Aralık ayından geçerli olmak üzere GSS prim oranları %3’ten %6’ya yükseltildi. 2026 yılından geçerli olmak üzere prim oranları artırıldı. Sigorta primine tabi ücretin tavanı asgari ücretin 7,5 katından 9 katına çıkarıldı. Emekli aylıklarından sigorta prim borçlarının kesilmesinin önü açıldı. Yapılan değişikliklerle SGK’nın gelirlerinin artırılması hedeflenmiş olsa da işverenler ve bireyler üzerindeki yük ve eşitsizlik tartışmaları devam etmektedir.
Saygıdeğer okurlarım,
Anımsayanlarınız olacaktır…
Bir vakitler, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), Emekli Sandığı ve Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (BAĞ-KUR) ayrı kurumsal yapılar olarak faaliyet gösterirken 5510 sayılı kanun ile tek bir kurum olan Sosyal Güvenlik Kurumu altında bir anlamda toplanmış oldu…
Birleştirildi mi gerçekten ya da bu tek kurum konusu görece mi kaldı? Örneğin geçmişte SSK’lı olanlar 5510 sayılı kanuna göre 4/a’lı, BAĞ-KUR’lu sigortalılar 4/b’li ve kamu görevlileri ise 4/c’li olarak sınıflandırıldı…
Tek kurum oldu ve prim ödeme, emeklilik ve emeklilik sonrası fayda konusunda bir eşitlik sağlandı mı? Bu konuyu yorum yapmaksızın takdirlerinize bırakmak istiyorum.
5510 sayılı kanun hükümlerinin yürürlük kazanmasından önce kamu görevlisi olanlarla söz konusu kanunun yürürlük tarihinden sonra kamu görevlisi olanların emeklilik durumundaki farklılıklar / kayıplar konusundaki değerlendirmeleri kısa süre içerisinde siz kıymetli okurlarımla paylaşacağım.
Bir kurum var tüm yurttaşlarımızın emeklilik konusundaki koşullarını dikkate alarak kişilerin emekli olup olamayacağına karar veriyor, emekli maaşı takdir ediyor…
Elbet teki tüm bunları mevzuattan aldığı yetkiyle ya da mevzuatın kendisine verdiği görevle yerine getiriyor.
Kurum tek, ancak koşullar farklı…
Yaşam alanı aynı ama ömür farklı…
Çalışma alanları benzer ancak öngörülen emeklilik yaşı farklı…
Ne dersiniz?
Güzel ülkemde kamu görevlisi olanların emekli olmak için ödedikleri prim gün sayısı, emekli olmak için yaş koşulu ile, esnaf / serbest meslek erbabı olarak ya da özel bir işletmede sigortalı olarak çalışmanız durumunda farklı koşullarda emekli olabileceksiniz…
Yani özel sektör emekçileri daha çok yıpranıyor, ancak kamu görevlileri veya esnaf daha az yıpranıyor, ya da tersi…
Yaşanan coğrafya aynı, verilen emek aynı, ödenen para benzer ancak emeklilik koşulları farklı…
Varın siz değerlendirin…
GSS esas olarak temel sağlık hizmetlerinden eşit ve süresiz yararlanma hakkı olarak ifade edilmektedir.
Kim yararlanabilir bu haktan? En can alıcı nokta burası bence…
Yazılı ya da genel kabule göre bu haktan ülkemizde ikamet etmekte olan, çalışmayan ve herhangi bir sosyal güvencesi olmayan kişiler yararlanabilmektedirler.
Ancak bundan yararlanabilmek için kişinin varlıkları dikkate alınacak, Sosyal Güvenlik Kurumunca gelir testine tabi tutulacak ve nihayetinde gelirleri asgari ücretin üçte birinden az olduğuna karar verilenler bu kapsamda değerlendirilecek.
Peki nedir bu asgari ücretin üçte biri? 2025 yılı için halen yürürlükte olan asgari ücret dikkate alındığında bu tutar 8.668,50 TL’dir.
Aman dikkat hane içerisindeki aylık kazancınız 8.669 TL olursa GSS primi ödemek zorunda kalırsınız. Yani günlük kazancı 289 TL ise Genel Sağlık Sigortası Primi ödemek durumundasınız.
