Turizm çok önemli, dünyanın her yerinde turizm en değerli sektörlerin başında geliyor.

Bunun pek çok nedeni var.

Öncelikle turistik olarak gelişmiş ülkelerin dünya genelindeki algısı genellikle pozitif oluyor. Zira insanlar tatile eğlenmeye gidiyorlar, gündelik yaşamlarında yapmadıkları şeyleri yaparak mutlu oluyorlar.

Bunu yaparken de para harcıyorlar. NY’ta çalışan biri Manhattan ya da Brooklyn’de yaşarken, gündelik yaşamında bazı hesapları yapar; ya da Ankara’da, İstanbul’da yaşayan biri; ama tatile gittiği zaman balonla Kapadokya’da gezmek, Köprülü Kanyon’da rafting yapmak ya da Antalya sahillerinde paraşüt yapmak, dalış yapmak gibi etkinliklere ciddi paralar harcayabilir. Çünkü o tatile gelmiştir.

Turizm, beraberinde pek çok sektörü hareketlendirir. Oteller yapılır, otellerin ihtiyaçları, hizmet sektörü gibi pek çok sektör hareketlenir. Ticaret artar… Ülkelere döviz girer…

Dolayısıyla hükümetler çok sever turizmi…

İyi de neden İspanya’da son yıllarda başlayan turizm karşıtı hareketin bir sonucu olarak 53 bin turistik daireyi kalıcı kiralanacak konuta dönüştürme kararı aldı?

53 bin daire… Yılın 200 günü aktif olarak kiralansa10 milyonun üzerinde yıllık kiralama demektir… Ortalama 2 ile 4 kişinin kaldığını hesaplarsak 20 ile 40 milyon arası gecelemeden söz ediyoruz… Bu kadar ciddi bir gelir kaybına neden olacak ne olabilir dersiniz?

Turistler, tatile gittikleri ülkelerde, normal yaşamlarında olduğundan farklı şeyler yapıyorlar. Sabahlara kadar içki içmek, sarhoşluktan mutlu olmak, sokaklarda dans etmek, bazı ülkelerde seks turizmini yabana atmamak lazım ve tabi alkol neyse de uyuşturucu kullanımı…

Bütün bunları bir araya getirdiğimizde tatil, alkol, seks, uyuşturucu, kumar, adrenalin gibi kavramların oluşturduğu bir evren yaratıyor. Bu da tatile giden ülkelerdeki insanların gündelik rutinlerini etkilemeye başlıyor.

Özellikle Airbnb benzeri uygulamalarla evlerini günü birlik turistlere kiralamayı tercih edenler, buradan çok ciddi bir gelir elde ediyorlar. Haliyle evlerini daha düşük bir rakamlar yıllık kiralamak fikrinden uzaklaşıyorlar. Hal böyle olunca konut arzı azaldığı için doğal olarak konut kiraları yükseliyor.

Bu özellikle öğrenciler ve emekçi kesim üzerinde baskı yaratıyor, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.

Bir başka durum da belirli bir sayının üzerindeki ziyaretçi, kalabalık, kaos ve tarihsel, doğal bazı eserlerin zarar görmesine neden olabiliyor.

Ayasofya, Efes, Aspendos gibi insanlık hazinesi kültürel değerlerin insanlığa açık olması gerekiyor tamam, ama bir yere kadar…

Sürdürülebilir turizm kapsamında, bence ülkeler her yıl kaç turist ağırlayacağını, bunun hangi bölgelere nasıl dağılacağını belirlemelidir. Ziyaret edilecek müzeler, tarihi ve doğal güzellikler ile ilgili yine sınırlar konmalıdır.

Bu hem koruma hem de değer kazandırma gibi bir etki yaratacaktır.

Türkiye de turizmden çok olumsuz etkilenen ülkelerden aslında… Özellikle İstanbul, Antalya başta geliyor.

Söz gelimi İstanbul’da Arap turist değilseniz taksi bulamıyorsunuz…

Belirli bölgelerde evler tamamen turistlere günü birlik kiralandığı için bu bölgelerde oturamayanlar görece yakın noktalarda öngörülmeyen bir talep yaratıyorlar. Bu talep dış çemberlere doğru yayılarak konut kiralarını yükseltiyor.

Turist otobüslerinin başta tarihi yarımada olmak üzere kentte neden olduğu trafik karmaşasına değinmiyorum bile…

Yani tamam istihdam, döviz, ekonomik hareketlilik tamam ama bunlar da var.

Üstüne bir de kültürel deformasyonu ekleyince durum iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Yanlış anlatmış olmayayım kendimi, turizme karşı değilim, tam tersi son derece destekleyiciyim. Ancak Bodrum’da çakma Çin malı tshirt ya da ıvır sızır alacak turist gelecekse gelmesin… Bodrum turizmini yönetenler gibi muadil bölgelerde neler oluyor bir baksınlar.

20 yıl önce kuyumcu kaynayan tuırizm yörelerinde bugün kuyumcu kalmadı, geçici bir center modası geldi, geride kuyumcusuz çarşılar bıraktı…

Turizmin Türkiye’de de iyi planlanması lazım. Hesapların dışında oteller yapılarak sonrasında otellerin birbirinin fiyatını kırması engellenmelidir. Tam tersine, kotaları açıklayacaksınız ki o bölgeye gelmek isteyenler ön alabilmek için alımını da önceden yapsın.

Buradaki tek istisna, bugün artık turizm sanayisi olan Antalya’daki her şey dahil otellerin durumu…

Şu saatten sonra bu otellere sınırlama getiremeyiz ama başka etkinliklere getirebiliriz.

Turizm bakanlığının bu anlamda konuyu tartışmaya açması ve planlama yapması kaçınılmaz görünüyor. Misafirin başımızın üstünde yeri var, tabi onun da bir sınırı var…