20 Ocak 1990 tarihi, Azerbaycan Türklerinin bağımsızlık yürüyüşünün kanla bastırıldığı, tarihe; "Kanlı Ocak" olarak kazınan acı bir insanlık trajedisidir. Sonrası ise Azerbaycan ve Türk dünyası adına milli birlik ruhunu pekiştiren bir dönüm noktasıdır.

Yaklaşık 70 yıllık kapalı, baskıcı yönetimden sonra, Sovyetler Birliği bütününde dağılma süreci yaşanmaktadır. Bu nedenle birlik ülkelerinin hepsinde başlamıştır bağımsızlık hareketleri. Azerbaycan halkı da hep bir ağızdan bağımsızlık talebini dile getirmek ister. Bakü Azatlık Meydanı'nda barışçıl istekle ve silahsız olarak bir araya gelinmişken, Sovyet tankları ve 26 bin askerden oluşan Rus Ordusu, Ermenileri korumak ad dehşet saçarak meydana vardı ve topluluğun üzerine otomatik silahlarla ateş açmaya başladılar. Kederle izledik.
O gün -sayılabildiği kadarıyla- 137 sivil hunharca katledilirken, yaklaşık 700 kişi yaralandı. Tanklar ve askerler barikatları aşmış, rastgele ateş açarak dehşet saçıyordu. Sadece meydandakiler değil, işlerine gitmekte olan, hatta penceresinden dışarı bakan insanlar bile bu vahşetin hedefi oldu.
Kanlı 20 Yanvar(Ocak) katliamı ile Azerbaycan’ın masum halkı katledildi ancak aynı zamanda halkın bağımsızlık mücadelesindeki haklılığı ve kararlılığı da pekişti. Bu nedenle her yıl 20 Ocak'ta, Azerbaycan halkı bu acı günü aynı meydanda toplanarak anmakta, şehitlerini rahmetle yad etmekte, ayrıca kitaplar ve basın yoluyla da bağımsızlık ruhunu diri tutmaktadır.
Türkiye’deki Etkisi
Kanlı 20 Ocak Türkiye’de günlerce gündem oldu. Iğdır, Kars gibi Doğu illerinde halk: Türk Ordusu Bakü’ye!“ sloganıyla ayaklandı. Küçük bir Türk düşmanı grubun dışındaki bütün kesimler Azerbaycan Halkıyla dayanışma sergiledi. Televizyonlar, radyolar, yazılı basınımız günlerce geniş yer verdi. 20 Ocak Bakü Katliamı hâlâ Rus merkezli Sovyet rejiminin insanlık dışı baskıcı yüzünü gösteren kara bir leke olarak Türk Halkının hafızasında yaşamaktadır.
Manşetlerle 20 Yanvar Katliamı
İşte bazı 20 Ocak manşetleri ve kritik tespitler:
Azerbaycan Basını:
Sovyet sansürü altında olan Azerbaycan basını, katliamdan hemen sonra büyük bir cesaretle gerçekleri halka duyurmaya çalıştı. İşte bazı örnekler:

  • Azadlıq: "Haqq Verilməz, Alınar!"
  • Sahar (Seher): "Qanlı Yanvar: Xalqımızın Azadlıq Meydanı"
  • Gelenekselleşen Tanım: "Şəhidlər Xiyabanı: Müstəqilliyin İlk Qurbanları"

Kritik Tespitler:
-Azerbaycan basını ve aydınları için 20 Ocak, bir "matem" gününden ziyade bir "şeref ve istiklal" günü olarak kodlandı.
-Katliamın hemen ertesi günü Haydar Aliyev’in Moskova’daki Azerbaycan Temsilciliği’ne giderek yaptığı sert açıklama, basında "Korku Duvarının Yıkılışı" olarak yorumlandı.
Türkiye Basını: "Kardeş Kanı Akıyor"
Türkiye, o günkü teknik imkanlar ve karartma kısıtlılığına rağmen Bakü’deki vahşeti en yakından takip eden ve dünyaya duyurmaya çalışan ilk ülke olmuştur.
Bazı Manşetler:

