Günümüzde bir çok insan, sağlıklı beden ölçülerine değil popüler beden ölçülerine ulaşmayı hedeflemektedir. Bir diyetisyen olarak, bu konuyu değerlendirmek istedim çünkü son zamanlarda yapılan uygulamalar ile insan sağlığı adeta hiçe sayılarak sadece popüler bir beden algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Sağlıklı beden algısı; kişinin bedenini olduğu gibi kabul etmesi, fiziksel sağlığına odaklanması, işlevselliği ve yaşam kalitesini önemsemesidir. Estetik kaygıdan çok, bedenin ihtiyaçlarını dinlemek ve ona iyi bakmak ön plandadır. Sağlıklı beden algısı duygusal olarak iç huzur, kendine güven ve öz şefkati arttırır. Kişi bedenini olduğu haliyle sever ve mutlu olur. Sağlıklı beden algısına sahip biri sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, uyku gibi yaşam tarzı davranışlarını benimser.
Popüler beden algısı ise; medya, moda ve sosyal medya gibi unsurlar tarafından dayatılan ‘’ideal’’ vücut görüntüsüdür. İnce, kaslı, kusursuz ciltli yada belirli ölçüler sahip olmak gibi kalıplar ön plana çıkarılır ve gerçek dışı filtreli görseller bu algıyı pekiştirir. Popüler beden algısı yetersizlik, kıyaslama, kaygı, utanç ve özgüven eksikliğine yol açar. Kişi kendini sürekli başkaları ile kıyaslayarak mutsuz eder. Popüler beden algısına sahip biri zayıf görünmek uğruna sağlıksız diyetler yapabilir, aşırı spor, estetik müdahaleler ya da yeme bozukluklarına yönelebilir.
Sağlıklı beden algısı olan kişiler özsaygı, sağlıklı ilişkiler, daha az stres ve yaşam kalitesine sahipken popüler beden algısına sahip kişiler depresyon, anksiyete, anoreksiya ya da bulimia gibi yeme bozukluklarına sahip olarak, asosyal bir yaşam tercih edebilirler.
Toplumun ve medyanın oluşturduğu popüler beden algısı, insanların ruh sağlığını ciddi bir şekilde etkilemektedir. Oysa bedenin işlevine, sağlığına ve gerçekliğine odaklanmak hem fiziksel hem de psikolojik olarak iyilik halini destekler.
Toplumda sağlıklı beden algısını pekiştirmek için çocuklara, okullarda sağlıklı beden algısı ile ilgili eğitimler verilmelidir. Gençlere ise sosyal medyayı kullanırken, özellikle gerçek dışı beden sunumları ve reklamlar konusunda farkındalık kazandırılmalıdır. Beden algısı konusunda medyanın etkisi küçümsenemeyecek kadar fazla olduğu için, reklam ve dizilerde farklı beden ölçülerine, yaşlara ve cinsiyete sahip kişilere yer verilmelidir. Filtrelenmemiş, doğal görüntülerin teşvik edilmesi sağlanmalıdır.
Aileler çocuklarının görünüşü yerine, kişisel özelliklerine ve yeteneklerine odaklanmalıdır. Kilo veya dış görünüş ile ilgili olumsuz yorumlardan kaçınılmalıdır.
Bireyler sosyal medyada sadece estetik kaygı güden içerikler yerine, daha gerçekçi ve sağlıklı yaşamı destekleyen hesapları takip etmeye yönlendirmelidir.
Diyetisyenler ve psikologlar işbirliği ile toplumu bilinçlendirmeye yönelik seminerler yapmalıdır. Kilo vermeye ya da beden değiştirmeye yönelik değil, sağlıklı yaşamı teşvik eden dil kullanılmalıdır.
Sosyal medyada rol model olarak kabul edilen kişiler, kendi bedenlerini olduğu gibi kabul ettiklerini ve sağlık odaklı yaşadıklarını paylaşmalılar.
Sonuç olarak toplumda sağlıklı beden algısını yerleştirmek; eğitim, medya, sosyal çevre ve bireysel farkındalık gibi çok yönlü adımlarla mümkündür. Amaç estetik dayatmalar değil, bedenle barışık, kendine değer veren bireyler yetiştirmektir.