Kadim Irak topraklarındaki Türk varlığı, Anadolu'nun Türkleşmesi sürecinden daha önceye dayanır. Bu sebeple; Kültür Mücadelesi de oldukça köklüdür. Hoyratlarla özdeş sözlü kültür geleneği ise bu derin köklerin binlerce yıllık etkili sesi, yankısı gibidir.
SESSİZ GÖRÜNEN GÜÇLÜ DİRENİŞ
Kerkük’ün hoyratındaki bu ses, Erbil’in kalesinde, Telafer’in dar sokaklarında Türk(men) kimliğinin, en önemlisi de "milli mücadelenin" ifadesidir. Bir başka deyişle; Irak Türkmenleri için milli mücadele sadece siyasi bir duruş değil; dilin, sanatın ve geleneğin kalkan yapıldığı kültürel bir siperdir adeta.
DİL: KİMLİĞİN AŞILMAZ SURU
Dil, sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda geçmişle gelecek arasındaki kopmaz bağdır. Irak’taki Türk toplumu bu bilinçle diline sahip çıkmış; yaklaşık yarım asırdan beri sürdürülen sistematik asimilasyon politikasına; "Araplaştırma" uygulamalarına karşı en büyük savunmasını ses bayrağı olan Türkçe ile yapmıştır.
Okullarda Türkçenin yasaklandığı, tabelaların indirildiği dönemlerde Türkmenler evlerinde, gönüllerinde Türkçeyi yaşatarak kimliklerini korumuşlardır. Denebilir ki; bugün Irak'taki Türkmen varlığı hâlâ dimdik ayakta ise, bu "ana dil" kalkanının sağlamlığı sayesindedir.
HOYRATLAR VE EDEBİYAT: ACININ VE UMUDUN SESİ
Irak Türkmen kültürünün en özgün parçası olan hoyratlar, güzel bir sözlü edebi türü olmanın ötesinde, milli bir çığlıktır; halkın yaşadığı sürgünleri, katliamları ve haksızlıkları dünyaya duyurma biçimidir. Bu duygusal ezgiler, toplumsal hafızayı diri tutan efsunlu sözlerdir.
Araştırmalar ortaya koymaktadır ki; hoyratlar baskı dönemlerinde gizli mesajlaşma görevi yapmış; siyasi mesajlar ve milli duygular, hoyratların mısraları arasına gizlenerek nesilden nesile aktarılmış; birlik ruhu, bir mecliste okunan bir hoyratla, binlerce insanı ortak bir hüzün ve gurur paydasında birleştirebilmiştir.
GELENEKLER VE MİMARİ: COĞRAFYAYA ATILAN İMZA
Kültürel mücadelenin bir diğer boyutu da gelenek göreneklerle şekillenen sosyal hayattır. Düğünlerden bayram, doğum, cenaze törenlerine, mutfak kültüründen mimari yapıya kadar her detay, "Biz buradayız ve biz buyuz" demenin bir yoludur. Kerkük Kalesi’nden tarihi camilere kadar her yapı, Türk-İslam medeniyetinin o coğrafyadaki mühürleridir. Bu yapıların korunması, toprak üzerindeki hakkın savunulmasıdır.
Irak Türklerinin mücadelesi, silahlı bir çatışmadan, siyasi üstünlükten ziyade bir "kültürel beka" mücadelesidir. Bu mücadelenin cephanesi kelimeler, siperi ise geleneklerdir. Kerkük’ten yükselen bir hoyrat, sadece bir ezgi değil; bin yıllık bir medeniyetin, geleceğe attığı kararlı bir imza ve asla teslim olmayacak bir kimliğin gür sesidir. Bunun için Irak Türkmenleri, her türlü baskıya rağmen dillerine ve kültürlerine sarılarak tarihin öznesi olmaya devam etmektedir.
İşte bu köklü mücadelenin içinden bazı örnekler:
• Hoyratlardaki "Gizli" Milli Mesajlar, baskı dönemlerinde açıkça siyaset yapamayan Türkmen şairlerinin duygularını cinaslı hoyratlara gizlemiştir:
“Baba Erenler
Gül eker, baba erenler.
Onlar ki Türkmen’i sevmez
Gelsin görsün baba erenler.”
Buradaki "baba erenler" ifadesi hem dervişlere bir hitap hem de bir meydan okumadır.
• Altunköprü Katliamı ve Ağıt Kültürü (1991) :
1991 yılında yaşanan Altunköprü Katliamı sonrası, toplum bu acıyı teslimiyet olarak değil, "milli yas ve direnç" olarak edebiyata dökmüştür. Yazılan ağıtlar şehitlerin arkasından ağlamak değil, o toprağın Türk yurdu olduğunu tescillemek için dilden dile aktarılmış, toplumsal hafızanın sanat yoluyla korunmasına katkı olmuştur.
• Dil Mücadelesinde "Ev Okulları"
Türkçenin yasaklandığı veya kısıtlandığı dönemlerde, Türkmen aileler çocuklarına evlerinde gizlice Türkçe okuma-yazma öğretmişlerdir. Osmanlıca metinlerin elden ele dolaşması, dilin asimile edilmesini engellemiş; dilin bir "ev içi kale" haline gelmesini sağlamıştır.
• Geleneksel Kıyafetler ve "Çarşı-Pazar"
Türkçe’nin özellikle Kerkük ve Erbil çarşılarında, ticaretin dili olarak kalması başlı başına bir direniş örneğidir. Türkmen esnafın kendi aralarında ve müşterileriyle (baskılara rağmen) ana dillerinde konuşmaya devam etmesi, şehrin "kimlik tapusunu" koruma çabasıdır.
• Bayrak ve Renklerin Sembolizmi
Millî mücadelede renklerin dili de çok önemlidir. Türkmen bayrağındaki mavi (gök) renk, hem Türklüğü hem de umudu simgeler. Düğünlerde, kına gecelerinde veya sosyal etkinliklerde mavi rengin ve ay-yıldız motiflerinin (farklı formlarda da olsa) kullanılması, aidiyet ilanıdır.
• Türkmen Musikisi Milli ruh birliğini sağlamak ve moral depolamak için araçsallaştırılırken, toplanma kültürü ile de sosyal vakıflar ve cemiyetlerde yardımlaşma görüntüsü altında milli dayanışma sürdürülmüştür.
Türkmenleri bu millî dayanışma ruhunun nesiller boyu ettirilmesini; bütün Türk halklarının dilde, fikirde ve işte birlik ruhuyla dayanışmasını umuyor ve diliyorum.
Türk Milleti ve insanlık adına güzelliklerin ve iyiliğin hakim olduğu bir yıl olması dileğiyle 2026 yılı siz ve sevdikleriniz için kutlu olsun sevgili okurlarımız.