Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD’nin Yunanistan’da kurduğu üslerin sayısını 9 olarak açıklamış ve “’Bu üsler kime karşı kuruluyor?’ dediğimizde verdikleri cevap şu: ‘Rusya’ya karşı.’ Bunu yemezler kusura bakmasınlar” demişti.

NATO’nun Yunanistan’da gerçekleştirdiği tatbikat kaygı vericiydi. Türkiye dışlanmıştı. Amerika’nın tatbikat için getirdiği silahların ve teçhizatın geri götürülmeyeceği, Yunanlılara kalacağını da öğrenmiştik.

Bu tatbikat haberi duyulduğunda Türkiye’de çeşitli kesimlerden tepki yükseldi. “Tatbikat Türkiye’ye karşı yapılıyor” görüşü paylaşıldı.

Ne gariptir ki, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) yaptığı açıklamada ‘Immediate Response Tatbikatı’nın bir NATO tatbikatı olmadığını öne sürdü. Rutin bir tatbikat olduğunu savundu. Tatbikatın senaryosu ve tüm safhalarının Türkiye tarafından bilindiği belirtilen açıklamada, “Türkiye adına aleyhte herhangi bir kurgu söz konusu değildir” savunması yapıldı.

Bu açıklamayı yapanlara hem Tayyip Bey’in sözlerini hatırlatmak hem de, “O zaman NATO’da planlanan ve Avrupa’nın doğu kanadını korumayı amaçlayan bu tatbikatta Türkiye neden yok?” diye sormak gerekiyor.

Tek kutuplu dünya düzeni çöktü. Yeni dünya düzeni kuruluyor. Acaba NATO yeni bir sınır hattı mı belirledi? Ve Türkiye’yi sınır dışı mı etti? Türkiye Batı bloğundan uzaklaştırıldı, Orta Doğu blokuna mı atıldı?

İşte tam burada benim sorularıma yanıt olacak bir açıklama duydum. Prof. Hasan Köni, “Blokladılar, Türkiye’nin yeri Ortadoğu’dur. Oradan bize yardıma gelebilir. Bu sistemde başat olarak Orta Doğu’da Batı’yı temsil etmesi söz konusu Türkiye’nin..” dedi.

Prof. Köni’nin bu ifadeleri BOP’un başarılı olduğuna mı işaret acaba?

Prof. Köni, DMM’nin aksine, Yunanistan’da yapılan NATO tatbikatı için, “Avrupa da NATO yeni bir operasyon yapıyor. Operasyon NATO operasyonu. Avrupa’yı da yanına alıp. Rusyayı başka yerden sıkıştırıyor. Balkan, Baltık ülkeleri NATO ya bağlı. Adam barış yoluyla dünya hegemonyasını ele geçirmek istiyor fakat bir yandan da nükleer harbe hazırlık yapıyor” ifadelerini kullanıyor.

Kalınma Yolu projeleri ve enerji hatları eksenindeki gelişmeler için Prof. Köni’nin görüşleri ise şöyle:

“Amerika’nın istemediği bir hattın Türkiye içinden geçerek Avrupa’ya gitmesi pek mümkün değil. Türkiye’yi bu operasyonlara almıyorlar. Bu yapı, askeri açıdan geçerli. Enerjide tersine doğru bir akım var. İran gaz ve petrolünü Çin’e satıyor. Rusya gazını Çin’e satıyor. Silah gıda vs alıyor oradan. Bugünkü dünya ortamında güvenilir yapı olarak Türkiye, Pakistan ve Azerbaycan var. Yani bir şey olduğunda birbirlerine yardım edecek olan. Yapılan operasyonlara bakıyorsunuz Balkanlarda hepsi Amerika’nın yanında. Bakıyorsunuz Türk Keneşi’ne (Türk Devletler Teşkilatı) Avrupa girmiş başka tarafa çekiyor. ABD Sovyetler dağıldıktan sonra 2010 yılına kadar dünyada tek güçtü, Ama bunu kötü kullandı.”

ABD liderliğindeki NATO’nun Türkiye’de tepki çeken operasyonları var ama, “Acaba NATO bütün bir yapı mı? Yekpare bir NATO var mı?” sorusunu sorduğumuzda buna ‘evet’ cevabı vermek mümkün değil. Prof. Süleyman Seyfi Öğün şöyle izah ediyor:

“NATO diye yekpare bir yapı var mı? Yok. NATO’yu NATO yapan 5. maddesi. NATO ülkelerinden birine saldırı hepsine yapılmış sayılır. Şu anda NATO diye konuşuluyorsa arkasında İngiltere ve Avrupa var. Rusya’ya karşı kesin kararlı bir Avrupa var.