Dert etmeyin öyle çok kıymete alınır bir tutar değil… Aylık kazanç kişi başı 8.668,50 TL’nin üzerinde olan vatandaşlarımız Kasım 2025 ayında 780,17 TL ödemek durumundayken Aralık 2025 ayında aylık sadece 1.560,33 TL prim ödeyecekler.
Bir başka anlatımla 8.669 TL aylık gelire sahip olan ve sosyal güvencesi olmayan kişilerin sigorta primi sonrası aylık brüt geliri 7.108,67 TL olmaktadır.
Kıymetli okurlarım;
Ülkemizde ikamet eden her bireyin sağlık hizmetlerine erişimi esasen elzem ve sosyal devlet olmanın bir gereği olarak değerlendirilmektedir.
GSS primlerinin %3’ten %6’ya çıkarılmasında SGK’nın sağlık hizmetlerinin karşılanmasıyla birlikte emekli aylıklarının ödenmesi ve sürdürülebilirliği konusunda kaygı yaşamakta olduğu mesajının alındığını söylemek hatalı olmasa gerek…
Üç kişilik bir aile ve ailede bir kişinin çalıştığı, hanenin aylık toplam brüt gelirinin ise 26.007 TL, net maaşının ise 22.105,95 TL olduğu, hane halkının başkaca geliri olmadığı, çocuğun ise 27 yaşında olduğu dikkate alındığında ne yazık ki çocuğun GSS ödemesi gerekmektedir. Dolayısıyla 2025 Aralık ayında ailenin toplam net geliri GSS primi sonrasında 22.105,95 TL değil 20.545,62 TL’ye düşmektedir.
GSS primlerinin %100 artışı neticesinde SGK tarafından arzu edilen fayda sağlanmış olur mu? Bu soruya evet cevabını vermek hatalı olacaktır. Zira bireylerin prim ödeme yükümlülükleri arttıkça söz konusu tutarı ödemek konusunda istekli olmayacakları geçmiş alışkanlıklardan da bilinmektedir.
Dolayısıyla sosyal güvencesi olmayan ve GSS primi ödemek durumunda olan bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminde önemli aksamaların da yaşanabileceği göz ardı edilmemelidir.
SGK yönünden ilk aşamada belki tahakkuk eden (prim borcunun doğması) prim tutarlarının görece olarak artmış olacağı sonucuna varılmakla birlikte fiili tahsilatın gerçekleşmesindeki muhtemel güçlükler nedeniyle sistemin sürdürülebilirliği konusunda belirsizlikler oluşabilecektir.
Sosyal Güvenlik Kurumunun nakit konusunda problemleri mi var diye düşünmeden geçmek olmaz…
Şimdi diyeceksiniz ki GSS ile mi bu karşılanacak ya da böyle bir beklenti mi var? Tam olarak böyle bir beklentinin olduğunu söylemek doğru olmaz. Ancak kurumun gelir artışı beklediğini dillendirmek anlamlı olacaktır.
Zira 04 Aralık 2025 tarihinde TBMM’de kabul edilen 7566 sayılı kanun ile sigorta primlerinde bir dizi değişiklik yapıldığına tanık oluyoruz. Bunlar özetle;
- İsteğe bağlı sigorta prim oranlarında artış yapılmıştır.
- Sigorta primine tabi ücretin üst rakamı (tavanı) asgari ücretin 7,5 katı olarak hesaplanırken 2026’dan itibaren 9 katı olarak hesaplanacaktır.
- Emekli aylıkları şimdiye kadar emeklinin rızası dışında haczedilemezken yapılan düzenleme ile prim borçları aylıkların %25’ini geçmemek üzere haczedilebilir duruma getirilmiştir.
SGK daha çok prim toplamak, tahsilinde zorlandığı GSS primlerinin bir bölümünü emekli maaşından haczedilebilir duruma getirmeyi arzu etmiş durumdadır.
Nispi olarak hesaplanan primlerin oranlarının artırılmasına duyulan ihtiyaç ücret artış oranlarının enflasyon oranlarına yaklaşamadığı sonucuna varılabilir mi?
Takdiri ve yorumu size bırakır durumdayım.
Diliyorum ki sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak değerlendirme ve gerekli düzenlemeler yapılır…