Önceki bölümde, “Nevruz’da bölücülüğe, olumsuzluğa yer yoktur; Nevruz’un diriliş, bereket ruhu, olumluluk, yenilenme, hayata tutunma karakterlidir” diye ifade ettiğim gibi, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun birçok etnik ve dini yapıyı barındıran kültürel dokusuna uygun olarak Nevruz Bayramımız kutlana gelmiştir.
Bu, Selçuklu'da da Diyarbakır merkezli Akkoyunlu Türk Devletinde de Osmanlı’da da Cumhuriyette 1970 sonlarına kadar böyle sürmüştür. 1980 Askeri darbesi öncesi, "inanç-aşiret" eksenli sosyal yaşam sürmesine rağmen Güneydoğuda da renkli ritüellere dayalı Nevruz kutlaması yapılmış. Sonrasında hem darbenin, hem de PKK terör örgütünün bölgede yarattığı korku iklimiyle, sosyo kültürel yapı da tahrip oldu.
Emperyalist Büyük Oyun, Etnik Gruplar
bölgede, İngiltere'nin Osmanlı döneminde kurguladığı etnik “Kürt” tuzağı tıkır tıkır işletiliyor, maalesef. Bir yandan tarikat ve cemaatler ile cephe gerisinde ulusal kimlik bilinci yok edilmeye devam ederken, diğer yandan ABD’nin dönemsel aktör olarak örgütlediği önceki partiler ve DEM’in sinsi çalışmalarıyla da Türkiye aleyhine ciddi bir ayrışma boyutuna taşındı. Dün şeyhler-dervişler eliyle çıkarılan isyanlar bugün pkk üzerinden sergileniyor.
Tarihteki emperyal tuzakların devam etmesi elbette bizi şaşırtmıyor, ancak; adım adım gelen bölücülük karşısında İktidarıyla muhalefetiyle siyasetin etkin olmaması,Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gerekli tedbirleri almamasını/alamamasını anlamıyor ve içimize sindiremiyoruz. Çünkü, resmi kurum ve kuruluşlarda eksiklik aksaklık olunca, bilim çevresinin, sivil toplumun uyarıları dikkate girmeliydi.
Bu gerekli tepkilerde gecikildiği, yeterince gösterilmediği için, sanki bölgede sadece kürt nüfus varmış gibi bir algı yaratıldı. Halbuki, bölgede kökü Türkiye coğrafyasındaki Türk varlığı ile paralel olan olan farklı etnik yapılar var.
Akkoyunlu ve Karakoyunlu Mirası (Türkmenler): Diyarbakır merkezli Akkoyunlu Devleti'nin bakiyesi olan Bayındır, Döğer ve Avşar boyları, Diyarbakır’ın bazı köylerinde, Şanlıurfa’da Karakeçili aşireti, Elazığ hattındaki Türkmen boyları, kültürel kodlarıyla hâlâ halı desenleri, doğum-defin gelenekleri vb varlığını sürdürmektedir.
Ağrı ve Iğdır Hattı: Yerleşik adıyla Sürmeli Çukuru çevresinde yoğunlaşan Azerbaycan Türkleri (Karapapaklar/Terekemeler) ve bölgenin kadim Kürt aşiretleri mesela Torunlar, Güneşler, Zilanlılar birebir aynı yönetimleri, olayları yaşamışlardır.Hiçbiri diğerine göre farklı yönetilmemiş dışlanmamıştır.
Siirt, Mardin ve Şırnak: "Mezopotamya Üçgeni" algısı yerleşiktir Araplar (özellikle Siirt ve Mardin merkez), Süryaniler (kadim Hristiyan topluluklar) ve Kürt, Zaza aşiretleri iç içedir. Siirt’teki "Sancak" geleneği, doğrudan Osmanlı-Safevi mücadelesindeki sadakat hatlarına dayanır.
Hakkari ve Van: Safevi ve Osmanlı arasında denge unsuru olan yerel Kürt emirliklerinin (Hakkari Emirliği gibi) devamı olan aşiret yapıları (Pinyanişi, Ertoşi vb.) hakimdir.
Terör Öncesi Bölgedeki Sosyal ve Kültürel Etkinlikler
1980 öncesinde, bölgedeki etkinlikler siyasi bir kimlikten ziyade "bereket, kardeşlik ve ortak inanç" paydasında buluşuyordu:
1. "Bahar Bayramı" Olarak Nevruz (Nuroj/Yengi Gün)
Nevruz o yıllarda siyasi bir "başkaldırı" değil, toprağın uyanışı kutlamasıdır.
Diyarbakır ve Mardin: Şehir merkezlerinde büyük ateşler yakılır, esnaf "Nevruziye" dağıtırdı.
Köylerde: "Sere Sale" (Yılbaşı) denilen etkinliklerde gençler kılık değiştirir, ev ev gezip hediye toplardı. Bu, İç Anadolu'daki "Çiğdem Gezdirme" ile aynı mantıktadır.
2. "Ziyaret" ve "Yatır" Kültürü (Ortak İnanç)
Etnik kökeni ne olursa olsun (Türk, Kürt, Arap), halk aynı türbelere gidip kurban keserdi.
Siirt - Veysel Karani: Her yıl binlerce kişi kökenine bakmaksızın burada toplanır, büyük ziyafetler verilirdi.
Diyarbakır - Peygamber Kabirleri (Eğil): Halkın en büyük sosyal aktivitesi "ziyaret" günleriydi. Bu, toplumsal barışı sağlayan en güçlü bağdı.
3. "Şeyh ve Seyyid" Odaklı ‘İrşad’ Etkinlikleri
Bölge, tasavvufi ekollerin (Nakşibendi ve Kadiri) merkezidir. Terör öncesi dönemde, medreselerdeki icazet törenleri tüm bölge halkının katıldığı büyük festivaller gibi yapılırdı. Toplumun ileri gelenleri (kanaat önderleri), aşiret kavgalarını bu törenlerde sonlandırırdı.
4. Yayla Göçleri ve Koçer Şenlikleri
Şırnak ve Hakkari'deki Faraşin, Berçelan gibi yaylalara çıkış, bir bayram havasında geçerdi. Davul-zurna eşliğinde halaylar çekilir, koyun kırkma şenlikleri düzenlenirdi. PKK'nın yayla yasakları ve baskıları bu doğal yaşam döngüsünü bitirmiştir.
5. "Dengbej" Divanları
Diyarbakır ve Van gibi merkezlerde dengbejler (halk ozanları), sadece acı hikayeleri değil; sevdayı, kahramanlığı ve tarihi anlatırlardı. Bu divanlar, bölgenin sözlü kütüphanesi gibiydi ve etnik ayrım gözetmeksizin herkes tarafından dinlenirdi.
PKK Sonrası Değişen Yapı
Terör örgütü, bölgedeki kadim gelenekleri kendi ideolojik aygıtına dönüştürmeye çalışmıştır:
Nevruz, bahar bayramı kimliğinden koparılıp, siyasi bir protesto alanına çevrilmiştir.
İnanç: Halkın ortak paydası olan tasavvufi ve dini yapılar kürt etnikçiler tarafından baskılanarak toplumsal doku zayıflatılmıştır.
Nevruz bütün bölgeleriyle Türkiye ve türk dünyasına, akraba topluluklara kut getirsin, kutlu olsun!