Diyarbakır’dan Paris’e Uzanan Zarafet Mirası
Bazı hikâyeler kumaşa değil, kalbe dikilir…
Benim hikâyem de çok özel bir mirasla başlıyor.
Bugün köşe yazıma ilham veren, şu anda karşımda duran ve kenarları zamana yenilmiş bu belge; 14 Eylül 1971 tarihli bir Haute Couture diploması. Association des Grands Couturiers de Paris tarafından dedem Mehmet Çiçekli’ye verilmiş. Paris’te, modanın kalbinde alınmış bir yüksek terzilik belgesi…

Diplomanın üzerinde şunlar yazıyor:
Diyarbakır doğumlu, Türk vatandaşı Mehmet Çiçekli, 1971 yılı birinci dönem kurslarını ve uygulamalı sınavlarını başarıyla tamamlayarak Haute Couture sertifikasını almaya hak kazanmıştı.
Her baktığımda beni heyecanlandıran ve aynı zamanda gururlandıran bu diploma, sıradan bir eğitim belgesi değil. 1970’lerde Paris’te haute couture eğitimi almak, bugün dünyanın en prestijli moda okullarından mezun olmakla eşdeğerdi. Dedem yerel bir usta olarak kalmayıp uluslararası eğitim alarak vizyonunu bizlere de miras bıraktı. İyi ki…
Ama hikâye Paris’te başlamamıştı. Hadi kahvelerinizi alıp gelin; size bu özel hikâyeyi anlatmaya başlıyorum.
Rengin Tüccar Terzi: Bir Ailenin Zarafet Mirası
Dedem Mehmet Çiçekli’nin 1931’de Diyarbakır’da başlayan hayat yolculuğu, onu genç yaşta İstanbul’un zarafetle yoğrulmuş terzihanelerine taşıdı. Askerlik görevini orduevinde terzihanede yapmak üzere İstanbul’a geldi. Orada yalnızca dikişi değil; inceliği, sabrı ve estetiği öğrenme fırsatı buldu. İstanbul’un ünlü terzisi Şükrü Baysal’dan ders aldı…Her geçen gün biraz daha ustalaştı, her kumaşa farklı hayallerini işledi…Orduevinde paşaların ,albayların eşlerine şahane elbiseler dikti…
Askerliğini tamamladıktan sonra 1957’de “Rengin Tüccar Terzi”yi Diyarbakır’da kurduğunda, ailemize böylesine güçlü bir miras bırakacağını hayal etmiş miydi, doğrusu bunu çok merak ediyorum.
Dedemin kadın giyimine kattığı şıklık, müşterilerine sunduğu güven ve işine duyduğu saygı… Onu yalnızca bir terzi değil, aynı zamanda bir yaşam ustası yaptı. Tarzı, tavrı ve duruşu hep etkileyiciydi. Gerçekten çok şık bir adamdı.
Paris’te aldığı eğitim, Diyarbakır’daki atölyede hayat buldu. Her dikişinde Paris’in zarafeti, her modelinde Anadolu’nun ruhu vardı.
Bugün sizlerle fotoğrafını paylaştığım diplomanın benim için anlamını sözlere dökmek gerçekten çok zor… Bir büyükbabanın emeği, bir babanın hatırası, bir ailenin kökleri…
Ben Esin. Mehmet Çiçekli’nin en büyük çocuğu olan sevgili annem Reyhan Çiçekli’nin büyük kızıyım. Annem Olgunlaşma Enstitüsü mezunu, çok iyi bir terzi. Kalıbı disiplinle çıkaran, kumaşı adeta konuşturan bir ustadır. Ben kumaşların, iğnelerin ve ipliklerin arasında büyüdüm. Atölye benim çocukluğumdu.
Bugün moda ve vintage merakımı mesleğe dönüştürmüş bir yazar ve koleksiyoner olarak çalışıyorum. Vintage benim için nostalji değil; zamansız tasarımın ve el işçiliğinin hafızası aslında.
Dedemin Paris’ten taşıdığı zarafet, annemin ustalığı ve benim anlatma arzum… Üç kuşak aynı dikiş çizgisinde buluşuyor.
Ve belki de en güzeli…
Onun zarif dokunuşları hâlâ benim ve annemin ruhunda yaşamaya devam ediyor…Sevgili dedem 1 Mart 2013 günü 82 yaşında Ankara’da vefat etti…Bu gün ölüm yıldönümünde onu anarak heyecanlı , sıradışı ve başarılı hikayesini sizlerle paylaşmak benim için çok çok özel…
Bazı miraslar paha biçilemeyecek kadar değerlidir.