Dünyanın en eski, en değerli tarihsel ve kültürel turizm destinasyonlarının başında geliyor Kapadokya…

Hristiyanlar için, Yunanlılar için, Romalılar için, tarihe meraklı insanoğlu için, romantikler için, aksiyon arayanlar için; herkes için çok kıymetli.

Peki biz ne yapıyoruz?

Kapadokya’yı YOK ediyoruz.

Turizm Bakanlığı derhal ama DERHAL aksiyon almak zorunda.

Öncelikle Kapadokya mikro milliyetçiliğe feda edilebilecek bir coğrafya değil.

Kayseri, Aksaray, Niğde, Nevşehir hatta belki zorlarsak Konya… Her biri kendi ilinin menfaatleri çerçevesinde çalışmalar yapıyor. Ancak özellikle belediyelerde sorun büyük…

Kapadokya tarih öncesi antik yerleşimlerin olduğu mağaralar başkenti dersek yanlış olmaz.

Yüzlerce metre derinliye inebilen mağara kentler; her evin altından girilebilen dehlizler var. Ancak bu yetmiyor, aç gözlü insanoğlu rant uğruna yeni mağaralar açıyor. Her gün bazı bölgelerden hafriyat kamyonları hafriyat taşıyor.

Neticede ne oldu?

Peribacalarından biri çöktü… Rüzgâr, deprem, şiddetliyi bırak sıradan bir yağış bile yok… Ne oldu da yıkıldı peri bacası?

Kapadokya bir insanlık mirasıdır.

Sonradan açılan tüm mağaralar derhal devre dışı bırakılmalı ve doldurularak kapatılmalı, masrafları da ihlali yapanlara fatura edilmelidir.

Kapadokya, Antalya gibi düşük kalite turiste hitap etmiyor, yüksek kaliteli turizm için muhteşem bir merkez… Ayrıca Kapadokya’daki turizme bir sınır getirilmeli. Yıllık ve günlük olarak bölgeye ve korunması zorunlu olan ziyaret noktalarına, müzelerine günlük sınır getirilmeli. Bu Kapadokya’yı daha değerli kılacaktır emin olun.

Kapadokya kitle turizmi yapılacak bir yer değil, acilen anlem alınmalı ve burada turizm yapacak herkesin bu niteliklere uygun olması sağlanmalıdır. Ekmek parası diyerek kimsenin ülkeye zarar vermesine izin verilemez.

Kapadokya’da Japon turist yok denecek kadar az.

Zira Suriye’de 3 Japon gazetecinin öldürülmesinin hemen ardından2 Japon turist kadına tecavüz edip birini de öldüren pislikler yüzünden Kapadokya Japonya’da yasaklı listeye girdi.

Tam da bu nedenle sorumluluk bilincine sahip olmayan kimse burada bırakın turizm yapmayı, en düşük seviyede personel olarak bile istihdam edilmemeli.

Tüm bölge, her anlamda gerçekten korunmalı ve geliştirilmelidir. Geliştirmek derken apartman ya da villar yapılmasından, ranttan söz etmiyorum.

Son ziyaretimde gördüğüm şey içler acısıydı.

Avanos’ta binlerce yıldır insanlara hizmet veren taştan cadde ve sokaklar asfaltlanmaya başlamıştı, her yer asfalt kokuyordu.

Nasıl olur diye isyan ettim, halk da isyan halindeydi.

Bakın arkadaşlar, kimse dünyanın bir usuncan binlerce dolar harcayarak Starbuck’s, Mc Donalds için gelmiyor. Asfalt caddeler ve betonarme apartmanlar görmek değil beklentileri…

Burası antik bir insan yerleşimi, yemekleriyle, içkileriyle binlerce yıl öncesinden bugüne köprü olan bir coğrafya… İtalyanların Grappa, Yunanlıların Tchipuro dediği içkiye burada Cibre Rakısı deniyor ve geçmişi Hitilere ve hatta Luvi’lere kadar gidiyor. İlk şarabın yapılması ve şarap üretilirken geride kalan üzüm artıklarının; yani cibrenin fermente edilmesiyle üretilen cibre rakısı o yıllarda mağaralarda üretiliyordu; günümüzde ise Yunanistan’da Kazani denilen üretim noktalarında üretiliyor.

Büyük bir şans eseri olarak bu mağaralarda birini de görme şansım oldu.

Tam da anlatmaya çalıştığım şey bu; Kapadokya insanlık için çok değerli, ona hak ettiği ilgi ve değeri göstermemiz lazım.