Hayata olan bakışımız yaşayışımızı da şekillendiriyor. Günlük telaşlar arasında sıradanlaştığını sandığımız birçok şey, derinlemesine bakıldığında toplumsal yapımızın aynası olabiliyor. Bu yazımda, yakın zamanda gerçekleştirdiğim bir yurt dışı ziyareti üzerinden bazı gözlemlerimi ve bu gözlemlerin düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kıymetli okurlarım önceki yazılarımda da sohbet ettiğim üzere gelecek korkusu oldukça kıymetli…
Lakin gelecek korkusu derken salt ekonomik korkulardan söz etmediğimi de birden çok defa sizlerle paylaşmıştım.
Gerek özel sektör gerekse kamuda yönetici olarak görev yaptığım tüm zamanlarda yaşayarak öğrendiğim bir davranış olmuştu özgürlüğün yaratıcılık üzerindeki etkisi… Kişisel görüşüm her daim “birey ne kadar özgür olursa üretme yeteneği o düzeyde artıyor” olmuştur.
Burada özgürlüğün bir sınırı olmalı dediğinizi duyar gibiyim.
Evet bireyin özgürlüğü diğer grup ya da bireylerin özgürlük alanlarına müdahaleyi oluşturmamalı…
Ne mi demek istiyorum kıymetli okurlarım…
Bireylerin düşünmelerinde problem olmamalı ki, bireyler arası iletişimde aksaklık olmasın, düşünceler objektif bir şekilde ifade edilebilmeli ki, toplumsal üretim arzu edilen düzeyde işler durumda olsun… Kişiler düşüncelerini korkusuzca ifade edebilmeli ki üretkenlik arzu edilen seviyelere ulaşabilsin…
Saygıdeğer okurlarım; düşünce, ifade, üretme ve benzer konulardan söz etmekteki yegâne gayem ülke menfaatleri doğrultusunda gayret göstermek ve ülke kalkınmasına katkı sağlamaya yöneliktir.
Şimdi dönelim yazı başlığına, hayata sıradan bakma konusuna…
Kıymetli okurlarım geçen hafta gelişmiş ekonomi dahilindeki bir ülkeye ziyaret gerçekleştirdim. Ziyaretimdeki ana amaç ülkemizdeki akademik ortamın (muhasebe/finans) mukayesesi idi…
Ziyaretim sırasında karşılaştığım birkaç hususu siz kıymetli okurlarımla yorumsuz bir şekilde paylaşacağım izninizle…
Seyahatim sırasında dünyanın önde gelen ve oldukça tanınmış bir yükseköğretim kurumunu ziyaret etmek istedim. Kurumun kapısında ziyaret saatleri ve giriş ücretleri yazılıydı… Ücretin nedenini sorduğumda çevre düzenlemesi ve benzer işlerde kullanılmak üzere para alındığından söz edildi…
Aynı yükseköğretim kurumunun başka birimini ziyaret etmek için kapıya yöneldim. Güvenlik görevlisi tadilat nedeniyle bir süreliğine ziyaretçi girişlerine kapalı olduğunu ifade etti. Bu arada güvenlik görevlisi nereden geldiğimi sordu. Türkiye dediğimde Türkiye’yi sevdiğini Golf yapmak için Belek’e gelmekte olduğunu söyledi… Söyledi söylemesine de ben artık ne diyeceğimi şaşırmış durumdaydım…
Burada bir meslek grubunu yüceltmek, yermek ya da ilgili meslek grubu ile bağlantılı özel bilgiler paylaşmak niyetim olmadığını ifade etmek isterim…
Lakin ister istemez gelişmiş ekonomiler ile güzel ülkemin yurttaşlarının yaşam seviyelerini ve gelecekle bağlantılı kaygılarını dillendirmek durumundayım izninizle…
Birden çok defa dillendirdiğim üzere, güzel ülkemde asgari ücret yoksulluk sınırında, emekli maaşları açlık sınırının altında, memur maaşlarıyla birlikte diğer ücretlilerin elde ettikleri kazançların satın alma gücüne bakıldığında ne yazık ki hiç mi hiç arzu edilen durumda olmadığımızı ifade etmek zorundayım…
Kıymetli okurlarım ben geçmişte oldukça yoğun spor yapmış, spor antrenörü ve milli hakem olarak ifade etmek durumundayım ki, sportif faaliyetlerde bulunulmasını ve bunun sürekliliğinin sağlanmasını oldukça değerli bulmaktayım. O nedenle lütfen bir spor alanına olumsuz baktığım değerlendirilmesin arzu ederim…
Hal böyle iken gelişmiş ekonomide bir yükseköğretim kurumunda güvenlik görevlisi olarak görev yapan bir kişinin benim ülkeme tatil yapma ve golf oynamak üzere güzel ülkemin güneyine geliyor olması oldukça kıymetli…
Ne mutlu bize ülke turizmi adına, ülkeme döviz gelmesi adına ne mutlu bize…
Güzel ülkemin güzel insanlarının da tatil yapma, spor yapma, kitap okuma, tiyatroya gitme, sinemaya gitme, müzik dinleme ve ilgi duyanların müzik yapma konusundaki ihtiyaçlarının karşılanıyor olmasını beklemek çok mu ütopik olur sizce ne dersiniz… Hadi yine yorumları size bırakmış olayım…
Bence bu işte bir gariplik var…
Bir ülkede güvenlik görevlisi var ve benim ülkeme gelip Golf Otelinde konaklayabiliyor, spor ve eş zamanlı olarak tatil yapabiliyor,
Ancak benim güzel ülkemde çalışanlar ya da emekliler tatil yapmayı bırakın temel ihtiyaçlarını yerine getirme konusunda dahi oldukça yetersiz kalabiliyorlar…
Ne dersiniz kıymetli okurlarım…
Sizinle sohbetlerim bir senaryo değil inanın ki…
Lakin yine de sanki bir kıskançlık var gibi ne dersiniz…
Zaman zaman yazılarımda sizlerle ozanlarımızın kaleme aldıkları eserlerden söz ediyorum anımsarsınız…
Bu aşamada da yine bir ozanımızın dizelerinden söz ederek, bugünkü sohbetime gelecek korkusuz gelecek dileğiyle ara vereyim izninizle…
Ruhi Su, Öğütler eserinde şöyle diyordu:
Dostlarım, kardeşlerim, canlarım
Kaldırın başlarınızı
Suçlular gibi yüzümüz yerde
Özümüz darda durup dururuzKaldırın başlarınızı yukarı
Bize göz verildi, gözleyin diye
Dil verildi, söyleyin diye
Kulak verildi, dinleyin diyeEl, gövdede kaşınan yeri bilir
Dert bizde, derman ellerimizdedir
Ararsan bulursun
Verirsen, alırsın
İnanmazsan, gelir görürsün
Hayata sıradan ve korkusuz bakmak dileğiyle kalın sağlıcakla saygıdeğer okurlarım…