CHP 9 Eylül 2026’da 102. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Partinin kalbi Ankara’daydı. Genel Başkan, Parti Meclisi üyeleri, Belediye Başkanları kürsüdeydi. Ama Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş o karede yoktu.
Türkiye’nin en eski partisi için bu sadece bir yıl dönümü değil, bir direniş ve ayakta kalma öyküsüydü. Ankara’da genel merkezde bayraklar, konuşmalar, örgüt vardı. Kameralar partinin tüm önemli isimlerini çekti. Tek bir eksik vardı: Ankara’nın sahibi, CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş. Mansur Başkan’ın aynı gün içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmek yerine kuruluş yıldönümünde bulunması hem kesin gerekir hem de çok şık olduğu gibi yoğun eleştirilere de maruz kalmazdı.
Yavaş, bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ise bunu büyük ölçüde CHP’ye borçludur. 2019 ve 2024’te partinin tüm örgüt ve seçmeni onun arkasında durdu. Siyaset sadece "hizmet" değildir. Aynı zamanda vefa, aidiyet ve omuz omuza durmaktır. MHP kökenli olmakla birlikte (ki bunu zaten hiçbir zaman inkâr etmedi) Ankara’ya Büyükşehir Belediyesi Başkanı olabilmek için katıldığı partisi 102 yaşına basıyor ama o kutlamada bulunmuyor. Yavaş’ın savunması belli: "Ankara için görüşüyorum, hizmet için gidiyorum!". Fakat eleştiriler “7 yıldır Başkansın CB ile görüşmeğe bula bula partinin 102. Kuruluş yılı gününü mü buldun?” Hem CHP’den belediye başkanı seçil, hem de CHP’nin en temel gününde yerini alma’’ şeklinde geliyor ki bu eleştirilerde haklılık payı var. Yavaş’ta bir taraf olmak yerine bi taraf olmayı yani partisiz olmayı CHP seçmeni yanında CHP’nin içinden çıkan Yeni Parti’, iktidar ve diğer sağ parti seçmenlerini de kucaklamak istiyor.
Diğer taraftan Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken Yavaş, en çok konuşulan adaylardan biri olduğundan bu davranışı sıkıntı yaratıyor. Çünkü "Ben CHP’nin adayıyım" demekten ısrarla kaçındığı gibi "Ben tüm partilerin üstündeyim" mesajı da vermek istiyor.
Bu sadece kendisini değil, CHP’yi de zorda bırakmış ve Seçimlere 2 yıldan az zaman kala partisinin kuruluş gününde bulunmaması örgüt ve seçmeninde de rahatsızlık yaratmıştır Mansur Yavaş kuşkusuz bu adımı attıktan sonra neler olabileceğini düşünüp hesap etmiştir. Ama siyaset matematik değildir. Sadece "oy hesabı" ile yürümez. Aidiyet ve ilke de ister. 9 Eylül’de verilen fotoğraf şunu söyledi: "Ben CHP’den de öteyim." Bu tabanda şu soruyu doğurabilir: "Bizim günümüzde yoktun, o halde - ben sizden biriyim - mesajı da fazla bir şey ifade etmez..
İKİ TARAFA DA ŞİRİN DAVRANMAK:
Siyasette şirin yani tarafsız davranmak yeni bir şey değil. Ama sonuçları genelde olumsuz olmuştur. Bu davranışın getirdiği yararları ise şöyle sıralayabiliriz:
- Medyada iktidara yakın kanalların da işine geldiğinden "uzlaşmacı isim" olunur, Ekranlarda kalma süresi 2 katına çıkar.
- "Ne sağcı ne solcu, hizmetçi" algısı oluşur. Kararsız seçmenden, hatta karşı partilerden de oy alma olasılığı doğar.
-Hem partine "bensiz kazanamazsınız," hem de Yeni Parti, iktidar ve diğer sağ partilere "benimle çalışırsanız sorun çıkmaz" dersin. Böylece 2 hatta 3 sandalyen olur. Mansur Başkan şu an tam olarak yukarıda bahsettiğimiz avantajları elde ediyor. Adı her gün konuşulup anketlerde en önde yer alıyor. Ancak bu hareketin eksileri de bulunmakta. Şöyleki:
- Kendi tabanında güvensizlik oluşabilir. Bunu tekrar geri getirmek zordur.
- Adayı sandıkta kazandıran şey örgüttür. "Bizim 102. Kuruluş günümüze gelmedi" deyip gönül koyabilir.
- Yeni Parti, diğer sağ partiler ve İktidar, seni kendilerine bir sürü avantaj sağlamak ve / veya - böl ve yönet politikası- güderek destekleme hesabı yapıp şimdilik onay verebilirler. Fakat kimse "bizdendir" diye sahiplenmez. En kritik anda bir bakarsın ortada yapayalnız kalmışsın!
SONUÇ:
Siyaset bilimci bir hocanın sözü: “İki sandalyede oturan, önünde sonunda yere düşer.”
Mansur Yavaş şu an "getirdiği" kısmı yaşıyor: Anketler, ekranlar, övgüler, vb.
"Götürme" olasılığı olan kısmı ise yakınlaşan seçimlerde saklı: Güven, Örgüt, İlke.
Mansur Başkan sıkışık ve zor durumda, Yani İki Arada Bir Derede, işi zor.