Kısa bir dünya turu yapalım mı ne dersiniz?

Turumuza Amerika kıtasından başlıyorum müsadenizle… Karayip körfezinde korsanlık yapan Trump, Kanada’dan Grönland’a, Venezuella’dan Küba’ya, Kolombiya’ya kadar kıtanın efendisi olduğunu ve canının istediğini yapabileceğini iddia ediyor. Tabi bu arada göçmenlik karşıtı politikaları nedeniyle sert eleştirilere maruz kalan Trump, ICE adlı maskeli sözde güvenlik güçlerinin uyguladığı ölümcül şiddet nedeniyle zor dünler yaşıyor. ABD tarihinin en kötü başkanı ilan edilmesi tartışılan Trump, ABD’yi mi kurtarıyor kendi servetini mi anlamak zor, zira ülkeyi bir devlet adamı değil bir emlak şirketi gibi yönetiyor.

Avrupa’ya geçelim. Öncelikle ABD ile Avrupa ülkeleri arasında ciddi bir kırılma riski var, o kadar ki başta NATO olmak üzere ciddi bir blok çöküşü bekleyebiliriz. Kırılma yeni değil, Trump başkan olur olmaz ilk iş olarak Putin ile konuştu ve Rusya Ukrayna savaşı meselesinde eski politikadan uzaklaştı. Bir anlamda Ukrayna ve Avrupa’nın güvenliği benim meselem değil mesajı verdi. Bunu yaparken de Rus tehdidine karşı Avrupa daha fazla ABD güvenlik şemsiyesine güvenmesin, elini cebine atsın, silahını eline alsın demeye getirdi. Bu konuda haksız olduğunu söylemek zor, 2. Dünya savaşı sonrasında Avrupa’nın himayesi ABD’de idi… Avrupa bu tembellikten kurtulmalı, 80 yıldır orduya, güvenliğe harcamadıkları paralarla pek bir refah içinde yaşadılar.

Bazı Avrupa Birliği ülkeleri ve İngiltere Grönland tehdidine karşılık Danimarka’ya destek vererek askeri amaçlı keşif birlikler gönderdiler ve ABD’ye karşı pozisyon aldılar. Bu Trump’ın sözlerini durdurmadı belki ama aktif riskleri azalttı. Son olarak Grönland’ın ABD toprağı olması değil ama güvenliğinin ABD’ye verilmesiyle yarı yarıya Trump’ın istediğinin olması gerçekleşecek gibi; Rusya da burnunun dibinde Amerikan füzeleri olunca karşı önlem alacaktır elbette. İnsanlık başta nükleer olmak üzere silahlanma değil silahsızlanmanın önemini anlamak zorunda.

Avrupa’nın doğusunda Rusya riski, eskisi kadar paniğe neden olmasa da özellikle sınır ülkelerini pozisyon almaya zorluyor. Ukrayna dışında Moldovya, Polonya, Romanya, Finlandiya, İsveç/Norveç gibi kuzey ve doğu Avrupa ülkeleri sınırdaş oldukları Rusya’dan gelecek tehdide karşı ne yapacaklarını tartışıyorlar. Rusya neden Avrupa ülkelerine güven vererek ABD’ye karşı koz elde etmeyi denemiyor mesela, anlamak kolay değil.

Kafkasya ise tarihinin en barışçıl dönemini yaşıyor dersek yalan olmaz. Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan ilişkileri hızlı bir düzelme yolunda gibi görünüyor. Bölgede sınırların açılması ve ticaretin artması, bu 3 ülkenin yanı sıra Gürcistan’ın ve Hazar denizinin doğusundaki Türk ülkelerinin de ekonomik hareketliliklerini destekleyecektir. Şunu unutmayalım, eğer devlet aklı ile hareket ederse bu coğrafya, şu anda savaş riskinin en düşük, ekonomik büyüme ve kalkınma ihtimalinin en yüksek olduğu aks Türkiye’den doğuya doğru çizebileceğimiz Avrasya aksı olacaktır.

