İnsan kendiyle niye kavga eder? Hepimizin hayatında böyle dönemler olmuştur değil mi? Önemli olan, bu kavgaların sıklığıdır. Zamanla ve yaş aldıkça, bazı insanlar sürekli dışardaki insanlarla kavga halindedir. Oysaki dışarda ne yaşıyorsan, içerde de o vardır. Öyle bir gün gelir ki, insanları suçlamak için kaldırdığın işaret parmağın artık sana döner ve kendini suçlamaya başlarsın. Neden bu olanlara izin verdin, neden hayır demedi, neden sınır koyamadın, neden, neden, neden…gibi suçlayıcı cümleler kurmaya başlarsın. Çünkü yaratıldığın halinden, özünden o kadar uzaklaştın ki kendine bile yabancı oldun. Aslında bunu fark edebilmek o kadar kıymetli ki; birçok insan sorunun dışardaki insanlar olduğuna kendini inandırarak, değişimle ilgili sorumluluk almaktan kaçıp, dışarıdaki insanları kendine uydurmaya çalışıyor. Oysa sen kendinle, özünle, ruhunla ahenk içinde yaşamazken dışardaki bir insanla bu uyumu nasıl yakalayacaksın ki.
Yaşamını, yaşadıklarını sorgulamaya başlayan bir insanın kendine dair yolculuğu artık başlamıştır. Bu belli bir idrak seviyesine ulaştığınızın göstergesidir. Bu noktaya gelmiş bir insan için şu soruyu sormak isterim; Dönüştüğün ruh halini öldürmeye hazır mısın? Ölüm sadece ruhun bedeni terk etmesi değildir taşımak istemediğin duyguları, düşünceleri öldürmek, ruhunu özgür bırakmakta bir çeşit ölümdür. Sana iyi gelmeyen duygu ve düşüncelerinin katili olmaya hazır mısın? Bu sadece senin cesaretle vereceğin bir karar olacak ve bunu gerçekleştirmek çok da kolay olmayacaktır. Kendi yasını tutmaya hazır olmalısın; yas süreci hiçbir zaman kolay olmayacaktır. Cesaretle alınmış bu karar seni zamanla özüne, doğduğun haline doğru adım adım götürecektir.
Artık kendini keşfetmeye hazır mısın? Şu an olduğun kişide sana iyi hissettiren neler var? Bunlar devam etmen gereken şeylerdir. Artık taşımak istemediğin özelliklerin ne? Bunları tespit etmek işini kolaylaştıracaktır. Bunların her birini tespit edip, bunları yaparken kendini fark etmen çok önemli yani ne yaptığının ve ne düşündüğünün farkında olmak. Kendine sorular sor. Şu an bu duyguda olmak istiyor muyum? Şu an bu kişiyle görüşmek veya bu işi yapmak istiyor muyum? gibi sorular senin olmak istemediğin kişiden, olmak istediğin kişiye dönüşmeni sağlayacaktır. İnsan kendi yaratımına hizmet etmeyen duygu ve düşüncelerin içindeyken çok da huzurlu hissetmez. Sürekli bir iç sıkıntısı, huzursuzluk, kaygı, endişe, öfke hüzün, değersizlik duygusu, sevgi yoksunluğu çeker. Bunlar zihnimizde sürekli bizi meşgul eden olumsuz duygular olup, oralarda çok fazla oyalanıyorsak bu bizi huzura, özümüze ulaşmaktan alıkoyar. İnsanın özü ruhunun DNA’sı gibi düşünülebilir. Kendinize, yaratımınıza aykırı yaşadığınızda sorunlar ruhsal boyutta başlar, siz bu sorunları görmemezlikten geldikçe, bu huzursuzluk bedeninize de yansıyarak sizi hasta edecektir. Zihnimizi içi su dolu bir havuza benzetirsek ve bu su, bulanık ve kirli bir suya dönüştüyse, havuza azar azar temiz su ekleyerek sonuç alamazsınız. Havuzdaki tüm suyu tahliye edip yerine temiz su koymanız gerekir. Zihninizi bulandıran her bir duyguyu ve düşünceyi bir bir tespit edip, artık taşımak istemediklerinizden kurtulun. Hayatta bazen deneyimlemediğin duygular ve düşüncelerle de karşılaşabilirsin, bu süreçte san iyi gelenleri severek kabul et o duygu, düşünce ve eylemler seni olduğun kişiye dönüştürecek ve giderek kendinle aranı artık düzelteceksin. Hayatta yol alırken hep dışardaki insanlarla aramızı iyi tutmaya çalışırız daha iyi hissetmek, sevilmek, değerli olmak için didinir dururuz fakat dışarıyla aramızı iyi tutalım derken çoğu zaman kendimizle aramızı bozarız. İnsanları kaybetmekten korkma hayatına girenler, çıkanlar olacaktır, bu yolculuk senin yolculuğun, bilmen gereken şey şu ki kendini kaybetmekten daha korkutucu ve yorucu bir şey yoktur.