Hukukçular kavrama mutlaka hakimdir, ancak son dönemde kamuoyunda sık sık duyulan bir kavram var: Mutlak butlan!
Hukuki anlamı; “geçersizlik”, “hükümsüzlük” olarak adlandırılıyor. Hukukta geçersiz bir adımı işaret ediyor, yok sayıyor ve kaldığı yerden devamını sağlıyor. Örneğin evli bir kişi gidip bir nikah daha kıyarsa bu nikah “mutlak butlan” oluyor. Yani geçersiz. Tüm hukuki hakları, o evlilik süresince yapılan tüm hukuki işlemler yok durumuna düşüyor.
Bu kavram şimdi CHP’nin kurultayına ilişkin davada sık sık geçiyor. CHP’de Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu’nu yendiği kurultaya dair, delegelere para dağıtılmasından, baskı yapılmasına, iş verilmesinden çıkar elde edilmesine kadar onlarca iddia ortaya atıldı. Bazı delegelerin bu yönde ifade verdikleri öne sürüldü. Tartışma devam ederken CHP’ye kayyum atanma ihtimali doğunca Özgür Özel, olağanüstü kurultaya gitti ve tartışmalı kurultayı yenileyerek kayyum ihtimalini ortadan kaldırdı.
“Kayyum” ortadan kalktı ama “mutlak butlan” ihtimali hala var. Bu ne demek? Yani 30 Haziran’daki davada mahkeme bu kararı verirse mevcut yönetim, “geçersiz” duruma düşecek. Bu durumda bir önceki yönetim yani Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönemki Parti Meclisi göreve başlayacak. Bazılarına göre bu da bir “kayyum”; hukuken ise evet kayyum değil ama tartışmalı bir durum.
İşte tartışmalar da tam bu noktada başlıyor. CHP, son dönemde her ay devam eden duruşmalarla kamuoyu önünde tartışılırken ve sürekli “kayyum ha geldi ha gelecek”, “kayyum yok ama Kılıçdaroğlu gelecek”, “butlan atanacak”, “şu şuna ağır konuştu” gibi onlarca kriz ve haber ile sürekli gündemde. “İktidar” iddiası olan ve birinci olduğu Ak Parti’deki ve CHP’deki anketlerle öne sürülen bir partinin böyle tartışmalar ile enerjisini kaybetmesinin elbette “ikinciye” yarayacağı açık.
Bir hatırlatma yapmakta da fayda var. Bu süreçte “ilk fişeği” bir TV programında Kemal Kılıçdaroğlu, “Şaibe iddialarına ilişkin Genel merkez açıklama yapmalı” diyerek attı. Genel başkan olduğu dönemde her fırsatta partiyi medya önünde tartıştırmayalım diyen Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı “acemilik” elbette değildir. CHP Genel Merkezi yani Özgür Özel, çeşitli konuşmalarında şaibe iddialarının iktidar tarafından “uydurulan” iddialar olduğunu öne sürerek yanıt verse de bu tartışmalara pek girmiyor. Son dönemde de Genel Merkez bu konuları gündem yapmama taraftarı. Ancak ortada büyüyen bir iddialar silsilesi var…
Kemal Kılıçdaroğlu açısından da problemli bir strateji var. Bir yandan avukatı başta olmak üzere, yakın çevresi çıkıp açıklama yaparak “şaibe ve hırsızlık” iddialarını güçlendirirken diğer yandan davanın kendisi ile ilgili olmadığı gerekçesiyle susması büyük bir çelişki. Ayrıca “Kılıçdaroğlu ‘mutlak butlan’ atamasını kabul edecek mi?” sorusu da meşru bir soru. Bu karar sonrası göreve gelirse nasıl adımlar atacak, partiyi kurultaya taşıyacak mı taşımayacak mı? Tüm bu sorular meşru sorular. Bu sorular aynı zamanda gazetecilerin sorması gereken de sorular. Hemen belirtelim, biz sorularımızı kendisine iletsek de bir dönüş alamadık. Bu konu ayrı ama bu soruları soranları, “siz kimsiniz”, “bu soruyu soranlar şucu, bucu”, “bu soruları soranlar şöyle” diyerek suçlamak ise ayrı bir şuursuzluk. Hele ki bunu geçmişinde gazetecilik kökeni de olan bazı siyasilerin yapması daha da problem. Bu soruların hepsi merak edilen ve yanıt verilmesi gereken sorulardır. Kılıçdaroğlu da 30 Haziran’a kadar bu sorulara yanıt vermelidir.
Görünen tabloda ve edindiğim izlenimlere göre 30 Haziran’da bir “mutlak butlan” kararı çıkarsa Kılıçdaroğlu genel başkan olarak görevine başlayacak ve kısa vadede de bir kurultay yapma fikri yok. Partinin “belli odaklar tarafından yıpratıldığını” hatta “ele geçirildiğini” düşünen Kılıçdaroğlu ve çevresi bunu bir “fırsat” ve “partiyi ayarlarına döndürme” adımı olarak da görüyor. Partinin bu durumda “bölünmesi ihtimali” veya büyük tartışmalar çıkması konusunda da oldukça radikal görüşleri olduğunu ifade edebilirim. Buna dair gelişmeleri başka yazılarda ele alacağız.
Mahkemeden “butlan” kararı çıkarsa önce CHP’yi ardından da siyaseti hareketli ve yorucu bir süreç bekliyor.