Eğitim öldüğünde spor da ölür sözü, kelime olarak kendisi yok anlamındadır. Üniversiteler düşünce kuruluşlarıdır. Evden işe, işten eve gelip gitme yerleri değildir. Sporda eğitim konusunda Üniversiteler ne diyor, bu önemlidir. Çünkü olimpiyat sonrası alınan sekiz madalya, antrenör kurslarında sorun olduğunu da göstermektedir. Satranç başta oyun kur, sonra bilgeliği göster niteliğindedir. Avrupa’ya Araplarla gelmiştir. Olimpik spor dalları da sporu insanlığa tanıtmıştır. Ama küresel profesyonel spor ondan rol çalmıştır. Nitekim profesyonel teniste yasaklı madde kullanan bir sporcu fitness eğitmeninin yanlışlıkla bu maddeyi vermesi bahanesiyle kurtarılmıştır.
Birisi ana cadde üzerinde yürürken vitrin camını kırsa elli kişi meraktan döner bakar. Yine yolda bir trafik kazası olsa, diğer araçlar yavaşlar ve ne oldu acaba derler!
Ne yazık ki; Olimpik spor dallarına dönüp bakanların sayısı ise çok azdır. Bakanların artması madalya sayısının artmasına bağlıdır. Bu da ancak dünya çapında antrenör yetiştirmekle mümkündür. Satrançta kesin kazandım diyenlerin kaybettiği çok görülmüştür! Satrançta şahı korumak adına yapılan stratejik oyunlar çok önemlidir. Olimpik spor dallarını koruyacak olan da en üst düzeyde verilen antrenör eğitimleridir.
Olimpiyatlarda Para Judoda kadın sporcu sakatlandığı için bronz madalyada kalıyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Her federasyonun fizyoterapisti, diyetisyeni, psikoloğu, masörü var deniliyor. O zaman bu kadar sakatlık neden oluyor?
İki su kitlesi bir olmaz. Biri tatlı, biri tuzlu. Biri içilir, öbürü içilmez. Ama ikisi de sudur. Olimpik sporlar içilebilen tatlı sudur, Küresel profesyonel spor da tuzlu sudur. Ancak bahis oynatarak seyirci toplamaktadır
Olimpik sporda ayağa batan dikeni çıkarmak lazım. Bu da eğitimle gerçekleşir. Bu Eğitim ailesi öyle hareket etmeli ki evin içini temizlemeli. Bunun için daha önce evin pis olduğunu görmek lazım. Kirlettiğini temizlemek, dağıttığını toplamak uygarca bir davranıştır.
Spor eğitimine hayranlık duyan kitleler bile 8 madalyada kaldığımızı görünce boşa kürek çektiğimizi anlıyor. Kısaca her toprak kendine uygun meyve veriyor. Eğer spor eğitiminin bir planı olmazsa, olimpiyattaki sekiz madalyanın kazanılması da bir hayal olabilir.