Yeşil sahalardaki mücadele ekranda da devam ediyor. Maç seyretme mücadelesindeki gelişmeler AYM’den çıkan karar ile yeni boyut kazandı. Son günlerde Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) doğrudan erişim engelleme yetkisi iptal edildi. Bu karar, “yasaya uygunluk” açısından yerinde olsa da, pratikte yeni bir tartışmayı başlattı: Kaçak yayınların önüne artık kim, nasıl geçecek?
“Kaçak maç yayınları” yalnızca bir suç değil aynı zamanda futbol ekonomisine müdahale eden korsan bir eylem aslında… Peki Anayasa Mahkemesi neden böyle bir karar verdi?
AYM, internette hukuka aykırı olarak yayınlanan futbol maçlarına ilişkin olarak TFF’ye tanınan erişim engelleme yetkisinin, ifade özgürlüğü açısından sınırlayıcı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verdi. Karar, iptal edilen hükmün 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetti. Yasa hükmünde, TFF Yönetim Kurulu ve TFF bünyesinde kurulacak idari birimin “hakim/mahkeme onayı olmadan internet siteleri veya yayınlara erişim yasağı kararı verebileceği” şeklinde düzenleme vardı. AYM, bu düzenlemenin “keyfiliğe izin veren” nitelikte olduğunu belirtti. Bu karar, “TFF’nin kaçak yayınlara karşı erişim engelleme” aracının kullanımını ortadan kaldırmak ya da sınırlandırmak anlamına geliyor. Böylelikle artık TFF, erişim engelleme kararları almak için yoğun yasal ve idari süreçlerle meşgul olmayacak. Karar süreçleri gevşeyebilir. Bu gelişme de kaçak maç yayınlarında yeni bir süreci başlatabilir.
Her hafta binlerce kişi korsan sitelere girip maç izliyor. Kimileri “abonelik ücretleri çok yüksek” diyor, kimileri “nasıl olsa herkes izliyor” bahanesine sığınıyor. Oysa bu yayınlar sadece yayıncı kuruluşun değil, kulüplerin, futbolcuların, hatta altyapıdaki gençlerin kazanabilecekleri paraya el uzatmak demek. Çünkü her korsan izlenme, kulüplerin kasasına giren parayı eksiltiyor.
Korsan yayın izlemek masum bir eylem mi? Tabii ki değil. Hem etik olarak hem de yasal açıdan önemli bir unsur. Üstelik bu sitelerin birçoğu kişisel verilere ulaşabiliyor, cihazlara zararlı yazılım gönderebiliyor. Ayrıca bu sitelere reklam verenler de genellikle bahis siteleri olarak görülüyor. Özetle, “bedava maç” yayınları birçok yönden zarar veriyor ve faturası da ağır oluyor.
Taraftar “fiyatlar uçmuş, ne yapalım!” bahanesine sarılarak kolay yolu seçiyor. Peki, çözüm korsan yayın mı? Aslında değil. Çünkü korsan yayın izlerken hem cepler hem de bilgisayarlar riske atılıyor. O sitelerden bulaşan virüsler, çalınan kart bilgileri de işin başka hazin kısmı.
Öte yandan kaçak maç yalnızca hukuk değil, ekonomik ve toplumsal bir denge sorunu. Milyonlarca taraftarın, adil fiyat politikalarıyla yasal platformlara erişebilmesi sağlanmadıkça, kaçak yayınlara talep bitmeyecek. Yani çözüm, sadece “yasaklamak” ile bitmiyor.
Aslında en pahalı yayın, kaçak seyredilen maç yayınları oluyor. Çünkü o anda sadece yasayı değil, futbolun hakkını da çiğniyoruz. Kulüplerin, futbolcuların ve genç futbolcuların emeğini de çalıyoruz. “Nasıl olsa herkes yapıyor, herkes kaçak izliyor” diyerek seyredilen her kaçak yayın, milyon dolar zarar olarak dönüyor futbolumuza.
Özetle:
Yasaklamak tek başına yeterli değil. Öncelikle yayıncı kuruluşların fiyatları ödenebilir şekilde revize etmesi gerekiyor. Taraftarın biraz sabırlı olması, devletin de düzenlemeler yapması elzem hala geliyor. Yoksa futbolu biz değil, korsanlar yönetmeye başlayacak!
Futbolun adil oyun ruhu, sadece sahada değil ekranda da korunmalı.