Zeki Müren, 1931 yılında Bursa’da doğan Türk sanat müziğinin en ikonik isimlerinden biriydi...
Güçlü sesi, eşsiz Türkçe diksiyonu ve sahne ihtişamıyla “Sanat Güneşi” olarak anılıyordu... İstanbul’da eğitim gördüğü yıllarda müzik kariyerine başlayan Müren, 1950’lerden itibaren plakları, konserleri ve filmleriyle büyük bir yıldız hâline gelmişti...
SAHNE VE STİL DİLİ
Sadece müziğiyle değil, taşlı, tüylü, renk renk kostümleri, kadife ceketleri ve cesur ışıl ışıl eşsiz sahne tarzıyla da Türkiye’de modanın en unutulmaz figürlerinden biri olmuştu...
Yıllarca, klasik Türk sanat müziğine, zarafet ve teatral bir ihtişamla kaplı, renkli bir vizyon kazandırdı...
1996 yılında İzmir’de hayatını kaybeden Zeki Müren, bugün hâlâ sesi ve stil mirasıyla Türk sanat müziği kültürünün en özel ikonlarından olarak kabul edilir...
Sahneye adım attığı ilk günden beri kendi kostümlerini tasarladığını bildiğimiz Zeki Müren’in Milano galerilerine, Torino fuarlarına götüren halı tasarımcısı kimliği de beni hiç şaşırtmazken, Müren’in o zamanki adıyla Güzel Sanatlar Akademisi, şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversite’nin “Süsleme Sanatları Bölümü Yüksek Kısım” adlı bölümünden 1954 yılında mezun olduğunu öğreniyoruz...
SANAT KOKULU HAUTE COUTURE GARDROP
Zeki Müren, yalnızca bir sanatçı değildi elbette, Türkiye’nin sahne ışığını couture bir pelerine çeviren ilk stil ikonlarından biriydi...
Yukarıda bahsettiğim gibi kadife ceketler, taş işlemeli smokinler, dramatik yüzükler, taş çakmalı topuklu ayakkabılar, ve kusursuz mendiller… Onun gardırobu sanki sahne ile haute couture arasında kurulmuş bir köprüydü...
Sanat güneşimiz Türk sanat müziğine zarafet kazandırırken, sahne kostümlerini de başlı başına dev bir gösteriye dönüştürüyordu...
Dönemin klasik erkek giyim kurallarını yıktı, satenler, işlemeler ve cesur siluetlerle kendi estetik dilini yarattı... Bugün “genderless fashion” diye konuşulan pek çok duruşun, Zeki Müren’in aynalı kulislerinde yıllar önce hayat bulduğunu söyleyebilirim... Dolayısıyla stil , yalnızca giyinip çıkmak değildi , bir yıldız yaratmaktı. Ve onun ellerinde her yüzük bir repliğe, her pelerin bir final sahnesine dönüşüyordu...
Bu yüzden Zeki Müren’in modayla ilişkisi, yalnızca kıyafetle kalmıyordu... İhtişamın gösterişinde kontrollü sanatını yaratıyordu...
Türk sahne kültürünün en parlak couture yıldızlarından biri olarak hâlâ ilham vermeye devam ediyor... Sahnesi ve kostümleri gibi ruhuda ışıl ışıl nur olsun.