Almanya’da Merz seçildi. İsrail’e bakış değişti. Merz, İngiliz aklıyla çalışmakta olan NATO’ya destekçi. ‘ABD Rusya karşısında bizi yalnız bıraktı’ diye eleştiriyor Almanlar. İngiltere Avrupa Nato’suna Türkiye de dahil edilsin diyor. İngiltere Ukrayna savaşında Türkiye’nin taraf olmasını istiyor. Rusya’yla ticarete devam etme yaptırımlara uymama gibi politikamıza karşılar. Bizimle misin değil misin modundalar. ‘Arada kalamazsın’ diyorlar. AB ye alalım taahhüdü de yok üstelik. Ambargo resti de çekebilirler. “

Prof. Öğün’ün sözlerinden İngiltere’nin akıl öncülüğü yaptığı Avrupa’nın, Türkiye’yi Rusya’ya karşı pozisyon almaya zorlayacağı öngörüsü var. Buradan hareketle, AB’nin Türk Keneşi ülkelerine sarılma planı hakkında da bazı tahminlerde bulunabiliriz. Acaba Türk Keneşi’de Rusya’ya karşı mı organize edilmeye çalışılıyor?

İngiliz aklı ve aynı çizgideki AB ülkeleri Rusya’nın savaşa devam etmesini istiyor. Ortadaki tablo ve atılan adımlar bunu doğruluyor. İstanbul’da 3 sene önce yapılan barış görüşmeleri başarıya ulaşmak üzereyken İngilizler devreye girerek barışı imha etmişlerdi. Bugünkü İstanbul görüşmeleri öncesindeyse Ukrayna’nın dron saldırıları haberi geldi. Böyle bir operasyonu Ukrayna’nın tek başına gerçekleştirebileceğine kimse inanmaz. Birileri yine İstanbul’da barış olmaması için savaşı kızıştıracak hamle yaptı.

Peki, İngiltere ve AB bu yolun çıkmaz bir yol olduğunu kestiremiyor mu? Zira bu gidişat Avrupa’nın da İngiltere’nin de sonunu getirecek bir boyuta dönüşebilir. Rusya kendi şartlarının dışında barışı kabul etmiyor. Rusya, Avrupa NATO’suna ‘sizle savaşa hazırım’ diyor. NATO, Rusya’ya taahhütlerini yerine getirmedi. Rusları kandırdı. ‘Doğu Avrupa da NATO genişlemeyecek’ dendi ama bu söz unutuldu. Putin’i nükleer düğmesine basacak noktaya getirirlerse ne olur? Bunu hesap etmeleri gerekiyor. Eğer “Putin’i indiririz yerine gelen yönetimle işimize geldiği gibi anlaşırız” gibi bir fikirleri varsa onu bilemem…

Burada Türkiye’nin durumu kritik. “Türkiye’yi savaşa sokma” planlarına karşı dikkatli olmamız gerekiyor.

Emekli General Erdoğan Karakuş’un şu tespiti çok isabetli:

“Türkiye bölgesindeki son dönemde yaşanan gelişmeleri, sınırlarındaki gelişmeleri de dikkate alarak batı ile ilişkilerini bozmadan dünya genelinde diplomatik hamleler yaparak kazanımlarını çoğaltmalı. Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgede sadece Türkiye’yi değil, dünyayı ilgilendiren önemli sorunlar var. Türkiye’nin hava savunmasında bu konuda taviz vermesi mümkün değil. Hava savunma başta olmak üzere savunma sanayindeki kazanımları riske atmayacak biçimde, savunma stratejilerimizi zora sokmayacak politikaları hayata geçirmek, hassas olmak, milli çıkarları önde tutmak önem taşıyor.”

Rus siyaset bilimci Aleksandr Dugin’e de kulak vermek gerekiyor. “ Peki Türkiye'nin geleceği ne olacak?” sorusuna şu tespitlerle yanıt veriyor:

“Erdoğan, Türkiye için çok iyi şeyler yaptı. Türkiye'yi kurtardı. Çok güçlü ve büyük bir lider. Büyük bir adam. Ama şimdi siyasi hayatının sonbaharında, geç sonbaharında. Bu çok özel bir durum. Tanrı hakkında, tarih hakkında, Türk tarihindeki ve toplumundaki rolü hakkında daha fazla düşünmeli. Gelecekteki Türk lider nesilleri için bir vasiyetname, stratejik plan, yol haritası hazırlaması gerekiyor. Ancak durum ne yazık böyle değil.”

Batı’nın ahlaksızlığına dikkat çeken şu değerlendirmeler de Dugin’e ait:

“İş NATO çıkarlarına gelince, Erdoğan'dan NATO çıkarları için savaşmasını talep ediyor. Aynı zamanda Türkiye'yi yok etmek ve Erdoğan'ı öldürmek için Kürtleri destekliyor. Bunun için Yidiş dilinde bir ifade var: Hutzpa. Bu şu demek: Örneğin sen bir katilsin, masum insanlara tecavüz ettin, çocukları öldürdün. Ve bu suçu işlerken yakalandığında, tamamen masum olduğunu iddia ediyorsun ve etrafındaki herkes, yerde yatan tüm kurbanlar birbirlerini öldürmüş ve ona saldırmışlar. İşte bu utanmazlık, hutzpa. Avrupa Birliği hutzpadır. Macron, NATO, Van der Leyen, Merz, Steyr, kendi toplumlarını yok ediyorlar ve Türkiye'yi kolayca feda edebilirler.”