Muhalefetin “Cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığı” olarak nitelendirdiği fon krizinde neredeyse 1.5 ay geride kaldı.

DEVA Partisi Genel Başkanı, eski ekonomi bakanı Ali Babacan’ın son yaptığı açıklamaya göre geçen bu sürede halka açık şirketlerin toplam değeri 479 milyar dolardan 306 milyar dolara düştü. Kayıp 173 milyar doları geçti. Yani kayıp sadece bahse konu fonlardan kaynaklı kayıp değil. Piyasalarda yaşanan değer kaybının Türk sanayisine ve şirketlere etkisi. Ve toplam zarar her geçen gün daha da büyüyor.

Babacan krizin sağlıklı çözümü için dört öneride bulunuyor. Diğer muhalefet partilerinin de büyük ölçüde paylaştığı bu öneriler, “Fon krizinde vurgun yapanların açıklanması, Meclis’te araştırma komisyonu kurulması, başta SPK olmak üzere ilgili kuruluşların tüm yöneticilerinin görevden alınması ve süreci yönetmek için tam yetkili bir kurul oluşturulması.

İktidar temsilcilerine göre bu adımlar büyük ölçüde atıldı. AK Partili bir yetkili yapılan çalışmaları şöyle özetliyor:
“Ne yazık ki para fonlarında suistimaller, piyasa bozucu işler olabiliyor. Bunu ortaya çıkaranın, mücadele edenin yine iktidar olduğu unutulmamalı. Meseleye büyük ciddiyetle yaklaşıyoruz. Fon meselesi ile ilgili tüm veriler, kayıtlar ilgili kurumların elinde. Şu ana kadar 100’ün üzerinde tutuklama var. Savcılık soruşturması sürüyor. Devlet Denetleme Kurulu (DDK) incelemelerini yapıyor. Olayı doğru anlayıp, sorumluları belirleyip gereğini yapacağız. Soruşturma ve DDK raporu doğrultusunda hem SPK Kanunu hem ihtiyaç duyulacak diğer kanunlarda, benzer bir durum yaşanmaması için düzenleme yapacağız. Tespit edilen sorumlularla ilgili de -kim olursa olsun- gerekli hukuki işlem yapılacak. Listeyi açıklayın falan… Bunlar ucuz işler. Muhalefetin sözleriyle yaklaşmıyoruz, ciddiyetle çalışıyoruz.”

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere AK Partili yöneticilerden gelen çok sayıda açıklamaya göre partide yanlış yapanın yeri yok. Sorumluların ortaya çıkarılmasıyla ilgili irade ve kararlığın tam olduğunu söyleyen yetkililer haksız kazanç elde kim olursa olsun gereğinin yapılacağını söylüyor.

Sözler iddialı ama geçen sürede ne kamuoyunu ne de parti tabanını ikna edecek bir adım atılmış değil. AK Parti içinde son dönem aktif milletvekilleri arasından çıkan sesler de bu konuda kaygının göstergesi olarak yorumlanabilir. Ancak AK Parti’de Erdoğan’ın atacağı adımlara dair bir planı, bir takvimi olduğunu düşünen de az değil.

Fon skandalına karışan kim olursa olsun, ortaya çıkarılıp cezalandırılması gerektiğini dile getiren bir siyasetçiye göre Erdoğan kararlı ve gereğini yapacak. Uzun yıllardır Erdoğan’la siyaset yapan milletvekili Cumhurbaşkanının fon kriziyle tutumunu, “Yaşanan soruna dair en büyük eleştiri AK Parti’de. Göreceksiniz Cumhurbaşkanımız gereğini yapacak. Bunu muhalefet istedi diye değil, birileri istedi diye değil, partisi istediği için, seçmeni istediği için yapacak” sözleriyle açıklıyor.

Aynı siyasetçinin Erdoğan’ın siyasi kişiliğine dair değerlendirmesini de not etmekte fayda var:
“Cumhurbaşkanı unutmaz, ihaneti affetmez. Takvimi kendi belirler. Unutmayın, yeniden Cumhurbaşkanı olmak isteyen de o.”

Aktardığımız örnekte olduğu gibi, krizin sorumlularıyla ilgili Cumhurbaşkanının alacağı tutuma dair AK Parti’de beklenti yüksek. Neredeyse 10 gündür bu konuda konuşmayan Cumhurbaşkanının bir planı ve zamanlaması olduğu görüşünü paylaşan çok.

Bu planı ve takvimi ne AK Partililer ne biz biliyoruz. Ancak devam eden soruşturma ve DDK Raporu dikkate alındığında sürecin yıl sonunu bulacağını söyleyebiliriz. Bakalım Cumhurbaşkanı partililerin beklentisini, güvenini ne ölçüde karşılayacak? Tüm bunlar kamuoyu önünde yaşanacak.