Avrupa’nın zirvesinde iki Türk takımı…
Emeğin, vizyonun ve inancının sahaya yansıması.
Kadınlar basketbolda EuroLeague finalinde iki Türk takımının karşı karşıya gelmesi, yıllardır atılan doğru adımların, yapılan yatırımların ve en önemlisi görünmeyen emeğin taçlanmasıdır.
Bu final, bir tesadüf değil; bir sistemin ürünüdür.
Bu final aynı zamanda bir mesajdır…
Doğru planlama, sabır ve istikrarın ürünüdür.
Erkek egemen spor kültürünün gölgesinde büyüyen kadın basketbolu, bugün o gölgeyi tersine çevirmiştir.
Ve belki de en önemlisi… Bu sahnede mücadele eden oyuncular, yarının kız çocuklarına sadece bir maç değil, bir hayal bırakıyor. “Yapabilirsin” ve “En tepeye çıkabilirsin.” diyorlar.
Bugün EuroLeague finalinde kazanan kim olursa olsun, aslında kazanan Türk basketboludur. Ama daha da ötesi; kazanan, inancın ve emeğin kendisidir.
Hafta içinde okullarımızda yaşanan vahim olaylar içimizi kararttı, yüreklerimizi dağladı.
O çocuklarımızın hayallerini sonlandırdı.
Belki yazması ve söylemesi kolay ama “ateş düştüğü yeri yakıyor”.
Çocuklarımızın odalarına kapanmasını önlemeliyiz.
Onları sanata ve spora yönlendirmeliyiz.
Enerjilerini sanatta ve sporda harcamalarına özen göstermeliyiz.
Bu ülkede; Hülya Şenyurt, Sema Erden, Ayşegül Kazmaz, Nevriye Yılmaz, Birsel Vardarlı, Şaziye İvegin, Işıl Alben, Esmeral Tunçluer, Alperi Onar, Sevgi Uzun, Olcay Çakır Turgut,Tilbe Şenyürek ve daha birçok isim örnek sporculukları ve başarıları ile parladılar.
Basketbol kadınlarda iki Türk takım final oynayacaklar diye isimleri basketboldan yazdık. Oysaki diğer branşlardan da birçok isim yazabiliriz. Efsane olmuş sporcularımız ve sanatçılarımız var.
Örnek alacağımız ne mafyatik diziler ne de suça teşvik eden oluşumlardır.
Sanat ve sporda örnek almamız gereken çok şey varken çözümü başka mecralarda aramaya gerek yok.
Çocuklarımızı bireyselleştirmeyelim aksine toplum ile iç içe olmalarını sağlayalım.
Bugün ilk adımı atmamız için önemli bir fırsat.
İki Türk takımı bugün İspanya’da final oynayacaklar.
Çocuklarımızla, eşimizle, dostumuzla hep birlikte televizyon başına geçelim ve bu maçı büyük bir keyifle izleyelim.
Sonrasında ne mi yapalım?
Salonlara giderek spor yapalım.
Sinemaya, tiyatroya giderek sanatla iç içe olalım.
Ve her birlikte kötülüklere karşı duralım.