1934, 2. Dünya Savaşı’nın adım adım geldiğini gören Mustafa Kemal Atatürk iki önemli anlaşma yapar. İlki Balkan Paktı; Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Yugoslavya arasında 9 Şubat 1934 yılında imzalanır. İkinci anlaşma da İtalya’nın Habeşistan’ı işgal etmesi üzerine 8 Temmuz 1937 yıılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabad Paktı’dır.
Bu anlaşmalar Japonya, Almanya ve İtalya’dan oluşan saldırgan ittifaka karşı kısmen başarılı olmuş ve hatta savaş sonrası NATO’nun kurulmasına da ilham vermiştir.
Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile ortak savunma anlaşması imzalaması ne anlama geliyor?
Bu arada NATO üyesi olan Yunanistan’ın, Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail ile Türkiye’ye karşı bir ortak hareketi var, buna yine NATO üyesi Fransa’nın da destek verdiğini düşünebiliriz.
Öncelikle bu anlaşma bir NATO üyesi olmanın da ötesinde NATO’daki en güçlü 2. orduya sahip olan Türkiye’nin NATO’ya rağmen yaptığı bir anlaşma olduğunu düşünmüyorum.
Bu anlaşmanın İsrail’e karşı yapılmadığı da ortada…
Peki buradaki ortak düşman kim olabilir?
Pakistan’ın Afganistan ve Hindistan ile problemleri var, ancak Türkiye ve Suudi Arabistan için bu iki ülke sorun değil, hatta özellikle Hindistan ticari anlamda ilişkilerin iyi olması gereken bir ülke.
Çin buradaki denklemde Hindistan ile sorunları olan bir ülke ve ABD de bunu Çin’e karşı kullanıyor.
Bölgedeki diğer ülkelerin, toplamının bile risk oluşturma gibi bir durumları yok.
Dolayısıyla bu ittifak aslında ABD destekli olarak İran’’a karşı oluşturulmuş bir ittifaktır diyebiliriz.
Yani bir şekilde İran’ın bu ülkelerden birisine saldırması durumunda (ülkelerdeki ABD üsleri hariç) 3 ülke İran’a karşı ortak savaşmaya karar veriyor. Coni’ler değil Mehmet’ler, Muhammed’ler savaşacak yani.
İran için kıyamet senaryosu, zira dünyanın öbür ucundan gemilerle gelen ABD ile savaşmak başka, yanıbaşında yerleşik bir ülke ile savaşmak başka.
Bu anlaşma İran üzerinde Trump’ın istediği anlaşmayı imzalaması için bir baskı oluşturmayı hedefliyor olabilir.
Görünen o ki İran, Rusya, Çin ve Kuzey Kore’den destek alırken, Ukrayna ABD ve Avrupa ülkelerinden destek almaya devam ediyor. Bu cepheye karşılık ABD-İsrail ekseni NATO’nun mnesafeli desteğinin yanı sıra Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi, İngiltere, Fransa ve Almanya’dan destek alıyor. Bölgedeki körfez ülkelerinin destek verdiği ABD-İsrail eksenine yeni destek de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ittifakından geliyor.
Bakın artıları ve eskileri ile değerlendirilmesi gereken bir durum.
Türkiye tercihini yapmış görünüyor. O zaman söylemlerin, politikaların bu tercihe uygun olması lazım. Bir yönde adım atığ karşı yönce konuşmaya, hareket etmeye gerek yok.
Ancak bu tarz ittifak kararlarının halkın desteğini alması önemlidir.
Neticede bu halk evlatlarını gönderecek o imzaların gerektirdiği durumlarda savaşa…
Eminim her aşamasıyla ince elenmiş sık dokunmuş kararlardır bunlar, keyfe keder bir gecede alındığını düşünmüyorum. Son YAŞ ve ardından düzenlenen MGK toplantılarında zaten ele alınmış ve son detaylar da işlenmiştir.
Dolayısıyla Türkiye, NATO içerisinde çok etkili bir müttefik olarak Suudi Arabistan ve Pakistan’dan oluşan ittifakın çok daha geniş etkileri olmasını beklemeliyiz. Bu birliğe katılmak isteyen ülkeler olacaktır. Türkiye bunu diplomatik olarak ülkemiz yararına olacak şekilde yönetmelidir.