Bugün cep telefonu neyse , bir dönem de jeton aynısıydı. Cepte jeton yoksa kendimizi çıplak hissederdik.. Gazeteciliğin olmazsa olmazı haberleşmek, bunun  tek gerçekleştireni de jetondu.. Onun için cebimizde bozuk paradan çok jeton taşırdık….
Özellikle TBMM çatısı altında tek vazgeçilmezimizdi jetonlar… Sadece Anadolu Ajansı ve Hürriyet Haber Ajansının  büroları olan TBMM’de bizler haber yazdırmak için telefon kabinlerini kullanmak zorundaydık… Gazeteye haber yazdırırken ne kadar zaman alacağını tahmin edemediğimiz için telefona bolca jeton atardık… Konuşma bittikten ve telefonu kapadıktan sonra  ankesör kullanmadığı jetonları iade ederdi… Şimdi her şey kolaylaştı ama haber almak zorlaştı.. İnternet üzerindeki sosyal sitelerde herkes görüşlerini ve eleştirilerini rahatlıkla açıklayabiliyor ve istediklerini yazıyor…
Jeton kullandığımız yıllarda  siyasetçiler de gazetecilerle iyi geçinmek zorundaydı çünkü o yıllarda bir tek gazeteler üzerinden seslerini duyurabiliyorlardı. O nedenle çoğu siyasetçi kapalı kapılar ardında yapılan görüşmeleri  kulis bilgisi olarak gazetecilere aktarırlardı… Basına karşı gösterilen bu özverinin tek nedeni vardı o da verdikleri önergelerin, veya genel kurulda yaptıkları konuşmaların gazetelerde yer alması ve bu şekilde seçmen kitlelerine ulaşmak….
Elektronik sistem sayesinde bilgiye ulaşmak mı kolaylaştı yoksa , sadece duyurulmasını istedikleri konularla ilgili bilgilere mi ulaşmak kolaylaştı…
Gazetecilerin en büyük haber kaynaklarından biri Sayıştay raporları idi.. Kamu kurum ve kuruluşlarında nelerin yanlış nelerin doğru gittiğini bu raporlardan görürdük. Şimdiler de bu raporlar bile üstü kapalı yazılıyor. Sonuçta kamuoyu ve halk bazı yerlerde neler olup bittiğini öğrenme şansını elde edemiyor….