Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun (MDKDK) çalışmaları kamuoyunun gözetimi altında. Halkın yüzde 75’inin istemediği bir konuda ortaya çıkarılacak ürünün beğenilmeyeceğini söylemek yanlış olmaz.
CHP’nin, MDKDK’na katılımı sancılı oldu. Partili seçmenin istememesine karşın CHP yönetimi tersi yönde tavır aldı. Tabii bu durum tepkileri de beraberinde getirdi. Belediyelere yapılan operasyonlar ve içeri atılan Başkanlar bir yanda, Kemal Kılıçdaroğlu’nun partinin başına dönmesine yol açabilecek kurultay davası da diğer yanda Özgür Özel’in başında Demokles'in kılıcı gibi sallanınca belki de komisyona girmeye mecbur kaldılar.
Şimdilerde CHP’nin komisyonu terk edeceğine yönelik iddialar ortada dolaşıyor. CHP böyle bir eylem gerçekleştirir mi bilmem ama başka bir partinin komisyon masasını dağıtacağını söyleyebilirim. O parti komisyona girmeme eğilimindeydi ama daha sonra fikir değiştirdiler. Açılım sürecine karşı duruşları değiştiği için komisyona katılmış değiller. Türkiye’ye daha faydalı olacağına inandıkları bir atraksiyon olacağı için komisyonda bulunmayı tercih ettiler.
Komisyon, Teröristbaşı’na umut hakkı sağlanması, infaz düzenlemesiyle silahlı eylemde bulunmuş teröristlerin hapisten çıkarılması, Anayasa’nın ilk 4 maddesi başta olmak üzere diğer hassas maddelere dokunulması gibi bir eğilime girerse o parti masayı tekmeleyecek. Zaten genel kanaat bu komisyondan hayır gelmeyeceği yönünde.
Daha şimdiden partilerin birbirlerine çalım atma girişimlerine tanıklık ediyoruz. MHP anlaşılmaz bir şekilde süreci ve Teröristbaşı’nı sahiplendi. AKP daha kontrollü gitmeye çalışıyor. AKP’nin bu yaklaşımında gelen anketlerde halkın karşı duruşunun etkisi olduğunu söyleyebiliriz.
Terör örgütünün silah bırakmasının asıl yansıması Suriye sahsında olmalıydı. Türkiye içinde teröristlerin etkinliği sınırlı. Suriye’de ise KCK’nın altındaki SDG yapısı silah bırakmıyor. Üstelik Şam’la anlaşma da yapmalarına karşın buna uymuyorlar. Asıl terör yapısı Suriye’de silahlarıyla duruyorken teröristlerin silahlarını bıraktığı hikayesine kimse kanmaz. Üstelik bu yeni açılım sürecinin iç dinamiklerin değil dış dinamiklerin dayattığı bir proje olduğu da toplumun genel kabulü.
Komisyon’dan bahsetmişken Kafkas Dernekleri Federasyonu’na da (KAFFED) bir parantez açmak isterim. DEM’liler bu derneğin de dinlenmesini istemişler. Bunlarda 2011’de hazırladıkları ve adına ‘demokratik talepler metni’ dedikleri çalışmayı güncelleyerek Meclis’e sunmaya karar vermişler.
KAFFED’e göre, Türkiye’de, Çerkes, Abhaz, Oset, Karaçay-Balkar, Çeçen-İnguş ve Dağıstan kökenli yaklaşık 6 milyon kişi yaşıyor. Bunların istekleri arasında da DEM’lilerinkine benzer talepler var. “Anadilde eğitimi yaşama geçmeli, kimlik ve kültürel haklar güvence altına alınmalı, anadillerimizde TV ve radyo yayınları yapılmalı” diyorlar. Tam ‘gel de buradan yak’ misali.
Kafkas halklarını biz kendimizden ayrı görmezken ortaya çıkana bakın! Eğer herkesin dediğini yapmaya kalkarsak Türkiye’yi herhalde bir düzine ana dile sahip ülke haline getirmemiz gerekiyor. Lütfen aklınızı başınıza alın arkadaşlar. Saçmalamanın da bir sınırı var.
Eşek arısı ve kanser
Eşek arıları doğanın zararlı böcek kontrolörleri olarak tarif ediliyor. Brezilya eşek arısının çevredeki sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanser hücrelerini öldürebildiğini kanıtlayan bir çalışma var. Eşek arısı olmayan bir dünya, sevmediğimiz diğer böceklerin ve sürüngenlerin popülasyonlarını kontrol etmek için daha fazla kimyasal kullanma eğiliminde olacağımız anlamına gelir. Tırtıllar, yaprak bitleri, örümcekler, böcekler onları avlayanlar eşek arıları. Ekosistemdeki tüm bu böcek popülasyonlarını düzenlemede önemli bir rol oynuyorlar.
Diyarbakır’da olaylı maç
Amedspor-Erzurumspor maçında tatsız olaylar yaşandı. Taraftalar sahaya yabancı madde yağdırdı. Bazı taraftarlar sahaya girdi, saldırı girişiminde bulundu. Polisler futbolcuları ve hakemleri soyunma odalarına zar zor götürebildi. Diyarbakır’da neredeyse her maçta benzer gerilim var. Amedsporlular futbolu sporun dışına çıkarıp kavga unsuru haline getirmişler.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), bu maçtaki olaylarla ilgili Amedspor’a 2 maç seyircisiz oynama cezası verdi. Peki bu ceza yeterli mi? Saha kapatma cezası neden verilmedi? TFF böyle yaparak Amedsporlu taraftarların pervasızlığına destek vermiş olmuyor mu? Kuralını adam gibi uygula TFF!