Bu çizginin hemen güneyinde ise İran, Irak, Suriye ve Filistin olmak üzere ateş çemberi alev alev yanıyor, her an her noktadan bir patlama yaşanabilir. İran’daki gelişmeler şimdilik durulmuş gibi görünüyor, ancak içerideki karışıklıklar ile Hürmüz boğazındaki ABD donanması ve İsrail riski orta yerde duruyor. ABD, İran’da rejimin değişmesiyle bitmeyecek bir operasyona girişmeyecek gibi; öte yandan gerek rejim gerekse rejim karşıtları ABD konusunda aynı pozisyonda yer alıyor. Türkiye gibi köklü bir uygarlık olan İran’da da değişim olacaksa halk yapmalı, ABD gibi dış müdahaleler bu değişim ihtimallerini ortadan kaldırır.

İran’ın doğusunda Pakistan, Afganistan, Hindistan hattı şimdilik sakin, Hindistan, Çin, Tayland ve ABD’nin bölgedeki üssü Taiwan arasında sınır sorunları zaman zaman çatışmalara neden olsa da şimdilik savaşa giden bir yol görünmüyor. Taiwan meselesi ABD ile Çin arasındaki pazarlıklara göre her an farklı şekil alabilir.

Avusturalya/Yeni Zelanda ile Afrika ise sanırım son 100 yılınen huzurlu dönemini yaşıyorlar. Afrika’da bazı ülkelerde insanlık dışı rejimler, terör devletler var ancak en azından şimdilik bir Ruanda soykırımı ya da ülkeler arası büyük savaş riski bulunmuyor.

Maşallah dediğimiz 3 gün yaşıyor misali birkaç gün içinde bu durum değişir mi, umarım değişmez.

Şimdi bu tabloyu gözden geçirince, dünyaya astronotların gözüyle uzaktan bakınca insanlık tarihi kadar eski bir mesele farklı bir anlam kazanıyor; göç…

İnsanlar tarih boyunca 2 nedenle göç etti; açlık, savaşlar ve ölümden kaçmak ya da yoksulluktan kurtulup ekonomik anlamda daha güçlü olmak…

ABD bu göçün merkezindeydi, 2. Dünya savaşından sonra yeniden inşa edilen Avrupa da bu anlamda cazip destinasyonlar oldu.

Ancak şimdi başka bir dünya kuruluyor. Güç toplumunun yerini denge toplumunun alacağı, tüketim ekonomisinden ihtiyaç ekonomisine geçeceğimiz bir dünya için bu satırların yazarı 1984-85 yılından beri bir beklenti ve gözlem içinde… O dünya nerede kurulacak biliyor musunuz? Tüm bu kırılmaların göbeğinde olup şiddet sarmalına kapılmayan ülkede olacak. Bu Türkiye mi olur, Kazakistan mı yoksa Almanya mı söylemek zor. Ama Amerika kıtasından başta Afrika ve Avrasya olmak üzere göç beklediğimi söylersem fazla tepki alacağımı biliyorum ama ben şimdiden söyleyeyim, 20 yıl içinde Trump ve benzeri bir tarzda yönetilmeye devam eder ve önlemlerini almazsa ABD’den tersine göç başlamasına kimse şaşırmasın. Mesela Kazakistan, şimdiden en değerli akademisyenleri topluyor ülkesinde ve akademik bir çekim merkezi yaratıyor.

Başka yorumları, saptamaları olanlar varsa lütfen paylaşsınlar. Uzun uzun kitap gibi yazmamak için kısa tuttum, sizin de zamanınız kıymetli, bu zamanı verimli kullanmamız lazım.

Türkiye ne mi yapmalı?

Üretmeli, üreten kar etmeli, istihdam yaratmalı; emekçiler kazandıklarıyla mutlu ve refah içinde yaşamalı, eğitim ve sağlık hizmeti daha iyi olmalı ve adalet üzerinde toz kadar leke olmayacak şekilde tesis edilmeli. Türkiye, diğer Türk devletleri ve bu devletler ile iyi ilişkiler içince olmak isteyen diğer ülkelerle (Gürcistan, Ermenistan) Avrasya Birliğini kurmalı. Bunların yapılması halinde Türkiye bu 20-30 yılın ardından farklı bir küresel oyuncu haline gelecektir. Nasıl mı yapalım, sorsunlar anlatalım…