Gerek gazetecilik gerekse arama kurtarma tecrübelerim oluşmaya başladığından beri her fırsatta deprem riski konusunda uyarılar yapıyorum; yapmaya da devam edeceğiz gibi görünüyor.

Ülkemiz deprem kuşağında, bir değil iki değil bir sürü fay hattı var. Dolayısıyla ülkemizdeki kentsel ve endüstriyel yapılaşma noktasında bu fay hatlarını da dikkate alarak hareket etmemiz gerekiyor.

Bir bölge fay hattında olduğu için orada kent kurulmayacak, yapı yapılmayacak diye bir şey yok; elbette yapılacak.

Ancak özellikle devletin bu noktada planlayıcı ve denetleyici olması çok önemli.

Yatırımlarda Adapazarı ve Düzce bölgesinin ön plana çıkması haberini ben bu açıdan okuyorum. Bu yörede yaşayanlar kızacaklar bana elbette, haklılar. Ancak ben bu bölgelerde deprem sonrasında hem canlı yayınlar yaptım hem de arama kurtarma faaliyetinde bulundum.

Deprem sonrası Maraş’a gittiğimizde çok değerli dostum MADO’nun sahibi Mehmet Kanbur beyefendi ile buluştuk. Fabrikaların bazılarında hasar vardı, çözülüyordu. Merkezdeki üretim tesisinde sorun yoktu. Mehmet beyin evinde de…

Temel sorun elektrik olmamasıydı; hatta su vermiyor diyenlerin tepkilerini sorduğumda “Elektrik olmayınca, personel olmayınca nasıl su şişeleyip verelim, olmadı ama çorba veriyoruz” demişti. Kendi evinde sorun yoktu ama o personeliyle beraber çadırda kalıyordu.

MADO, zarar görmese de çalışanları zarar görmüştü.

Deprem bölgesinde çalışanlar çok farklı zararlar görebilir.

· Yaşamını yitirebilir: Kendisi ya da ailesinden biri/leri yaşamını yitirebilir.

· Yaralanabilir: Kendisi ya da ailesinden biri/leri yaralanabilir.

· Evi hasar görebilir: Ölüm ya da yaralanma olmasa da evi yıkılabilir ya da hasar görebilir.

· Travma: Tutun ki bunların hiçbiri olmadı; evi sağlam olan biri ailesinden kimseyi kaybetmeyen biri için başka bir sorun başlıyor: TRAVMA Travma yaşayan birisi için yaşam artık eskisi gibi olmayacaktır. Hatta ben deprem gibi doğal afetler sonrasında bu travma etkisinden dolayı vali, kaymakam, emniyet müdürü başta olmak üzere kritik yöneticilik makamlarının kriz yönetimi kapsamında önceden belli görevlilere devredilmesi gerektiğini söyledim. Afet durumunda kiminhangi bölgede ne görev yapacağı önceden belli oılmalı ve o kişi deprem sonrasında derhal mevcut görevlerini yardımcısına vekaleten devrederek 12 saat içinde görev yerine gitmelidir.

Deprem bölgesinde yatırım yaparken bunların tamamının dikkate alınması lazım.

Neler mi yapılmalı?

Öncelikle yatırım yapılacak bölgenin belirlenmiş en güvenli nokta olması önemli. Devletin deprem riski nedeniyle yanıcı, patlayıcı, insan ve çevre sağlığına zararlı kimyasallar konularında kuralları önceden belirdiğini ve tüm yatırımcıların buna uygun hareket ettiğini düşünüyorum.

Yatırımın nerede yapılacağı belli olduktan sonra yatırımın kurulması yine deprem koşulları dikkate alınarak başta Japonya olmak üzere gelişmiş ülke standartlarında gerçekleştirilmelidir.

Personelin yaşamını sürdüreceği evler özel olarak hatta mümkünse depreme karşı güvenli lojmanlar olarak yapılmalıdır.

Personel ve aileleri için deprem öncesinde, anında ve sonrasında yapılması gerekenlerle ilgili acil durum eğitimleri verilmelidir.

Yatırımcı şirketler, yerel ve komşu illerdeki arama kurtarma organizasyonları ile sürekli iletişim halinde olmalı; onlara kesintisiz destek vermelidir. Zira deprem anında o bölgedeki Arama Kurtarma ekipleri de artık depremzededir; dolayısıyla AKUT, Mahalle Afet Gönüllüleri gibi Türkiye çapında örgütlenmiş, nitelikle ve becerikli sivil toplum kuruluşlarının diğer bölgelerdeki birimleri yardıma koşacaktır.

Deprem sonrasında güvenlik ve düzen sağlanmalı, arama ve kurtarma çalışmaları öncelikli olmak üzere depremden kurtulanları için temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri olanaklar sağlanmalıdır.

Barınma, su, gıda, ilaç, bebek maması ve bezi, kadınlar için özel ped’ler ve dahi pek çok ihtiyaç, sahra hastaneleri, mobil tuvaletler gibi olanaklar önceden hazırlanmış olmalı.

Yani sevgili yatırımcılar, deprem riski olan bölgelere yatırım yapın kesinlikle, ama bu yatırımları yaparken bu önlemleri de alın ki sonrasında pişman olmayalım. Elbette merkezi ve yerel yönetimlerin de bu noktada üzerlerine düşenleri yapması gerekiyor. Zira depremden sonra bu bölgelerdeki insanların en çok ihtiyaç duyduğu şey aslında yatırım… Depremden 1 yıl sonra kimse kalmıyor orada ama asıl önemli olan yatırımlar, yatırımcılar. Onlar bu yazdıklarımıza dikkat ettikleri sürece deprem bölgesindeki güvencenin ve istikrarın temelini inşa ediyorlar.