Yunanistan diyor kimi, Fransa diyen var, Amerika…

Arkadaşım ailesiyle berber Kazakistan’da yaşıyor…

Bir kardeşimin Tayland’da yatırımı var, abi çok ucuz diyor…

Ucuz?

Pahalı?

Neye göre?

Bakın bugün İstanbul’da 4 bin EUR yani yaklaşık 200 bin lira maaş alan biri nasıl yaşar?

Ortalama bir evin kirası lokasyona göre değişmekle beraber 50 bin lira…

Diğer giderleri ilee beraber de ki 60 bin…

Ulaşım aracınla mı gidiyorsun? Kıta değiştiriyor musun? Gibi soruların yanıtlarıyla beraber 5 bin lira ile 30 bin lira arasında değişiyor.

Çocuğun/ların eğitimi var, yeme içme, giyim kuşam, sosyal yaşam…

Haydi hesabı yapalım…

Herkes kendi tüketim durumuna göre bu hesabı yapsın lütfen…

Mesele ödenen maaşın iyi olması değil, mesele o maaşın harcanacağı ihtiyaçların maliyeti.

Tüm bu maliyet fiyat makasındaki sorun aslında istikrarsızlık.

Kimse sattığı ürünü aynı fiyata yerine koyabileceğinden emin değil.

Ekjonomi yönetimi yasaklarla, zorla değil, liberal ekonominin kurallarına uygun olarak arz ve talebin fiyatı belirlemesini sağlamalı.

Elbette ekonominin özünde spekülasyon var, suç değil. Ama manüplasyon yapmak suçtur.

Spekülasyon ile manüplasyon arasındaki farkı anlatmamı bekleyenler yazılarımı okumasın lütfen.

Dolayısıyla, yüksek vergi uygulamaları ve fiyat istikrarına olan güvensizlik ister istemez fiyatlamaları mevcut maliyet üzerinden değil gelecekteki maliyet üzerinden yaptırıyor.

Burada vurgun peşinde koşan fırsatçılar konu dışında…

Dolayısıyla buradan hükümete bir önerim var, bir malı 10 liraya alıp 20 liraya satan birisinin, aynı malı yerine koymak istediğinde 15-16 ve hatta daha da beteri 20 lira üzerinde bir fiyatla karşılaşmayacağına dair güven ortamı oluşturulmalı. Bakın o zaman aldığı malı satarken esnaf yerine koyarken zarar etmeyeceğini bilirse fiyatlar da nasıl düşer ve bazı stokçular nasıl batar…

Var mısınız deneyip sonuçlarını görmeye?