Futbolda, bugüne kadar hakem sorununda “Hangi hakem?”, “Hangi MHK Başkanı?” veya “Hangi TFF Başkanı?” sorularını tartışıyoruz. Her kafadan bir ses çıkıyor. Belki de artık, kişileri bırakıp hakemlik sistemini konuşmalıyız.
Sayın Mahfi Eğilmez’in “Futbolda Hakem Sorununun Çözümü” (https://follow.it/mail?t=l5fhgzjsgjrwi33ym53xc3kulbiewrtgnrjugrsmgzpwywlnjffq) yazısı çok güzel, konu çok hassas bir duruma geldi. Artık, Türkiye’de daha ciddi bir futbol kazası-belası çıkmadan hakem hatalarına bir çözüm bulunulmasının zamanı geçiyor.
Hakem hatalarını azaltmak için, 1999, Dördüncü Hakem uygulamasına geçildi. Dördüncü hakemler orta hakemi Gözden Kaçan Şiddetli Hareketleri, Yanlış Oyuncuya Kart Gösterilmesi, Ceza Sahası ve Çizgi İhlalleri, penaltı veya hata konusunda uyarabilir. Bu nedenle, çalıştırıcılar saha kenarında durmadan 4. hakeme koşuyor.
Daha sonra 2018 yılında İngilizce kelimelerinin baş harflerinden oluşturulan VAR (Video Assistance Referee) diye bir sistem getirildi. Amaç, hataların önüne geçmekti. Ancak, aynı ekrana bakıp farklı şeyler görünce VAR mı, YOK mu şüpheye düştük. VAR’sa da, her hafta yeni bir kriz de VAR. İlginç olan, maçın ardından tekrarları izlediğimizde, tartışmaların ve öne sürülen iddiaların önemli bir bölümünün gerçekten karşılığı VAR.
Futbol Federasyonu (TFF) Başkanını ve/veya Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanını değiştirelim mi? Geçmişte çok değişti, ama hakem hataları-şikâyetleri sona ermedi. Yok, bahis dediler, yok siyaset dediler, yok o hakem taraflı dediler, “Aynı sıkıntılı hakemler, hep aynı takımın maçına veriliyor” dediler dediler ve demeye devam ediyorlar.
Sonuçta Türkiye hakemler konusunda uluslararası bir itibar kaybı yaşıyor. Eskiden Avrupa, Dünya Kupalarında düdük çalan hakemlerimiz varken, artık Milli Takımızın katıldığı 2026 Dünya kupasına, katılmayan ülkelerin hakemleri bile düdük çalarken, hiçbir Türk hakeminin alınmaması, bu konuda yolun sonuna geldiğimizin işaretidir.
Neler denemedik ki, maçların yabancı hakemlerce yönetilmesi, VAR hakemlerinin yabancı olması. Hiçbiri ilaç olmadı. Buradan şöyle bir sonuç çıkaralım mı? Sorun yalnızca hakemlerde, kişilerde değil, hakemlik sisteminin kendisinde olabilir mi? Diğer taraftan, sistemdeki bozuklukları sahada Futbol hakemine yapılan fiili saldırılarda da görüyoruz.
MHK’nin Yapısı ve İşleyişi Nasıl?
Bugünkü yapıda hakemlerin seçilmesi, terfileri ve maçlarda görevlendirilmeleri gibi kritik konularda yetkili olan MHK, Federasyona bağlıdır. Bu kadar önemli bir kurumun, Merkez Bankası, SGK benzeri bağımsız bir kurum olmalıdır ki, mümkün olduğunca sportif ve siyasi baskılardan uzak kalabilsin.
Bana göre; MHK, Almanya ve İngiltere’de olduğu gibi, TFF ile koordineli çalışan ancak tamamen bağımsız bir kurum haline getirilmelidir. MHK üyeleri belirli ve güvence altına alınmış bir süre için, örneğin üç yıl için seçilmeli ve değiştirilmemelidir. MHK Genel Kurulunun yapısı; hakemlik, futbolculuk ve çalıştırıcılık hayatını tamamlamış UEFA, FIFA hakemliği hakkını kazanmış tüm hakemler, bu güne kadar görev yapmış tüm milli takım çalıştırıcıları, bu güne kadar en az 20 kez milli olmuş tüm futbolcuların tabi üye olduğu, çoğulcu demokrasiyi sağlayabilecek güçte ve kalabalık olmalıdır.
Hakemi Eğitimi; En az hukuk mezunu yargıç kadar eğitimden ve tecrübeden geçmeli, bir psikolog kıvamında olmalıdır. Çünkü hakemin kararları milyonları etkiliyor. Türkiye’deki Spor Fakültelerinde, Antrenörlük Eğitimi Bölümü, Spor Yöneticiliği Bölümü, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümleri yer alırken, sporun olmazsa olmazı, hakemlik eğitimi bu okullarda neden yoktur? Bugün hakem olmak için lise mezunu olup federasyonların (TFF, TBF, TVF vb.), kurslarına katılmak yeterlidir.
Sonuç olarak, Bugüne kadar tartıştığımız “Hangi hakem?”, “Hangi MHK Başkanı?” veya “Hangi TFF Başkanı?” sorularını bırakıp, aklımızı “Nasıl bir hakemlik sistemi?” sorusuna yormalıyız.