Önceki yazıda Türk ve Türkmen kimliğinin kadim köklerine ve Türkmen Ulusu-Şair Mahtumkulu’nun birlik vizyonuna değinmiştim.

Bugün ise "Gönül Coğrafyamızın" en yaralı bölgesi olan Irak’ta, Türk varlığının neden pasifize edilmeye çalışıldığını ve bu kuşatmayı yaracak somut çözüm yollarını irdeleyeceğim.

Siyasi Suikast: Seçim Mühendisliği ve Demografik Darbe

Irak’ta son dönemde yapılan seçimler, demokratik bir yarıştan ziyade Türk varlığını siyasi haritadan silme operasyonuna dönüşmüştür. Türkmenlerin yoğun yaşadığı Kerkük, Musul ve Tuzhurmatu gibi bölgelerde vahim asimilasyon yöntemleri uygulanmış; Türkmen iradesinin seçimlere yansımaması için çeşitli engellere başvurulmuş, Bağdat'ta sandık sonucu değiştirilerek Milletvekili seçilen Gülşen Celal'ın kaybetmesi sağlanmıştır.
İthal Seçmen: 2000 sonrası sistematik hale gelen yerleştirme politikalarıyla, Türkmen bölgelerine dışarıdan binlerce aile yerleştirilmiştir. Son yerel seçimlerde Kerkük ağırlıklı olarak Türk bölgelerine yapılan toplu nüfus kaydırmaları, Türkmenlerin demografik üstünlüğünü eritmeyi hedeflemiştir.
Sandık Oyunları: Elektronik sayım sistemlerindeki "teknik arızalar" ve Türkmen mahallelerinde oy verme süresinin kısaltılması gibi engelleyici yollar da iradeye vurulan darbeler olmuştur.
Kota Adaletsizliği de bir başka oyundur: Seçimde diğer azınlıklar için uygulanan "kota" sistemi, ülkenin üçüncü ana unsuru olan Türkmenlere uygulanmamış, Türkmenler siyasi pazarlıkların insafına terk edilmiştir. Bütün bunlar olurken, Irak Türkmen Cephesi ve garantör konumunda olan Türkiye’de yeterince tepki gösterememiştir.
Neden Pasifleşme Gözlemleniyor?
Irak Türklerinin bugün yaşadığı "pasifleşme" bir tercih değil, bir asırlık sistematik travmanın sonucudur. 1924’ten 1991’e kadar süregelen katliamlar, toplumun lider kadrosunu hedef alınmıştır. Sürekli güvenlik kaygısıyla yaşamak, toplumu uzun vadeli stratejik siyaset üretmek yerine "günlük beka" odaklı düşünmeye itmiştir. Ayrıca, dış güçlerin körüklediği mezhepsel bölünmeler bu baskıların etkisini artırmaktadır.
Diriliş Reçetesi:
Ne Yapmalı? Irak’ta Türk varlığının yeniden etkin bir aktör haline gelmesi için ivedilikle dayanışma gösterilmeli, toplumsal duyarlılık artırılmalı, hak arayışları teşvik edilmelidir.
Tek Çatı, Tek Ses: Şii-Sünni ayrımı yapmaksızın, tüm Türkmen yapıları "Milli Blok" olarak birleşmelidir. Mahtumkulu’nun uyarısı bugün bir seçenek değil, mecburiyettir.
Dijital Veri Bankası oluşturulmalı; Seçim hilelerine karşı her bir Türkmen ferdinin kaydının, tapu ve nüfus bilgilerinin dijital ortamda korunduğu bağımsız bir veri bankasında da korunmalıdır.
Türkiye'nin Stratejik Hamiliği
Türkiye, Irak ile ilişkilerinde Türkmenleri sadece hamaseten korunan, "yardım edilen bir topluluk" gibi değil, Irak’ın toprak bütünlüğünün "kurucu ve garantör unsuru" olarak konumlandırmalıdır.
Son Çağrı: Sadece İzlemek Mi, Müdahil Olmak Mı?
Irak’ta Türkmenlerin yaşadığı her kayıp, Anadolu kalesinden düşen bir taştır. Bu nedenle, belediyelerimiz, üniversitelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız; Kerkük’ten Telafer’e kadar her bir yerleşimle "Kardeş Kurum" projeleri oluşturmalı, var olanları canlandırmalıdır. Ekonomik ve sosyal olarak güçlü bir Türkmen toplumu, siyasi baskılara karşı daha dirençli olacaktır.
Unutma, umursamama lüksümüz yok; biz sustukça, uğruna nice canlar yitirilmiş Kerkük’ün, bütünüyle Türkmeneli'nin kimliği çalınıyor. onlar ve biz uyuduğumuz için Türkmeneli'nin Türk çocukları geleceğini kaybediyor. Şimdi uyanma ve üstelik misakı milli sınırla içinde olan kardeşimizin elini her zamankinden daha sıkı tutma, birlikte güç bulma, güçlenme vaktidir. Yarın çok geç olabilir.
Bir sonraki yazıda, Irak Türk toplumunun mücadelesinin kültürel boyutlarını ve dilin kimlik üzerindeki koruyucu kalkanını ele alacağız.