En büyük hata 24 Mayıs’taki Genel Kurul öncesi süreçte yapıldı. Faruk Koca ve İsmail Mert Fırat’ın başkanlıkları döneminde takım iki kez peş peşe küme düşmesine taraftar tepki göstermekte elbette haklıydı ama bunun gurur meselesine dönüştürülmesi bugünkü tabloyu karşımıza çıkardı.
Zengin iş insanlarından oluşan yönetimler istifaya davet edildi, tribünlerden gelen yeni yöneticiler ise maddi kaynak üretemedi. Çünkü zengin yöneticiler kenara atıldığında, 2 milyar liranın üzerinde borcun altından kalkabilecek taraftar profili maalesef yoktu ortada.
Doğrudur, paralı iş insanları kulübü iyi yönetememişlerdi. Çünkü kendilerine doğru yolu gösterecek futbol aklına sahip profesyonelleri çalıştırmaları gerektiğine inanmamışlardı. Transferde hata üstüne hata yaparken, bir taraftan da paraları har vurup harman savurmuşlardı. Ama Mayıs ayında kongreye gidilirken, yarattıkları enkazı ortadan kaldırma sorumluluğu yine onların üzerine bırakılmalıydı.
Gazi Ercüment Tekin yönetimi inanıyorum ki iyi niyetle mücadele etti, kulübü yönetmeye çalıştı ama iş maddiyatta tıkandı. 23 Ekim’de Nuri Muhammed Yaman ekibi seçimli kongreyi kazanarak göreve geldi, iki ayda onlar da bıraktı. Her iki yönetim de göreve talip oldular ama maddi konularda dış desteğe ihtiyaç duydular.
İlk yönetimin görevi bıraktığı günlerde kulübe kalıcı transfer yasağı geldi. İkinci yönetimin veda haftalarında ise transfer taksitleri ödenmeyen futbolcuların sözleşmelerini feshetme tehlikesi yaşanıyor. Futbolcular 20 Ocak’ta yapılacak kongreye kadar beklerler mi, şu aşamada “inşallah” demekten başka çare görünmüyor. Önümüzdeki kongre yüz yıllık çınarın belki de son şansı olacak. Ne olur, kim gelecekse fotoğraf çektirmeye değil, elini taşın altına koymaya gelsin.