Bilindiği üzere su başta insanlar olmak üzere tüm canlılar için hayati öneme sahiptir. Bir insan susuzluğa en fazla 7 gün dayanabilir. Bunun yanı sıra yetişkin birinin vücudunun yaklaşık %60’ı sudur. Dünyanın 3/4'ü suyla kaplıdır.
Ne var ki bu suların sadece %2,5’u kullanılabilir tatlı su kaynağı olup bugün 1,4 milyar kişi yeterli içme suyuna ulaşamıyor. Böyle giderse 2050‘li yıllara gelindiğinde bu sayının 3,7 milyara ulaşacağı hesaplanıyor. Dünyamızda su sıkıntısının giderek dehşet verici boyutlara ulaşmasının başlıca nedenlerini şöyle sıralayabiliriz.
Küresel ısınma ve iklim değişikliği su kaynaklarını azaltıyor; kuraklık, buzulların erimesi ve yağış rejimlerinin değişmesi su krizini artırıyor.
Nüfus artışı ve şehirleşme, suya olan talebi hızla yükseltiyor.
Olası Dünya Su Savaşları Kapıda
Uluslararası Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre (Food and Agriculture Organization - FAO) bu yılın sonuna doğru 1,8 milyar insanın su kıtlığı çeken yerlerde yaşaması bekleniyor. Yapılan hesap ve tahminlere göre; yaşanan su kıtlığı yakın gelecekte üçüncü dünya savaşı çıkmasına zemin hazırlıyor. Son yıllarda su kaynakları nedeniyle bazı ülkelerde meydana gelen çatışmalar ise şöyle:
Meksika’da su kaynakları üzerindeki kontrolle ilgili bir sorundan ötürü, yerel halkla polis arasında çıkan çatışmada 100’den fazla polis yaralandı. 2014 yılında Suriye hükümeti, muhalif güçlerin Halep’teki su istasyonunu bombaladığını ve su krizine neden olduğunu iddia etti. Kırım’ın Rusya’ya katıldığını açıklamasının ardından Ukrayna’nın Kırım’a giden su kaynaklarını kestiği söylendi. Nijerya’da çiftçiler ile sürü sahipleri, su kaynakları nedeniyle karşı karşıya geldi. Nijerya hükümeti, çatışmayı ancak askeri operasyonla engelleyebildi. Gürcistan, Rusya’nın sınırdaki su ünitelerine sabotaj yaptığını öne sürdü. Yakın gelecekte büyük devletler arasında sadece “su için” savaş çıkma olasılığı düşük görülüyor. Lakin su anlaşmazlıkları, mevcut siyasi gerginlikleri artırıp çatışmalara zemin hazırlayabilir. Örneğin:
· Ortadoğu’da Fırat ve Dicle nehirleri,
· Afrika’da Nil nehri,
· Güney Asya’da Hindistan – Pakistan arasındaki nehirler
· Mekong Bölgesi (Çin/Laos/Kamboçya/Vietnam): Çin’in ve Laos’un barajları ile akış ve sediment değişimleri, balıkçılığı ve tarımı etkileyerek sosyal gerilim yaratıyor. (Fulcrum +1)
· Hindistan–Pakistan (İndus Havzası): Buzul erimesi, muson değişiklikleri ve artan su talebi nedeniyle mevcut Indus Anlaşması baskı altında kalabilir; yerel ve sınır gerilimleri risk altında. Climate-Diplomacy+1
Devletlerarası su savaşı olasılığı yukarıda değindiğimiz üzere yakın vadede olmayacak gibi. Ama 3. Dünya savaşı için su kıtlığı, baraj-politikaları, göç ve yerel şiddet yoluyla siyasi istikrarı bozacak çok sayıda bahanenin bulunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu çerçevede, Türkiye topraklarında doğan 2800 km uzunluğundaki Fırat ile 1900 km uzunluğundaki Dicle nehirleri Suriye ve Irak topraklarından geçerek Basra Körfezine dökülmektedir. Bu nehirlerde su paylaşım oranları Türkiye ile Suriye ve Irak arasında sürekli olarak sorun yaratmıştır. Nitekim Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) ile Fırat–Dicle sularının paylaşımı zaman zaman aynı çerçeveye sokulsa da, doğrudan resmi bir ilişki yer almamaktadır. Lakin dolaylı ilişkilerin bulunduğu yadsınamaz. Şöyle ki:
Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) nedir?
