Gözyaşlarımız döküldükten sonra tutulan kayıtlar, giden canların acısını dindirmiyor. Evlatlarımızı okula uğurlarken içimizde taşıdığımız o sızıyı bitirecek olan; bireylere bağlı olmayan, kurumsal ve şefkatli bir kontrol mekanizmasıdır.
14 Nisan 2026’da Şanlıurfa ve ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan trajediler, "denetim" (olay sonrası raporlama) ile "kontrol" (olay öncesi önleme) arasındaki hayati farkı en acı şekilde yüzümüze çarpmıştır. Bu yazıda; mesleki birikimin toplumsal vicdanla harmanlandığı bir yaklaşımla, ülkemizin entelektüel gücü eşliğinde başka meleklerin uçup gitmemesi adına kalıcı çözümler üzerinde durulacaktır.
----
Kıymetli okurlarım,
Gazeteciler Cemiyetimizin resmi yayın organı olan 24 Saat Gazetesi'nde kaleme aldığım ilk yazımda sizlere “vergi, vergide adalet, vergi ahlakı, sosyal güvenlik, muhasebe hukuku, etik, enflasyon, ve benzer konularda sohbet edeceğimi ifade etmiştim.
Lakin içerisinde bulunduğumuz ortam toplumsal gelişmeler konusunda da söz etmenin gerekliliği zaruretini ortaya çıkarmış durumdadır.
En üst kurumsal şekli ile ifade etmek gerekirse, biz muhasebe meslek mensupları okumak, sinemaya gitmek, tiyatroya gitmek, toplumsal olaylara tepki koymakla bağlantılı fırsat oluşturmak konusunda zaman fukarası durumdayız…
Lakin bu durum muhasebe meslek mensuplarının bir tercihi değildir.
Bir adım daha ötesi muhasebe meslek mensupları toplumsal olaylara kayıtsız değildir… Meslek mensubu kitap okumanın, toplumsal olaylara kayıtsız kalmamanın gerek ülke gerekse küresel gelişmelerin yalnızca zaman ayırmakla bağlantılı olmadığının farkındadır.
Kitap okumak, toplumsal, ülke ve dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalmamak, vakit ayırmaktan farklı şeylerdir ve diğer mesleklerde ya da görevlerde olduğu gibi muhasebe meslek mensupları da bunlara çok duyarlı durumdadır.
Şimdi diyorsunuz ki hocam ne demek istiyorsunuz…
Saygıdeğer okurlarım!
Muhasebe literatüründe bir ifadeyi oldukça sık kullanırız….
Bunun ilki kontrol ve ikincisi denetimdir…
Denetimden anlaşılması gereken olumlu ya da olumsuz iş ya da eylemlerin bittikten sonra incelenmek / tetkik edilmek suretiyle uygun dille (geçmişte buna lisanı münasiple denirdi) ilgili makama rapor edilmesidir.
Kontrol ise, muhtemel olumsuz olayın oluşmasını engellemektir. Yani bir önleme mekanizmasının oluşturulması, sürekli geliştirilebilir ve işler olmasını sağlamaktır…
Denetim her ne kadar kişilere bağlı olmasına rağmen, kontrol mekanizmasının sistemsel olduğunu kabul ederiz bizler…
Yitip gitti canlarımız melek olup uçtu…
Şimdi denetlenir durumda yitirdiğimiz o canlarımız gelir mi?
Yitirdiğimiz canlarımızın ailelerinin ve milletimizin acıları diner mi…?
Geçmişte de çok defa yaşadık lakin bu defa oldukça farklı… Bir çocuk okula çok sayıda silah ve çok sayıda bir anlamda mühimmat ile giriyor…
Hiçbir kontrol yok…
Ya da hiçbir kontrol bırakılmamış…
Güzel ülkemin güzel değerleri / melekleri kontrolsüzlüğün kurbanı oluyorlar…
Oysa oldukça basitti değil mi?
Eğitim kurumlarına giriş / çıkışların bir defa da doğru olarak kontrol edilmesi…
14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa’da lise eski öğrencisi okul basıyor, öğretmen ve öğrencileri rehin alıyor…
Devamında Öğrenciler, öğretmenlerle birlikte polis ve kantin işletmecisi yaralanıyor…
Takip eden gün Kahramanmaraş’ta benzer bir saldırı oluyor… Bir öğrenci 5 tabanca ve 7 şarjör ile okula giriyor… Sonuç mu kıymetli okurlarım… hepimizin göz yaşları ile öğrenmiş olduğu sonuç işte…
Yazılı ve görsel medyada çeşitli yorumlar ve yargılar yer almakta…
Kıymetli okurlarım, güzel ülkemin güzel insanları, olması gerekeni biliyoruz…
Ancak yaşanmış olanı da ne yazık ki gördük…
Bir aksaklık var…
Bu aksaklık oldukça basit bir şekilde çözülebilir ve muhtemel aksaklıklar önlenebilir durumda iken neden bu yapılmadı… ya da yapılamadı…
Hiçbir kişinin böylesine acı verici bir hadiseye izin vermeyeceği düşüncesinden hareketle, neden bu elim olay önlenemedi…
Yazılı ve görsel medya bilgilerinden hareketle bir önleme mekanizması sağlanmışken neden vazgeçildi…
Vazgeçmek derken de kıymetli okurlarım…
Yazılı medya bilgilerine göre saldırıyı gerçekleştiren öğrencinin çantasını aramadan okula almayan ve bir ay önce tayin edilen müdür yardımcısının görüşlerine, okul ve öğrencilerle ilgili görüşlerine neden başvurulmadı / neden faydalanılma ihtiyacı duyulmadı…
Güzel ülkemin güzel insanları kurumlarımızı değersizleştirmek ya da bireyleri suçlamak gibi bir gayem yok.. Olmaz da…,
Zira tek bir gerçek var o da ülkemin her kurumunda hiçbir şekilde bireye bağlı olmaksızın kurumsal bir sistem oluşturma gayesidir…
Genel olarak bakıldığında kurumlarda bu yönde bir hafıza ve uygulama bulunmaktadır…
Lakin bazı kurumlarda kurumsal kimliğe bağlılık konusunda zafiyet vardır…
Sözün özü şu kıymetli okurlarım…
Çok can yitirdik çok değerden olduk…
Talep oldukça net ve bir defada anlaşılır durumdadır…
İnsan hayatı ve bilimle birlikte ülke menfaatleri neyi gerektiriyorsa o yönde davranış olmalıdır…
Denetime tamam… Lakin önleme istiyoruz…
Olumsuzluklar yaşamak istemiyoruz…
Zira biz bu güç ve entelektüel birikime sahip bir ülkeyiz…
Denetim bir sonuçtur; asıl olan ise sonucu belirleyen 'kontrol süreçlerini' doğru kurgulamaktır. Ülkemizin entelektüel birikimi bu sistemleri kurmaya fazlasıyla yeterlidir.
Sizce kurumsal işleyişimizde önleme kültürünü tam olarak hakim kılmak için hangi yönetim modellerine odaklanmalıyız?
Kıymetli yorumlarınızı [email protected] adresinden paylaşmanız oldukça değerlidir…
Diliyorum ki yitip giden / melek olup uçan canlarımızdan sonra başkaca bir kayıp yaşamayalım…