Cumhuriyet Bayramınızın ardından, Ebedi Başkomutanımız ve Kurucu Cumhurbaşkanımız Atatürk’ümüz ve yol arkadaşlarını minnet, saygı ve sevgiyle anarken, Onun güvenerek ülkemizi emanet ettiği yurdumun bütün vatansever, aydınlık gençlerini de sevgiyle selamlıyor, hepsine üstün başarılar diliyorum. Bugünkü yazının öznesini gençliğin önemli bir bölümünü teşkil eden; hayata Anadolu'nun imkânsızlıkları içinde başlamış, küçük yaşlarından itibaren hayatın her türlü acımasızlığıyla yüzleşmiş ve mücadele azmiyle üstün başarılara imza atan gençler oluşturuyor. Onların dünya birinciliklerine uzanan başarıları, Atatürk’ün övgüsüne mazhar olan Türk gençlerinin fırsat verildiğinde neleri başarabileceğinin en canlı kanıtıdır. Bu başarı sadece kişisel bir gurur vesilesi değil; köyündeki, mahallesindeki diğer kardeşlerine verilen umut ve özgüven aşısıdır da.
Eğitimi Tek Kurtuluş Gören Anne-Babalar ve Alın Teri
Bu yıl, bazılarının üstün başarılarına şahit olduğumuz bu gençler, çiftçi, işçi, esnaf veya asgari ücretle geçinen ailelerin çocuklarıydı. Tıpkı Anadolu’nun yıkık dökük evlerine bayrak çektiren aziz şehitlerimiz ve gazilerimiz gibi bu gençlerin ana babalarının da tek sermayesi alın teri ve emeğidir; saygıyla selamlıyorum. Çocuklarının eğitimine sımsıkı sarılmış; gerçekten yemeyip yedirmiş, giyinmeyip giydirmiş; bütün imkânlarını sonuna kadar çocukları için zorlamış; devlet kapısını ise yine evladının hatırına son noktada ve ar ederek çalabilmiş gözü gönlü tok insanlardır onlar. Arsız-yüzsüzlerin yandaşlıkla devletin bütün imkânlarına çöreklendiğini bildikleri halde Türk devletini korumak, kollamak için de gayret ederler. Yurt dışındaki yarışmalara davet alan çocukları için duydukları en büyük kaygı sınav değil; vize, uçak bileti ve konaklama masrafları olunca ilçe kaymakamlıklarının, belediyelerin kapısını çalarlar ya da hayırsever iş insanları veya öğretmenlerin başlattığı imece usulü kampanyalar sayesinde çocuklar biletlerini alıp yarışmalara gidebilirler…
Bu arada, Anadolu’daki çoğu şampiyonluk hikâyelerinin arkasındaki "Bu çocukta bir ışık var" diyen, mesai saati gözetmeksizin öğrencisini yarışmalara hazırlayan, cebinden materyal alan adsız öğretmenlerin, antrenörlerin hakkı ödenmez elbette ve tabii ki son yıllarda yaygınlaşan BİLSEM’ler ve yerel spor altyapıların da dar gelirli ailelerin üstün yetenekli çocuklarının ücretsiz olarak keşfedilmesinde önemli katkısı oluyor.
Yozlaşma Baskısı, Çarpık Uygulamalar- Sistemik Engeller
Ne var ki madalyalarla taçlanan bu başarıların ardında, gençlerimizin karşılaştığı bürokratik engellerin yanı sıra ağır bir ahlaki ve ekonomik sınav da devam etmektedir. Son dönemde artan borsa manipülasyonları, fon vurgunları ve kestirmeden zengin olma hırsı; gecesini gündüzüne katan gençlerin ve rızkından kesen ailelerin emeğe ve helal kazanca olan inancını yaralamaktadır. Alın teriyle bir yere gelmeye çalışan genç zihinler, emek vermeden köşe dönenlerin yarattığı bu ahlaki erozyona karşı çetin bir zihinsel direnç sergilemek zorunda kalmaktadır.
Öte yandan; genç yeteneklerimizin uluslararası yarışmalara katılmadan önce TÜBİTAK ve benzeri resmî kurumlara sundukları projelerin, daha ön inceleme aşamasında derinlemesine incelenmeden, şekilsel eksiklikler veya kalıplaşmış değerlendirme kriterleri gerekçe gösterilerek elenebildiğini biliyoruz. Bu da ciddi "caydırıcılık" ve kırgınlık sebebi oluyor. Türkiye’deki kurumsal eleklerden geçemeyen ya da elenen birçok projenin; ailelerin ve idealist öğretmenlerin pes etmeyen kişisel çabalarıyla yurt dışındaki bağımsız bilim sergilerine, olimpiyatlara ve uluslararası yarışmalara taşındığında dünya birincilikleri ve madalyalar alması ülkemiz adına çok üzücü olurken, şampiyon evlatlarımızın küresel zaferleri, gençlerimizin ve onları destekleyen kadroların bu caydırıcı engellere ve yozlaşma baskısına rağmen sergilediği olağanüstü ahlaki ve zihinsel direnci ise mutluluk sebebidir.