BOP, ABD öncülüğünde 2000’li yılların başında stratejik plan olarak ortaya çıkarılıp Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da “demokratikleşme, ekonomik kalkınma ve istikrar” sağlamak amacıyla dünya kamuoyuna lanse edildi.
Ama öyle olmadı. Gelinen noktada bu projenin asıl amacının enerji kaynaklarını kontrol, İsrail’in güvenliği, sınır düzenlemeleri ve bölgesel egemenliği ele geçirmek olduğu kesin olarak anlaşıldı.
Fırat ve Dicle’nin Önemi
- Kaynağı Türkiye’de, geçişi Suriye’de, kavuşumu ve denize dökülmesi Irak’ta olan iki stratejik nehirdir.
- Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) sayesinde su üzerinde önemli bir kontrolü var. (Özellikle Atatürk Barajı tünellerinin kapakları açılarak, kanallar vasıtasıyla Harran Ovası'na su verilmesi).
- Bu sular, Irak ve Suriye için hayati önemde; içme suyu, tarım ve enerji açısından bağımlılar.
- Orta Doğu’da su, petrol kadar stratejik bir güç faktörü oluşturuyor.
Büyük Ortadoğu Projesi ile Fırat ve Dicle nehirlerinin ilişkisi nedir?
- BOP belgelerinde “Fırat ve Dicle’den Orta Doğu’ya su aktarımı” açıkça yazılmamıştır.
- Ancak bölgedeki su paylaşımı sorunları, BOP’un öngördüğü “sınırların yeniden şekillenmesi” ve “kaynakların uluslararası denetimi” tartışmalarıyla ilişkilendirilmektedir.
- İsrail’in tarih boyunca gündeme getirdiği “Mezopotamya sularının Orta Doğu’da kurak bölgelere öncelikle İsrail ve Ürdün’e yönlendirilmesi” projeleri vardır. Tüm bu fikirler BOP’un perde arkasındaki hedeflerle bağlantılıdır. Esasen İsrail, tarih boyunca Fırat ve Dicle’den ülkesi ve Ürdün’e su transferini stratejik hedefleri arasında görmüştür.
SONUÇ
Yakın gelecekte SU petrolden kat be kat önemli duruma gelecektir. Petrol olmadan da yaşam devam eder ama su olmayınca bunu söyleyemeyiz. Yıldız Teknik Okulunda (bugün üniversite) öğrenciyken modern kimya dersi hocamız İ. Hakdiyen ‘’En iyi içme suyunun Fransız sertlik derecesi* 100 – 200 mg /L dir, çünkü bu aralıkta ne çok yumuşak (mineral eksikliği olmaz, ne de çok sert (böbrek taşı riskini artırmaz, içilen çayın tadını bozmaz)” derdi. Şimdilerde falan markanın sertliği şu, filan firmanın sertliği bu gibi fantezilerden vazgeçtik. Temiz içme suyu bulabilirsek ne mutlu bize. Bu nedenle her şeyden önce sadece biz değil tüm dünya insanlarının, suyun tüketimi konusunda daha duyarlı, bilinçli ve dikkatli olmalarında büyük yarar bulunmaktadır.
*Suyun sertliği, su içerisinde bulunan iyonların sayısını ve özellikle kalsiyum ile magnezyumun sülfat ve karbonat tuzlarının miktarını belirtmek üzere kullanılan bir terimdir. Ülkemizde suyun sertlik derecesini saptamak için Fransız standardı kullanılmaktadır.