Dijitalleşmenin hız kesmeden geliştiği günümüzde banka hesapları ve kredi kartı harcamalarıyla birlikte sosyal medya paylaşımları da vergi dairesinin radarında.
Gelirlerini 'kulübe' gibi gösterip, hayatını 'şato' gibi yaşayanlar için yapay zekâ destekli analiz dönemi başladı.
Peki, gönüllü uyum ve vergi ahlakı bu tablonun neresinde kalıyor? Vitrini lüks, kasası boş olanları bekleyenler…
----
Saygıdeğer okurlarım,
Bir süredir vergi idaresi tarafından vergi mükellefi olan gerçek kişiler, şirketler ve şirket ortakları ile bağlantılı bir dizi çağrıda bulunulmakta ve olası uyumsuzlukların nedenleri üzerinde durulmaktadır. Olumsuzluk olması durumunda önce gerekli düzeltme işlemlerinin yapılması talep edilmekte ve gerekmesi halinde incelemeye sevk gündeme gelebilmekte…
Burada öncelikle şirket ortaklarının banka hesap hareketleri, gerçek kişi vergi mükelleflerinin hesap hareketleri yapay zekâ uygulamaları ile oldukça yoğun bir süzgeçten geçirilmekte ve ilgili görüşmeye davet edilmekte…
Mart ayı içerisinde gerçek kişi (bireyler) vergi mükellefleri tarafından yıllık gelir vergisi beyannameleri vergi dairelerine verildi…
Nisan ayı içerisinde de şirketlerin yıllık kazanç vergisi beyannameleri (kurumlar vergisi beyannameleri) verilmektedir. Bu beyannameler emekleri ve verginin bir defada doğru biçimde beyanı için gecelerini gündüzlerine katarak çalışan ekonominin görünmez kahramanları muhasebe meslek mensupları tarafından yerine getirilmektedir.
“Bir defada doğru biçimde” ifadesini muhasebe meslek mensubuna sunulan ve uygunluğu anlaşılan belgeler doğrultusunda şeklinde değerlendirmek gerekir…
Şimdilerde yoğun bir şekilde beyannamelerle parasal hareketler karşılaştırılmakta ve devamında ilgililer yani şirketlerin ortakları, yöneticileri, çalışanları ile ilgililerin aile fertlerinin hesaplarıyla bağlantılı bir dizi analiz yapılmaktadır.
Yapılan analizler neticesinde ticari nitelikte olduğu değerlendirilen parasal hareketlerle (parasal giriş ve çıkışlar) bağlantılı bilgi talep edilmektedir.
Örneklendirmek gerekirse kişi ya da şirketlerin kazanç beyanları düşük olmasına karşın lüks harcamaları, gayrimenkul ve taşıt alınması ile birlikte diğer riskli bulunan işlemler yönünden ilgililer öncelikle davet edilmekte ve kazanç, dolayısıyla vergi bildirimi konusunda uyumunun sağlanması amaçlanmaktadır.
Şimdi gelelim yazımızın başlığına, yani sosyal medyadaki yaşam ile beyanname karşılaştırmasına.
Kıymetli okurlarım,
Hatalı bir benzetme olmasın, vergi denildiğinde çok sevimli gibi gelmez bunu hemen hemen her birey kabul etmektedir.
Ancak sevimli olup olmamasından ziyade kamu ihtiyaçlarının karşılanması gayesiyle her kişinin ekonomik gücü ölçüsünde ekonomiye katkı sunması bir zorunluluk…
Vergi sevimli bir kavram olmayabilir. Zira verginin tanımından da hareketle zora dayalı olarak alınan bir iktisadi değerdir…
Buna gönüllü uyum mümkün müdür?
Gönüllü uyum vergi mükelleflerinin herhangi bir zorlama olmaksızın, ağır yaptırım ya da müfettiş korkusundan ziyade, kazançlarını doğru beyan etmeleri ve beyan edilen vergileri de zamanında ödemeleriyle mümkündür…
Burada vergi ahlakından söz etmeden geçmek olmaz saygıdeğer okurlarım.
Yukarıda ifade etmeye çalıştığım biçimi ile iki ahlak ortaya çıkmaktadır. Bunların ilki beyan ahlakı ikincisi ise ödeme ahlakıdır.
Vergiyi doğru beyan etmek ve ödemek anayasal bir ödev ve zorunluluktur.
Aslında bir anlamda da gönüllüdür..
Neden mi?
Konuşma dilinde ifade etmek gerekirse devlet bir anlamda şöyle demektedir. “Ben senin tam olarak ne kadar kazandığını ilk aşamada bilmiyorum. Sen bana kazancını dürüst bir şekilde beyan et, ben senin beyanını kabul ederim zira sen güvenilirsin” işte mükellef tarafından yapılan bu bildirim/beyan süreci gönüllülük olarak kabul edilir.
O halde gönüllü uyum olanaklıdır.
Hal böyle iken gönüllülük ilkesine uyumu sağlayan ya da pekiştiren bazı davranışlar/ gerçekleşmeler bulunmaktadır…
Kısacık özetleyelim izninizle…
Vergi Adaletinin sağlanmış olması,
Ödenen vergilerin kamu ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olduğu ve bunun geri döndüğünün görülmesi,
Vergi denetiminin oldukça sıkı ve teknolojik ortamda yapılmasıyla birlikte bunun sürekli geliştirilmesiyle vergi sisteminin anlaşılır olması vergiye uyumu pekiştirecektir.
Gelişmiş birçok ekonomide bu başarılmış durumdadır.
O halde kıymetli okurlarım,
“Benim güzel ülkemde vergi mükellefleri vergiye uyum konusunda oldukça isteklidirler…
Vergi mükelleflerimizin tamamı gelirlerinin beyanında ve bunun üzerinden oluşan vergileri de zamanında ödemeyi bir kültür haline getirmişlerdir.”
Duyar gibiyim. Diyorsunuz ki madem öyle neden incelemelerde kazanç ve dolayısıyla vergi farkları çıkmaktadır. Madem öyle neden naylon fatura olarak isimlendirilen (sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge) düzenleme ve kullanımı nedeniyle yaptırımlar uygulanmaktadır.
İroni elbette ki kıymetli okurlarım ironi.
Zira insan hep olanı söylemez ki arzu ettiğini de ifade eder…
Ancak bir hususu dillendirmek durumundayım. O da kayıtlı işlem yapmayı ve vergi mevzuatına uyumu benimsemiş vergi mükelleflerimizin sayılarının oldukça yüksek, tersinden baktığımızda ise gayri yasal davranış içerisinde bulunanların sayılarının oldukça kısıtlı olduğunu söylemek hatalı olmasa gerek.
Yukarıda sıraladıklarımın bir defada doğru olarak gerçekleşmesi ile tamamen kayıt altına almak, vergi mevzuatına uyumlu hale getirmek olanaklı olacaktır.
Dijitalleşmenin yoğun bir şekilde sürekli gelişmekte olduğu günümüzde “Vitrinin Lüks, Kasanın Boş” olması durumunun yaşanmaması dileğiyle…