacak. Bunun, soruna yol açan liderlerle gerçekleşmesi mümkün görünmüyor. Kısaca; cani ruhlu liderlerin bozduğu, mahvettiği düzeni, sağduyulu çoğunluğun el birliğiyle yıkarak, yerine korku değil, adaleti koyması lazım. Aksi halde yıkım, kan, gözyaşı bitmeyecek.
Koca koca ülkeler, iki kişinin yargıdan kaçış operasyonuna rehin edilmiş durumda. Trump ve Netanyahu’nun yarattığı bu ‘kokmuş’ hava dağılmadan, ne o ‘taşlanan evin’ camları onarılır ne de dünya bu delilikten kurtulur.
Bu iki akıllının! kuyuya attığı o kirli taşları, sağduyulu insanlar mı çıkaracak yoksa o kuyu hepimizin mezarı mı olacak?
Sonuç olarak; koca koca devletlerin kurumsal aklı, iki kişinin şahsi hırslarına ve kodes korkusuna rehin düşmüş durumda. Sağduyulu insanların buna isyan etmesi şart…