Öte yandan Türkiye'nin voleyboldaki altyapısının 2026 yılında da meyvelerini vermeye devam etmesi, sürdürülebilir başarının bir diğer boyutunu gösterdi. Yıldız ve Genç Milli Voleybol takımlarımız, Avrupa ve Dünya Şampiyonu oldular. Tebrikler… Voleybolda yakalanan bu başarı beraberinde basketbol ve hentbol gibi diğer takım sporlarındaki genç millilerimize de ilham verdi, uluslararası alanda tarihi dereceler getirdiler.
Ata Sporu Güreşte Üstünlük ve Jimnastikte Zirvenin Hedeflenmesi
Anadolu'nun köylerinden ve kulüplerinden yetişen genç güreşçilerimiz, minder üzerinde sergiledikleri teknik ve kondisyonla Dünya ve Avrupa Gençler Güreş Şampiyonalarında gümüş ve altın madalyaları toplayarak köklü geleneğimizi geleceğe taşıdılar. Artistik ve ritmik jimnastik 2026’da yine öne çıktı. Sporcularımız adeta imkânsızı başararak dünya şampiyonlarını geride bıraktı. Aletli jimnastikte kusursuz seriler izledik. Avrupa Şampiyonalarında İstiklal Marşı'mızı defalarca okuttular.
Başarının Çevresel Etki Dairesi
Anadolu insanının yoksulluğu göğüsleyerek evladına gelecek kazandırma fedakârlığı; günümüzün dijital çağında, sosyal medyadan, çağdaş edebiyata, sinemadan müziğe, tiyatrodan resim sanatına sarsıcı ve modern formlarla karşılık bulmaktadır.
Geçmişin "inek satma veya tarlayı ipotek etme" gibi motifleri, günümüzde "asgari ücretle tablet/bilgisayar alma, büyük şehirlerdeki fahiş kira ve yurt krizini çözme, ek işler yapma" mücadelesine evrilmiştir.
Son yıllarda yayımlanan romanlarda, otobiyografik eserlerde, dar gelirli aile çocuklarının büyük şehirlerdeki üniversite ve sınav maratonu sıklıkla işlenmektedir. Asgari ücretli bir babanın çocuğuna internet kafelere muhtaç olmasın diye dişinden tırnağından artırarak aldığı ikinci el akıllı telefon veya ikinci el dizüstü bilgisayar, geçmişin "kitap-kalem-defter" sembolünün yerini almıştır.
Doğu ve Güneydoğulu gençlerin tıp, mühendislik veya yapay zekâ olimpiyatlarına uzanan hikâyelerini anlatan çağdaş romanlarda; annenin tarlada ırgatlık yaparak ya da evlere temizliğe giderek biriktirdiği harçlıklarla çocuğunu büyük şehirdeki kurslara göndermesi, günümüz "Anadolu Anası" portresinin güçlü edebi figürü olabilmiştir.
Sonuç:
Bilimden spora, müziğe bütün bireysel ve takım başarılarının sürdürülebilirliği, gençlerimizi küresel zirvelere taşıyacak en büyük itici güç; dilde ve vizyonda yakalanacak ortak anlayışların, işte ve eylemde somut destek mekanizmalarına dönüştürülmesiyle sağlanacaktır. Nitekim İzmir’de, Muş’ta başlayıp dünya şampiyonalarında yazılan başarı destanlarının; Bakü’den Astana’ya, Balkanlar’dan Doğu Türkistan’a, Tataristan’a, Yakutistan’a kadar Türk dünyasının dört bir yanındaki gençlerin minderlerde, salonlarda ve bilim olimpiyatlarında kazandığı zaferlerle birleşmesi de ortak geleceğimizin en büyük teminatıdır.
Türk bayraklarının özgür vatan topraklarında ve uluslararası kürsülerde gururla dalgalanması manasına gelen; Türk dünyasının tarihsel ve kültürel haritasını çizen "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" ilkesinin günümüzde güçlü bir toplumsal dayanışma modeline dönüştürülmesi, bu yürüyüşü daha da taçlandıracaktır.
Sivil toplum kuruluşlarının, hayırseverlerin, akademinin ve kamu kurumlarının el ele vererek oluşturacağı destek fonları, liyakat esaslı burslar başarıyı yaygınlaştıracak; bağımsız proje değerlendirme kurullarının da aktifleşmesiyle toplumsal bilinç yükselirken, evlatlarımız da yalnızca ülkemizin değil, bütün Türk dünyasının ve insanlığın ufkunu aydınlatmaya devam edecektir, inancındayım.
Hangi alanda olursa olsun, bütün gençlerimizin yolu açık, şansı bol olsun. Sevgiyle…