Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu (MDKDK), Cuma günü yaptığı oylama neticesinde İmralı’ya gitmeyi kararlaştırdı.

Şöyle bir tablo oluştu:

Evetçiler: AKP, MHP, DEM, EMEP, TİP.

Hayırcılar: DP, DSP, HÜDAPAR.

CHP oylamaya katılmadı.

Yeni Yol Grubu ‘çekimser’ kaldı.

İmralı’ya, AKP, MHP ve DEM’den birer temsilci gidecek.

Kamuoyu ve seçmeninin çoğunluğu CHP’nin komisyona girmesine karşıydı ama Özgür Özel ve yönetimi bu iradeyi dikkate almamayı tercih etti. İmralı oylamasında ise kendi seçmeni ve kamuoyundaki genel kanaate uygun bir karar aldılar.

Peki bu farklı tavır neden kaynaklanmış olabilir?

CHP, Komisyon’un İmralı kararını bu hafta sonu yapılacak Kurultay’dan sonra vermesini istemişti ama AKP ve MHP bu talebi dikkate almadı.

CHP yönetiminin kararında bu duruma kızgınlığın etkisi oldu mu?

Özgür Özel ve CHP yönetimi pazarlık peşinde olabilir mi?

Kararın, kurultay sonrasına bırakılmamasına tepkinin, böylesine kritik bir aşamada belirleyici olmayacağı düşüncesindeyim.

Pazarlık hesapları ise akla yatkın. Zira, CHP’nin hapishanelerde çok fazla sayıda belediye başkanı bulunuyor.

İmralı ziyaretinden fotoğraf paylaşılmayacağı, açıklama olmayacağı şeklinde kamuoyuna yansıyan bilgiler var. Böyle bir durum, farklı dedikoduları beraberinde getirir kanısındayım. Onların başında da, 'Acaba İmralı’da değil de başka yerde mi görüşüldü?’ sorusu gelebilir.

CHP’nin İmralı restinin ardından çeşitli tepkilere tanık olduk. DEM’liler ve onlara destek verenler öfke nöbeti geçirir gibi yüklendi CHP’ye. Tuncer Bakırhan'ın “Bir yere not ettik” cümlesi oldukça tehditkardı. Terörist Murat Karayılan’ın, “CHP hata yaptı, bu hatadan dönmezlerse zarar görürler” demesini de eklemekte yarar var.

Asıl sürpriz ise Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi. Kılıçdaroğlu görüntülü mesaj paylaştı. Genelde, ‘parti içi hesaplar’ ekseninde yorumlar yapıldı. Çünkü Kılıçdaroğlu, CHP’nin yolsuzluk iddiaları yüzünden tutuklu olan partililere sahip çıkmamasını istiyordu. ‘Arınsın öyle gelsinler’ diyordu. Bu bölüm parti meselesiydi lakin “CHP, Ortadoğu’da tökezlememizi bekleyen İsrail ve ABD belasını bertaraf etmek ve devletin ali menfaatleri için sürecin içinde olmak zorundadır” cümlesi ülke meselesine vurgu yapıyordu.

Kılıçdaroğlu’nun tespitinden yola çıkarak Komisyon’un bu süreci başarıyla tamamlamasının İsrail ve ABD belasını defetmek için önemli olduğu sonucuna varabiliriz.

İsrail’i anladık…

Peki Amerika nasıl olabilir? ABD ile müttefikiz, NATO’da beraberiz. Böyle bir resmi birliktelik varken, ABD başımıza neden, nasıl bela olmaktadır? ABD’nin Türkiye ile derdi nedir?

Bu sorulara hepimizin vereceği yanıtlar var.

Mesela; F-35’leri vermediler. Ödediğimiz paranın üstüne yattılar. Savunma sanayimizi akamete uğratacak her girişimi yaptılar. Terör örgütlerini destekleyip başımıza bela ettiler.

Kılıçdaroğlu’nun beyanları arasında asıl konuşulması gereken satırlar bunlar olmalıdır.

Kılıçdaroğlu bu iki ‘bela ülkeden’ hareketle, “CHP risk almalı ve konuya siyaset üstü yaklaşmalıdır. Elini taşın altına koymalıdır. Milletimizin CHP’den beklentisi kardeşlik sürecinde öncü olması ve sürece istikamet çizmesidir. Tarihin doğru tarafında yer almak çoğu zaman cesaret ve kararlılık gerektirir” diyor.

Kılıçdaroğlu’nun görüntülü açıklamasında ifade ettiği sözler oldukça mükemmel kurgulanmış. Şu satırları da çok anlamlı:

“Cumhuriyet Halk Partisi devlete istikamet çizer. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Ortadoğu'dan, Asya'ya, Kafkaslar'dan, Avrupa'ya, Altaylar'dan Tuna'ya söyleyecek sözü vardır. Türkiye Cumhuriyeti at sürdüğü ve şehit verdiği coğrafyalarda sıkışamaz. Gönül bağı kurduğu kardeş milletler sofrasında sıkıştırılamaz, sıkışıklığa gelemez.”

Kılıçdaroğlu’nun çıkışının iktidarın işine yarayacak bir tavır olduğu açık. Tutuklu CHP’lileri ve onlara arka çıkan Özgür Özel yönetimini hedef alan sözleri tartışılabilir. Ama ülkenin çıkarına olanı siyasi kaygılar yüzünden söylememek de olmaz.

Tabi Kılıçdaroğlu’nun teşhisi doğruysa…

Nitekim Kılıçdaroğlu gibi düşünmeyen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, şu çıkışı yaptı:

“Aylardır susan KK, dün İmralı’nın karanlık kuyusuna düşen AKP ve MHP’ye yardım ve yataklık içeren bir video paylaşmış. Beni şaşırtmadı ama çok üzdü! Ülkem ve partim adına üzülerek söylüyorum, 13 yıl boyunca koynumuzda yılan beslemişiz.”

Ortada şöyle bir resim var:

Teröristler ve siyasi uzantıları İmralı’ya gitmeyen CHP’ye bindiriyor.

CHP’nin eski Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’da ‘İmralı kararı yanlış’ diyerek tepki gösteriyor.

Milliyetçi kesim ise, teröristlere, siyasi uzantısı DEM’e, Kılıçdaroğlu’na ve de iktidara öfke saçıyor.

Barış Planı mı, Rus istekleri mi?

Ukrayna-Rusya savaşında yeni bir barış çabası var. Bu eksende Cenevre’de temaslar başladı.

28 maddelik bir plan kamuoyuna yansıdı. İşte bu planla ilgili ‘skandal’ denilecek bir iddia gündemde. İddia sahipleri sıradan insanlar da değil, Senatörler. İddianın dayandırıldığı isim ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio.

Bazı senatörler, Rubio’nun kendilerine barış planı için “Rusların bir istek listesi” dediğini açıkladı. Ortalık karışınca Bakan Rubio ve ABD yönetimi bu iddiayı yalanlamak zorunda kaldı.

Hal böyleyse vay Ukraynalıların haline…