Türkiye'de 1950 sonrasında yaşanan siyasi dönüşümler, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerinde önemli etkiler yaratmıştır. Farklı dönemlerde iktidara gelen hükümetler, çeşitli gerekçelerle yazarları, gazetecileri, karikatüristleri, akademisyenleri ve sanatçıları soruşturma, tutuklama ve mahkûmiyet süreçlerine maruz bırakmıştır. Bu durumu bazı örneklerle açalım.
1950 - 1960 ve 1960 - 1980 arası yıllar: 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı döneminde basın üzerindeki baskılar zaman zaman yoğunlaşmıştır. Özellikle hükümet eleştirileri nedeniyle gazeteciler ve yazarlar hakkında davalar açılmıştır.
Aziz Nesin: Türk mizah edebiyatının önde gelen isimlerinden Aziz Nesin, yaşamı boyunca birçok kez gözaltına alınmış ve yargılanmıştır. Yazıları ve siyasi eleştirileri nedeniyle özellikle 1950'lerden itibaren sık sık devlet kurumlarının hedefi olmuştur. Düşünce ve ifade özgürlüğünün simge isimlerinden biri olarak kabul edilir.
Sabahattin Ali: 1948'de öldürülen Sabahattin Ali'nin eserleri ve siyasi duruşu sonraki yıllarda da Türkiye'deki aydın baskılarının sembollerinden biri olmuştur
Vedat Türkali: Romanları ve siyasi görüşleri nedeniyle soruşturmalara uğrayan Vedat Türkali, Türkiye'de siyasal nedenlerle yargılanan önemli edebiyatçılardan biridir.
İlhan Selçuk: Gazeteci-yazar İlhan Selçuk çeşitli dönemlerde gözaltına alınmış ve hakkında davalar açılmıştır.
1980 Darbesi Sonrası: 12 Eylül 1980 askeri darbesi, Türkiye'deki aydınlar üzerinde en geniş kapsamlı baskı dönemlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Yılmaz Güney: Sinemacı, senarist ve yazar Yılmaz Güney, çeşitli davalar nedeniyle uzun süre cezaevinde kalmıştır. Hapishanede bulunduğu dönemde de üretmeye devam etmiş, eserleri uluslararası alanda ilgi görmüştür.
Yaşar Kemal: Kürt gerçeğini yazdığı için yargılanan, 1995'te de hapis cezası alan büyük romancı. Nobel'e aday gösterilen bir yazarın devlet tarafından "bölücülükle" suçlanması bir dönemin özetidir.
1990'lı Yıllar: Kürt sorunu, terörle mücadele politikaları ve siyasi kutuplaşma nedeniyle özellikle gazeteciler ve insan hakları savunucuları hakkında çok sayıda dava açılmıştır.
İsmail Beşikçi: Sosyolog olan Beşikçi, gerek Kürt sorununa dair akademik çalışmaları gerekse Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve tek partili dönem üzerine yazdığı eserler nedeniyle sık sık yargılandı. Hayatının 17 yılını cezaevinde geçirerek Türkiye'de en uzun süre cezaevinde kalan aydınlardan biri ve bilimsel düşüncenin nasıl cezalandırıldığının en net örneği olmuştur.
2000 Sonrası Dönem: 2000'li yıllarda Avrupa Birliği’ne katılabilmek üzere yapılan reformlarla bazı alanlarda ilerlemeler sağlanmış olsa da, farklı siyasi süreçlerde yeniden çok sayıda dava gündeme gelmiştir.
Ahmet Altan: Gazeteci ve romancı Ahmet Altan çeşitli suçlamalarla yargılanmış ve uzun süre tutuklu kalmıştır.
Turhan Selçuk: Karikatürleri nedeniyle çeşitli soruşturmalarla karşılaşmıştır.
Musa Kart: Karikatürist Musa Kart, çizimleri ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanan çizerlerin en bilinen örneklerinden biridir.
Penguen, Gırgır ve Leman Yazar Çizerleri: Farklı dönemlerde siyasi karikatürler nedeniyle haklarında davalar açılmıştır. Bu durum mizah dergilerinin Türkiye'deki ifade özgürlüğü mücadelesinde başı çekerek o dönemin önemli aktörleri olmasını sağlamıştır.
Uğur Mumcu: 1980'lerin en cesur araştırmacı gazetecisidir. Yazdığı kitaplar ve yazılar nedeniyle sürekli tehdit edilmiş ve defalarca gözaltına alınmıştır. 1993'te aracının altına bomba konularak katledilmiştir.
Türkan Saylan: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı, cüzzamla savaşı bitiren bilim insanı. 1980'lerde irtica tehdidini yazdığı için hedef olmuş, 2000'lerde evi kanser hastasıyken basılarak itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır.
Mehmet Haberal: Dünyaca tanınmış doktor, profesör, üniversite kurucusu. Ergenekon / Balyoz sürecinde terör örgütü üyesi gibi gösterilmiştir. Ne yazık ki Türkiye’de ilk böbrek naklini gerçekleştiren bu mümtaz insan 4 yıl tutuklu kalmıştır.
Fazıl Say: Yine Dünyaca tanınmış ünlü piyanistimiz attığı bir tweet den ötürü 10 ay hapis cezası almış, sonuçta notası değil ‘tweet’i yargılanmıştır. Diğer taraftan:
Ahmet Şık, yazdığı kitap basılmadan toplatılıp hapse atılmıştır. Bir kitabın basılmadan suç sayılması, düşünce özgürlüğü açısından büyük tartışmaya yol açmıştır.
Osman Kavala, 2017'den beri Gezi iddiasıyla tutukludur. Anayasa ve AİHM’nin sayısız kararına karşın hala bırakılmamıştır.
Müjdat Gezen - Metin Akpınar, aynı dosyada, aynı gün gözaltına alınan diğer duayen sanatçılardır. İki ustanın aynı anda adliyeye götürülmesi, mizaha ve eleştirel düşünceye verilen gözdağından başka bir şey değildir.
SONUÇ:
Özellikle 1950’den bugüne aydın tutuklamalarının ortak noktasını şöyle belirtebiliriz:
- Şiddet Yok, Fikir Var: Hiçbirinin elinde silah yoktur. Suç aleti daktilo, piyano, neşter veya mizahtır.
- Hukuk Daima Hep Araç: TCK 141, DGM, Özel Yetkili Mahkeme, adli kontrol. Sonuç ve işlev nihayetinde aynıdır. Özgürlüğü kısıtlama.
- Süreklilik: DP, AP, CHP, ANAP, AKP hiç fark etmez. İktidar değişir ama iktidarlara eleştiri yönelten aydınlara karşı baskı ve yıldırma politikası fazla değişmez.