Dünya sistemindeki terazinin ayarı kaçtı. Şimdi ülkeler, güç ve silahla kendilerini daha korunaklı hale getirme çabasındalar. Yeni ve adil bir dünya düzeni kurulamazsa çok kötü tecrübelerle karşılaşabiliriz.

Güç dengesi, yaygın olarak ülkeler arasındaki ilişkileri ele aldığımızda hatırladığımız bir konu. Spor konuşurken de bu başlığın karşımıza çıktığı olur.

Güç dengesinin orantısız olması adil olmayan bir üstünlüğe işaret eder. Nasıl ki, bir kişinin diğerini manipüle etmesi, kontrol etmesi veya istismar etmesi sakıncalı bir vakıa ise, ülkeler arasında da buna benzer sorunlu ilişkilere sık rastlanır.

Dünya, son yüzyılı ‘2 kutuplu’ ve ‘tek patronlu’ olarak bitirdi. Tek bir devletin hakimiyeti baskındı. Bir devlet yada ittifakın, gücünü saldırganca kullanması terör yaratabilir, savaşları harlayabilirdi. Nitekim pek çok örneği görüldü. 

Büyüklerin şerrinden korunmak isteyen zayıf ülkelerin, yeni ittifaklar ve silah sistemlerine sahip olma istekleri arttı. 

Siyasette de durum farklı değildi. Yasama, yürütme, yargı organları arasındaki düzen bozulursa ortaya demokrasi sorunu çıkardı. Problemi çıkaranlar ise genellikle, güç zehirlenmesine maruz kalan iktidarlardı.

Ekonomide, ‘kartel-tekel’ kavramlarıyla piyasada haksız rekabet yaratanları anlatırız. Siyasette de, tekelleşme, hukuk dışına çıkma, adil yönetim sergilememe gibi eylemler ‘haksız rekabet’ anlamına gelir ve kötü netice verebilir. Hele de gelir ve servet dağılımındaki dengesizlikler tavan yapmışsa…

Özetle, güç kadar onun nasıl kullanıldığı önemlidir. Ne söylediğiniz kadar, nerede, neden ve ne zaman söylediğiniz de önemlidir. Yılan size dokunmadığında susup, ısırdığında ses çıkarırsanız kimse tarafından alkışlanmazsınız. Muhalefetteyken atıp tuttuğunuz şeyleri iktidar olunca unutup, adaletten uzak, ceberrut bir anlayışa yönelirseniz de iyi karşılanmazsınız. Sağlıklı bir ortam sağlayamazsınız.

Diyarbakırlı Mehmet Aslan güzel yazmış...

Öyle bir dünya ki kıran kırana,
Düşenin sırtından vuran vurana,
Aşkolsun gerçekten bir dost bulana,
İnsanlik yaralı can pazarında,
Yetiş ya Muhammed yetiş ya Ali…