  • Hürriyet: "Bakü’de Kızılordu Katliamı: Kardeşlerimiz Kurşunlanıyor!"
  • Milliyet: "Azerbaycan Kan Ağlıyor: Tanklar Sivillerin Üzerinden Geçti."
  • Türkiye Gazetesi: "Azeri Direnişi Gorbaçov’u Telaşlandırdı; Bakü’de Kızıl Dehşet."
  • Günaydın: "Mehmetçik Sınırda Bekliyor, Bakü Yanıyor."

Kritik Tespitler:

  • Türkiye basını olayı sadece bir "siyasi kriz" olarak değil, bir "milli trajedi" olarak ele aldı.
  • Sokaklardaki protestolar ve "Mehmetçik Bakü’ye" sloganları, Türkiye toplumunun Azerbaycan ile kurduğu duygusal bağın basın aracılığıyla siyasi bir baskı unsuruna dönüştüğünü gösterdi.

Batı Basını: "Demir Perde’de Çatlak"
Batı dünyası, başlangıçta, “açıklık ve yeniden yapılanma” sloganıyla gündem olan Gorbaçov’un "düzeni sağlama" argümanına temkinli yaklaşsa da sivil ölümlerinin boyutu ortaya çıktıkça eleştiri dozunu artırdı.
Bazı Manşetler:

  • The New York Times: "Soviets Send Troops into Baku as Turmoil Spreads." (Kargaşa Yayılırken Sovyetler Bakü’ye Birlik Gönderdi.)
  • The Times (Londra): "Gorbachev’s Bloody Saturday." (Gorbaçov’un Kanlı Cumartesisi.)
  • Le Monde: "L'Armée Rouge à Bakou: Le prix de l'unité." (Kızıl Ordu Bakü’de: Birliğin Bedeli.)

Kritik Tespitler:

  • Orantısız Güç: Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü), olayları "Kolektif Cezalandırma" olarak tanımladı.
  • Jeopolitik İroni: Batı basını, Nobel Barış Ödüllü Gorbaçov’un kendi halkına tanklarla saldırmasını büyük bir çelişki olarak analiz etti.

20 Ocak Sonrası Değişenler
20 Ocak gecesi Sovyet ordusu Bakü’deki enerji hatlarını ve televizyon vericilerini bombalayarak halkı bilgi kirliliğine mahkum etmek istemişti. Ancak bu "Bilgi Karartması", halkın öfkesini dindirmek yerine, bir milyonun üzerinde insanın ertesi gün sokaklara, meydanlara dökülmesine ve SSCB’nin inandırıcılığını yitirmesine neden oldu.
Sovyet Algısı Değişti
20 Ocak öncesinde Sovyet Sistemine karşı kısmen de olsa "Ortak Çatı”ve reform umudu varken, 20 Ocak sonrası "İşgalci Güç" algısı oluşmaya başladı, ardından tam kopuş oldu.
Milli Kimlik Bilinci Yükseldi
20 Ocak öncesinde Sovyet Azerbaycanlılığı söz konusuyken, 20 Ocak'la
Müstəqil (Bağımsız) Azerbaycan Türkçülüğü yükselişe geçti.
Basının Dili Özgürleşti
20 Ocak öncesinde basında sıkı sansür varken, "Olaylar" şeklinde verilecekken, sonrasında; “Özgürlük mücadelesi” ve "Soykırım" vurgusu yapıldı.
Bu nedenle; sadece Azerbaycan’la değil, bütün Türk dünyasında dilde, fikirde, işte birlik ruhunun korunması iyiliklerin yaygınlaşması, haksızlıklar ve olası kuşatmalar karşısında caydırıcı olacaktır.
Şehit ve Gazilere ve zarar gören bütün insanlara saygıyla...