“Sen bir ceylan olsan ben de bir avcı

Avlasam çöllerde saz ile seni

Bulunmaz dermanı yoktur ilacı

Vursam yaralasam söz ile seni”

Âşık Veysel ’in yaşamında gözün yerini alan sözdür. Yolda pişmiş yolcunun öğretisine, köklerine derin bağlılık şiirlerinden öyle güzel yansır ki. Bu toprağın büyük ozanları Yunus Emre, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal’ın yolundan yürüdüğü görünür. Onların da asırlar aşıp gelen şiirlerindeki dil arıdır, durudur, berrak su gibidir.

Yunus Emre ki bizim topraklarda “Bizim Yunus” da derler.

Yunus Emre sözü, sözcükleri, dili ne güzel anlatıyor şiirlerinden: “Sözünü bilen kişinin / Yüzünü ağ ede bir söz / Sözünü pişirip diyenin / İşini sağ ede bir söz...”

Kaç toplum önünde konuşan, seslenen insanın kulağına küpedir bu dizeler. Yunus şiirini şöyle sürdürür: “Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı / Balıla yağ ede bir söz…”

Güzel Anadolu’muz da dile ve sözcüklere yönelik daha nice sözler, deyişler söylenir:

“Yiğidi kılıç kesmez, bir acı söz öldürür.”

“Söz gümüşse, sükût altındır.”

“Dil susmayınca baş esen olmaz.”

“Bülbülün çektiği dili belasıdır.”

“İki dinle, bir söyle.”

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.”

Erenlerin dediği gibi; “Yanlış üslup, doğru sözün celladıdır.” Yani, ne konuştuğumuz, nasıl konuştuğumuz, seçtiğimiz sözcükler de bir o kadar önemlidir…

“Bin düşün bir söyle. Atasözünün Anlamı çok derindir. Hele Aşık Veysel’in büyüdüğü ortamdaki sözcükler yokluk, yoksulluk, gurbet ve hasretlikse bunlar çaba göstermeden, dinlemeden, içselleştirmeden nasıl zenginleşir?

Nasıl çoğalır?

Nasıl söz anlamını yitirmeden dilden, kalemden dökülür.

Sözcükler bizi var eden, sözcükler bazen bir tek sözcük bile ne çok şey anlatıyor. İki sözcük, üç sözcük, beş sözcük hep derim ya işte üçler, beşler, yediler aşkıyla kırklara varan, aşkları aşan sözcükler, yaşamı bambaşka olumlu kılan sözcükler. Çiçek açıp soluyor, kelebeğin ömrü bir gün oluyor, gelincik narin ömrünü doğada çok az görünerek tüketiyor, doğa mevsimlere göre renk alıyor, renk veriyor. Bir tek kalemin ucundan dökülen gelincik, kalemin ucunda açan çiçek, kalemin ucunda uçuşan kelebek ölümsüz oluyordu.

“Veysel sözün bir söz olsun

Çokça sabır hırs az olsun

İnce eğir ip düz olsun

Geçeceksin bu taraktan”

Âşık Veysel’in gören gözü sözcüklerdi. Onları o kadar güzel, o kadar yerli yerinde, o kadar birbiriyle uyum içinde, o kadar müzikal kullanırdı ki “Vursam yaralasam sözü ile seni.” dizesinde olduğu gibi ışık huzmesi akardı dudaklarından. Âşıklıkta sözcükler çok önemliydi. Âşık Veysel’in sınırsız bir düş gücü yansıyor sözcüklerinden o nedenle vurup götürüyor. Onda sözcükler bir bütündü, bir demet güldü. Onda sözcükler tadına doyulmaz halaydı, horondu, bardı, orta oyunu, zeybek, harmandalı, karşılama inanılmaz muhteşem bir tabloydu.

Aşık Veysel’de sözleriyle vuruyor…

Âşık Veysel’in şiirlerini okudukça ne çok konuya şiirler yazdığını görmek onun dünyayı algılayışına tanık olmak büyük mutluluk. O doğadaki her şeye bir şiir yazmış, sazına, bağına, bahçesine, toprağına kadınlarına, okuluna, hastanesine, Kızılırmak’a şiirler armağan etmiştir. Bazen hızını almayıp Kızılırmak 1; Kızılırmak 2 diye şiirler yazmış, unutulmaz şiirler… Birin de Kızılırmak ‘a aşkını da dile getirirken, ikincisin de beddualarını da unutmamıştır. Onun aldığı canlar karşısında Kızılırmak’a kızgınlığını dile getirirken bir başka şiirinde onun geçtiği toprakları sulamasına, yeşertmesine, bereket sunmasına şiirler yazmıştır.

Sözcükler onun ekmeği, su, aldığı nefesi, yâri, çocuklarıdır. Her birini bin düşünüp bir yazmıştır. Ne sözcükler ona ne o sözcüklere ihanet etmiştir. Âşık Veysel bilir ki onu olumsuz kılan da yaratan da yaşatan da sözcük ve sözcüklerdir...

“Kim ne çeker dilinden

Hem belinden hem elinden

Hayır ve şer emelinden

Hakikat bunun burası.”

Yaşananlar sözcüklere dökülünce hem anlam kazanıyor hem yürek telimizi titretiyor hem iz bırakıyor hem de unutulmaz oluyor. Çünkü onun cesareti, yaratıcılığı, fiziksel acılara takılmadan hayata karşı duruşu daima ilham kaynağı olacaktır.

Sözün, sazın, izin ne güzel…

Aşık Veysel’i 53. ölüm yıldönümünde saygıyla anıyorum…

Ramazan Bayramımız kutlu olsun…