Önce başlıkta belirtilen ‘kara para aklama’ ve ‘finansal anatominin’ ne olduğunu açalım.
Kara Para Aklama: Yasa dışı yollarla elde edilen gelirlerin meşru bir kaynaktan kazanılmış gibi gösterilmesi için yapılan uygulamalardır.
Finansal anatomi: Bir bireyin, veya işletmenin finansal sağlığını derinlemesine inceleyen ve yapısal bileşenlerini ortaya koyan bir kavramdır. Gelir, gider, varlık, borç ve nakit akışı gibi unsurların birbiriyle olan ilişkisini analiz ederek finansal tabloyu ortaya çıkarır.
Uluslararası kuruluşların yaptıkları araştırmalar küresel çapta yılda 800 milyar ila 2 trilyon dolar arası kara paranın aklanarak yasal dolaşıma sokulduğunu göstermiştir. (Bu yapılmadığı takdirde aklanmayan para bir işe yaramaz). Bu devasa hacmin çok büyük bölümü; uyuşturucu ticareti, kadın ticareti, insan ve organ kaçakçılığı ile kamu ihalelerinde rüşvet ve yolsuzluk gibi suçlardan beslenir.
SUÇ TÜRLERİNE GÖRE KARA PARA HAREKETLERİ
Uyuşturucu Ticareti:
Dünyanın başına en büyük dert olan ve günümüzde de hâlâ tam olarak önlenemeyen yasa dışı suç ekonomisidir. Bütünüyle nakit çalışır. Sokak satışı sonrası elde edilen banknotların bankaya yatırılması risklidir. Bu nedenle para çok sayıda kişiye bölünerek yatırılır. ‘Smurfing’ denilen bu yöntem, yasa dışı yollarla elde edilen büyük miktardaki paranın, bankaların şüpheli işlem bildirim limitlerine takılmaması için küçük parçalara bölünerek, farklı kişiler adına farklı hesaplara yatırılmasıdır.
Burada kara para; restoran, inşaat, oto galeri gibi yoğun olarak ve büyük çoğunlukla nakit çalışan sektörlere aktarılarak sisteme sokulur. Diğer yandan Üretim ülkesinden transit ülkelere, oradan tüketim ülkelerine uzanan uluslararası lojistik ağlar yoluyla da yasa dışı gelirler vergi cennetlerindeki ‘paravan’ (kâğıt üzerinde bulunan) şirketlerde toplanır.
Kadın Ticareti ve Cinsel Sömürü:
İnsan bedeni üzerinden elde edilen gelirin aklanması özellikle zordur çünkü kurbanlar çoğunlukla kayıt dışı çalıştırılır. Düşük maliyet, yüksek kâr oranı vardır. Gelir günlük ve yine nakit olarak elde edilir. Kullanılan yöntemler; masaj ve güzellik salonları, gece kulüpleri, model ajansları gibi sözde yasal görünen işletmeler üzerinden gelir göstermek, kiralanan gayrimenkuller ve sahte fatura düzenlemek şeklindedir. Gelir doğrudan organizatörün kontrolündeki şirketlere aktarılarak iz kaybettirilir.
İnsan Kaçakçılığı:
Mülteci ve göçmenlerin yasa dışı yollardan taşınmasından elde edilen gelirlerdir. Kişi başı 5.000 ila 20.000 dolar arası ücret alınır. Ödemeler kripto veya "hawala" gibi kayıt dışı sistemlerle ve bankalar işin içine sokulmadan yapılır.(Örnek olarak, yasa dışı malı getirip teslim eden kişiye malı alan, bir gazete parçasını rastgele yırtarak parçanın birini malı getirene verir. O parçalar genelde yurt dışında karşılaştırılır. Parçalar arasında uyum sağlandığında ödeme yapılır. Bu yöntem tamamen güven üzerine tesis edilmiştir. Taraflardan biri yamuk yaparsa silahlı çatışma kaçınılmaz olur.) Kullanılan kuruluşlar: Seyahat acenteleri, sahte iş vizesi şirketleri ve lojistik firmalarıdır. Toplanan para 3. ülkedeki hesaplarda biriktirilir. Bu tür suçlar, terör finansmanı ile kesişme riski nedeniyle bankalar tarafından en çok izlenen alanlardan biridir.
Büyük Ölçekli Rüşvet ve Yolsuzluk:
Kamu ihaleleri, imar, telekomünikasyon altyapısı, enerji gibi alanlarda elde edilen rüşvetler bu sınıfa girer. Miktar oldukça büyük ve tek seferdedir. Hesaplaşmalar nakit değil, genellikle şifre kullanarak menkul veya gayrimenkuller üzerinden takas yapılarak gerçekleştirilir.
Kullanılan Yöntemler: "Rüşveti danışmanlık ücreti" gibi göstermek, Şirketlerin veya kişilerin, kendi ülkelerindeki yüksek vergilerden kaçınmak veya gizlilik sağlamak amacıyla, genellikle vergi avantajları sunan ülkelerde (yani vergi cennetleri) kurdukları şirketler vasıtasıyla ya da akraba veya güvenilir kişiler üzerine gayrimenkul, lüks yat ve sanat eseri alımı şeklindedir. Bunun sonucu aklanan para tekrar yasal alım - satımlara yatırım olarak döner.
ZEYTİNYAĞI SKANDALI VE KARA PARA AKLAMA
Türk dış ticaret tarihine "Zeytinyağı Skandalı" olarak geçen 1967 yılındaki meşhur olaydan bahsetmemek olmaz. Olay, yurt dışına yapılan ihracatta fiyat farkından ve vergi iadelerinden haksız kazanç sağlamak amacıyla kurgulanan bir sahtekârlıktır. Süreç şöyle oluşmuştur. Amaç: İhracat teşviklerinden ve o dönemdeki döviz kuru farklılıklarından yararlanarak devleti zarara uğratıp kara para aklamak. Yöntem: İzmir ve çevresindeki bazı ihracatçı firmalar, İtalya'ya "saf zeytinyağı" adı altında binlerce ton yağ ihraç ettiklerini beyan ettiler. Ancak varillerin içinde zeytinyağı yerine, endüstriyel atık ve makine yağı karışımı ucuz maddeler bulunuyordu. Ortaya çıkışı bir ihbar üzerine olmuş, İtalya’daki alıcı firmaların varilleri laboratuvar testine sokmasıyla patlak vermişti. Yağların zeytinyağı yerine, kullanılmış makine yağı ve parafin olduğu saptandı. Neticede İtalya’nın malları iade etmesiyle durum Türkiye'de büyük bir krize dönüştü. Türk zeytinyağının uluslararası pazardaki itibarı ciddi şekilde zedelendi ve bu üzücü lekenin temizlenmesi ne yazık ki uzun yıllar aldı.
Sonuç
Uyuşturucu, insan ticareti ve yolsuzluk sadece bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda devasa bir finansal sorundur. Kara para aklama bu suçların devam etmesini sağlayan yakıttır. Mücadele sadece kolluk kuvvetleriyle değil, finans sektörü, hukuk ve toplumun şeffaf davranmasıyla mümkündür. Paranın izini sürmek, çoğu zaman suçlunun kendisini yakalamaktan daha etkilidir.
Yasa dışı kara paranın Ekonomi ve topluma getirdiği maddi ve toplumda sıkıntı yaratan durumları da şöyle sıralayabiliriz.
- Vergi kaybı, Haksız rekabet, Enflasyon ve kayıt dışı ekonomi, Organize suçların güçlenmesi.
- Devletin itibarına olan güvenin azalması.