Açık hava müzesi içinde bir müze gezdim...

Ankara’ya sevdalı biri olarak yıllar önce Ankara Palas’ta Ankara’yı ve geleceğini konuştuğumuz bir etkinlikte, Ulus ve civarı Ankara’nın açık hava müzesidir demiştim.

Kurucu Meclis, Ankara Palas, Merkez Bankası, Ziraat Bankası, İş Bankası, Sümerbank, kısacası Ulus’taki kurumlar Cumhuriyetin açık hava müzesi olma özelliğini Sümerbank hariç sürdürüyor.

İş Bankası yönetimi, ilk Genel Müdürlük binasına, “İktisadi Bağımsızlık Müzesini” açarak büyük bir sanatsal zenginlik sunmuş. Öyle ki müze girişinden itibaren insanı büyüleyen bir havayla karşılıyor. Saatler aşan gezinin bitiminde görme ve ses yetiniz, bellek ve düş gücünüzün uzantısı ile müzeden ayrılıyorsunuz.

Her katı sizi Cumhuriyet tarihi içinde dolaştıran müze kurtuluş savaşı öncesi ve kurtuluş savaşı cepheleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamın tüm alanlarına düş gücü ile yürümesi, çalışarak hedeflerini adım adım gerçekleştirmesi yansıyor.

Celal Bayar’ın, “Bu bir kadro hareketidir,” sözü bankanın kuruluş gününden bugüne ‘biz’ kavramı ile nasıl da güzel yansıyor. Tarım Devriminden, İletişim Devrimine yönelik geçen yılların ülkeye kazanımları muhteşem bir bilgi dinginliğinde sunuluyor. Dünden bugüne kendisine bırakılan mirası koruyan, güçlendiren, kurumsal bilinç duygusu yüksek, İş Bankası yönetici ve çalışanlarına şükran duyuyor insan.

Başkent Ankara’da 100’ün üstünde müze var. Edindiğim bilgiye göre müzeler çok sayıda kadın yöneticilere emanet. Kelimeler ve Satranç Müzelerinin kurucuları kadınlar. Emaneti en iyi kadınlar korur…

Müzenin katlarını çıktıkça onur duyuyor insan. Sevinçten doğan gururu dinlendirmek için eski bir radyodan billur, berrak, Türkçe’nin hakkını veren bir ses yükseliyor, Zeki Müren, “Şimdi uzaklardasın/ Gönül hicranla doldu/ Hiç ayrılamam derken/ Kavuşmak hayal oldu.” Şarkı sözleri ile sizi gençliğinize savuruyor, dinlendiriyor…

Açılan yeni bir katın giriş kapısından ilk reklamdan son reklama geçişin izlerinde, iletişim devrimine uzanan çağdaş yolda yürüyorsunuz. Ülkenin bir numaralı bankası olmak sadece iş simgesi ile anlatılabilir mi? Kurumsal bilinç, kurucu iradeyi algılamak, yaraşır olmak kolay bir başarı öyküsü değildir.

İş Bankası’nın kurduğu İktisadi Bağımsızlık Müzesi, onun kurumsal bilincine vereceğim bir örnekle daha güzel anlatabilirim. Van’da İş Bankası şubesine güvenlik görevlisi olarak girip yine Van şubesinin müdürü olmak kariyer yolunun herkese açık olduğunu gösteren bir kanıt ve başarı öyküsünün yuvası olmaktır.

İş Bankası Genel Müdürlük binası İstanbul’a gidince çok üzülmüş, “Cumhuriyetin simgeleri bir bir siliniyor” diye yazılar yazmıştım. İktisadi Bağımsızlık Müzesinden çıkınca bu hüznüm sevince dönüştü.

Siyasilere önerimdir. Tarihle, sanatla soluklanmak istiyorsanız; açık hava müzesi içindeki İktisadi Bağımsızlık Müzesini, Satranç ve Kelime Müzesini gezip gönenin, sanatla soluklanmanın, geleceğe umutla bakmanın güzelliğini yaşayın…

Müzeler, belleğimizde saklı duran zaman sandıklarıdır; her vitrininde bir çağın nefesi, her taşında ortak geçmişimizin susmayan kalbi atar.