Günümüzde hiç şikâyeti olmayan yetişkin bireylerin bile yaklaşık %60’ında fıtık olduğunu yapılan araştırmalar göstermiştir. Neyse ki çağımızda çok ilerleyen tıp sayesinde insanları canından bezdiren bu rahatsızlık ilaçlar, traksiyon (çekme kuvveti ile yumuşak dokuları gerdirme ), fizik tedavi ve kas güçlendirici egzersizler gibi yöntemlerle %90’lara varan oranlarda ameliyatsız giderilebilmektedir.
Epeyce yıllar önce babamın sol bacağında kalçasından aşağıya doğru şiddetli ağrılar başladı. Yok siyatik, yok lumbago veya romatizmaydı derken gitmediği doktor, almadığı ilaç, kaplıcalar, sıcak çamur banyoları kalmadı, babamın ağrıları şiddetini daha da artırdı. 2 seneyi aşan bu sıkıntılı dönem sonunda Uşak’ta tanıştığımız Dr. Haydar Dümen ‘’Beytullah ağabey bu rahatsızlığınız siyatik miyatik değil – omurgalarda disk kayması - bunu tedavi edebilecek bir-kaç doktordan biri Beyin ve Sinir Cerrahı uzmanı Hüsamettin Gökay (Zamanın tanınmış İstanbul valisi Fahrettin Kerim Gökay’ın kardeşi). Kendisi ihtisas yaptığı Amerika’dan yeni döndü. Amerikan Hastanesinde çalışıyor, ona gidin,’’ dedi. Hastanede yapılan tetkikler sonucu L4 – L5 disklerinde kayma (disk henrisi) ve dejenerasyon bulundu. Nihayetinde H. Gökay hocanın yönettiği 8 saat süren operasyonla babam eski sağlığına bütünüyle kavuştu. Öylesine iyileşmişti ki Uşak, Erzurum ve Kars’ta yıllarca futbol hakemliği bile yaptı.
Değerli ve mümtaz insan Prof. Dr. Hüsamettin Gökay hocamızı 2021’de vefatından önce ziyaret etme şansını buldum. Ayrılırken: ‘’Hocam ne menem bir rahatsızlık bu bel fıtığı ?’’ diye sordum. Cevap olarak: “Abdullah, insanın evrimleşmesinin bir parçası olarak iki ayaklı hale gelmesi için milyonlarca yıl geçmesi gerekti. Bu evrimleşme doğal olarak insan anatomisinde de çeşitli değişikliklere yol açtı. İnsan iki ayaklı (bipedal) hale gelince omurgamız da yataydan dikey pozisyona geçti. Bu geçiş sonucu omurga ve bel disklerine fazladan yük gelmeğe başladı. Bel ve boyun fıtıklarının ana nedeni bu,’’ dedi.
40’lı yaşlara geldiğimde aralıklı olarak ben de 3-4 kez bu rahatsızlıktan nasibimi aldığımdan konuya ilişkin olarak çok daha kapsamlı araştırma yapma gereksinimini duydum ve neticede aşağıdaki bilgilere ulaştım:
Omurgamız, iki ayaklı duruma gelip de yataydan dikey pozisyona geçince çoğunlukla L4 – L5 disk bölgelerine çok daha fazla yük binmeye başladı. Bel fıtığı da özellikle bu kısımlarda çok fazla görülüyor. Köpek, koyun, kedi gibi dört ayaklı canlılarda bel fıtığı hemen hemen yok gibidir. Nedeni bu hayvanlarda omurga yükünün dört ayağa bölünmesi yanında yatay yayılmasıdır.
Evrim hiçbir zaman tamamlanmış bir süreç değildir. İnsanlar iki ayaklı olarak (çünkü diğer iki organ, serbest kaldığından alet yapma ve kullanmaya odaklandı) yürüyerek milyonlarca yıldır uyumlu olmuş bir omurga yapısıyla bugün yaşıyor. Ancak bu uyum tam mükemmel olmaktan biraz uzakta. Çünkü evrim bir mühendislik değil, “uygun olan yaşar” (selection - ayıklanma) prensibidir.
Yani insan omurgası: dikey durumda iken yük taşımaya uygun hale gelmiş ama aynı zamanda yapısal zayıflıkları da devam eden bir sistemdir. Bu yüzden insan türünde bel fıtığı, boyun düzleşmesi, sırt ağrısı gibi problemler yaygındır.
Fıtık rahatsızlığına yakalanma riskleri olarak, genetik yatkınlık, ( Bazı insanların disk ve bel kaslarının doğuştan daha zayıf olması) şişmanlık, yaşlanmayla diskin su kaybederek elastikiyetinin azalması, (Disk su içerir, gençlikte yüksek su içeriğinden ötürü disk esner ve şoku emer) ve bunlara zemin hazırlayan biyolojik altyapı yani iki ayaklılık. (Bipedalizm)
SONUÇ:
Bu can sıkıcı rahatsızlığa yakalanmayı en aza indirebilmek için: Çok ağır yükleri dizden çömelip kaldırma, ergonomik duruş ve oturma, kilo kontrolü, karın ve bel kaslarını güçlendiren egzersizler, stresten olabildiğince uzak durmak ve sigara içmemek (Çünkü sigara disk beslenmesini bozarak dejenerasyonu hızlandırır.) gibi belli başlı ve zor olmayan uygulamaları söyleyebiliriz.