MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “sistemde revizyon” çağrısı olarak yorumlanan sözleri dikkat çekiciydi.

Bahçeli, Alparslan Türkeş Siyaset Akademisi Vakfı’nda yaptığı konuşmada, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlete kattığı değeri daha ileri taşımak zorundayız. Bu çerçevede demokratik hukuk devleti güçlendirilmeli, devlet ve toplum düzenini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle bütünüyle uyumlu hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır” dedi.

Bahçeli “Türk modeli Başkanlık Sistemi” olarak nitelendirdiği Cumhurbaşkanlığı sisteminin kurumsallaştırılmasına dair ara ara bu açıklamaları yapıyor. Çerçevesi en iyi çizilmiş açıklaması da 100 maddelik yeni anayasa önerisi içinde yer almıştı.

Bahçeli’nin tamamı kamuoyuna açıklanmayan önerileri arasında “Kanun yapımı, bütçenin kabul edilmesi, anayasal kurum ve kuruluşlara üye seçimi ve Meclis soruşturması açılmasında TBMM’nin yetkilerinin kuvvetlendirilmesi, Başkan ile birlikte iki Başkan Yardımcısının seçilmesi, Başkanlık Kabinesinin anayasal statüye dahil edilmesi, Başkanlık Hükümet Programı’nın Meclise sunulması” yer aldı. Bu öneriler halen geçerliliğini koruyana başlıklar.

AK Parti de sistemin eksikliklerinin belirlenmesi ve nasıl güçlendirileceğinin belirlenmesi için bugüne kadar bir dizi çalışma yaptı. Sistemin ilk 5 yılında, dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay başkanlığında yürütülen çalışma bunlardan biriydi. Sistemin aksayan yönleri ve bunların giderilmesi için hazırlanan rapor Cumhurbaşkanlığı raflarında duruyor. İktidar bugüne kadar adım atamasa da başta anayasa olmak üzere siyasi partiler kanunundan seçim kanununa birçok konuda değişiklik yapmaktan vazgeçmiş değil. Tüm bu beklentiler şimdi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında kurulan ve AK Partili çok sayıda yöneticinin yer aldığı 11 kişilik komisyonun çalışma konusu.

AK Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre geçtiğimiz yıl mayıs ayında kurulan komisyonun çalışmalarında sona gelindi. Birkaç toplantı sonra hazırlanan çalışmanın Cumhurbaşkanına sunulması bekleniyor. Komisyonda yer alan bir üyenin değerlendirmesine göre madde madde anayasa yazımının yer aldığı bir çalışma yapılmadı. “Politika belgesi” olarak nitelendirilen çalışma daha çok nasıl bir anayasa yapılması gerektiğine, hangi konuların nasıl ele alınması gerektiğine odaklandı.

Kısa, öz bir anayasa

Komisyon üyesi AK Partili siyasetçiye göre yapılan çalışmanın ana çerçevesi şöyle oldu:
“İdarenin hızlı, etkin, sonuç alıcı karar verme sürecinin iyileşmesi için neler yapılması gerektiğine dair daha önce çalışmalar oldu. Anayasa değişikliği gerektirmeyen birçok düzenleme de hayata geçti. Bu çalışma kapsamında yeni sivil bir anayasanın genel çerçevesini belirlemek istiyoruz. Örneğin çok uzun, her konuda detaylara yer veren bir anayasa olmamalı. Yapay zekadan dijital sistemlere, günümüzün gelişen koşullarını algılayan, olabildiğince temel hak ve özgürlüklerin tarif edildiği, iyi korunduğu temel bir metin olmalı. Birçok konu kanuni düzlemde ele alınmalı. Ne yazık ki bizim bugünkü anayasamız kanun, kanun da yönetmenlik gibi. Kısa ve öz bir anayasadan yanayız” değerlendirmesi yaptı.

Yürütme-yasama ilişkisi güçlendirilebilir

AK Partililere göre Cumhurbaşkanlığı sisteminden bir vazgeçme söz konusu değil. Sistemin kendi içindeki koordinasyonunda, hızlı karar-sonuç almada sorun yok ama parlamento ile yürütme arasında daha belirgin bir işleyiş için bazı adımlar atılabilir. Yani yasama-yürütme arasındaki ilişkinin daha da güçlendirilmesine AK Parti de hayır demiyor.

Bakanların Meclis’ten seçilmesi, Kabine’ye anayasal statü, hükümet programının Meclis’e sunulması, kanunların hazırlanmasında yürütme ile Meclis arasında yeni bir mekanizma kurulması sıcak bakılan önerilerden bazıları.

Yasama-yürütme farklı partilerde olursa ne olur?

İktidar tarafının en büyük endişesi ise yürütme ile yasamada ağırlığın farklı partilerde olması durumunda yaşanabilecekler. Örneğin AK Parti Genel Başkanı da olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçildiği ama Meclis’te muhalefetin çoğunluk sağladığı bir tabloda sistem büyük zorluklarla karşı karşıya kalabilir.

Halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanının üstlendiği yürütmenin bir icra makamı olduğunun altını çizen AK Partililer yaşanabilecek sıkıntılara bir örnekle şöyle dikkat çekiyor:

“Meclis’in yapacağı her düzenlemenin icrası yürütmeye aittir. Amerika’da bütçe nedeniyle yaşanan sıkıntıları görüyoruz. Burada bütçe kabul edilmediğinde yeniden değerleme oranı üzerinden devam edilebilir ama diğer kanunlar açısından kimi kaotik durumlar yaşanabilir. Örneğin muhalefet en düşük emekli maaşı için 28 bin lira önerdi. Meclis çoğunluğu muhalefette olduğunda bunu yapsa maliyeti 1 trilyon lirayı geçiyor. Bütçede karşılığı olmayınca kangrene dönüşecek bir durum. Uzlaşılamadığında seçime götürecek durumlar oluşur.”

Aynı partinin hem yürütme hem de yasamada etkin olduğu sistemde bu sorunlar yaşanmıyor ama görünen o ki AK Parti olası yeni senaryolarda bu sorunu giderecek tartışmaları da yürütmeye başladı. Yani anayasa değişikliği kapsamında gündeme gelen sistemde revizyon konusu, “sistemde kaos yaşanmasın” diye yürütmeyi daha da güçlendirecek yeni düzenlemeleri beraberinde getirebilir.