Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soyalp Tamçelik, ‘Türkiye’nin Doğu Akdeniz Konseptine Bütünleşik Bakış’ konulu bir çalışma hazırladı. Çalışmanın gayesi; dış politikaya ışık tutmak.

Prof. Tamçelik, “Türkiye, ‘soğuk savaş’taki değerlerle sonrası yeni dünya düzenindeki değerler arasında sıkışıp kaldı. Eski değerler dizisiyle bölgesel çıkarlarını gerçekleştiremediği ya da gerçekleştirmekte zorladığı için yakın çevre jeopolitiğinden tehdit algıladığı bir durumla karşı karşıya kaldı” diyor.

“Türkiye, Doğu Akdeniz (DA) bölgesiyle ilgili politik tavrını, Orta Doğu’dan (OD) ayırmayarak ve her ikisini bir bütün olarak ortaya koyması halinde yaşamsal konumdaki çıkarlarını realize etme fırsatını elde edecektir” görüşünü paylaşan Tamçelik, bunu ‘OD-DA siyasası’ diye kısaltıyor. Ardından bir de K eklemesi yaparak ‘ODAK diplomasisi’ haline dönüştürüyor. K’nın açılımı da Kıbrıs.

“OD ve DA ortaklığına, K ortaklığını da ilave etmekte hiçbir beis görülmemektedir. Aksi takdirde Türkiye’nin bölgesel politikalarını icra etmesi mümkün değildir” iddiasında.

Ona göre, ODAK’ın Türkiye’ye sağlayacağı stratejik fayda, Türkiye’nin bölgesel politik uygulamalarına ve çıkarlarına alternatifler üretecek olması. Türkiye, bölgenin geleceğini ve kendi yakın gelecekteki rolünün ne olacağını iyi hesaplamak zorunda. Türkiye gerek müttefiklerine gerekse bölgesel rakiplerine karşı nüfuz sahasını korumak ve durumunu güçlendirerek stratejik hedeflerini belirlemek mecburiyetinde.

Şu analiz de Soyalp Hoca’ya ait:

“Bölgesel krizlerin ortaya çıkması Türkiye için tehdit algısını artırmış gibidir. Ne var ki bu durum, Türkiye için yeni fırsatları beraberinde getirmiştir. Krizleri ve tehditleri iyi yöneten ülkelerin, bunu genellikle fırsata dönüştürdüğü bilinen bir gerçektir. Yaşanan değişimler veya politik inşa süreçleri, Türkiye’yi bekleyecek türden değildir.”

Prof. Tamçelik’in kaygı veren bir de uyarısı var:

“Belki de Türkiye’nin yaşayacağı en büyük zorluk; OD ve DA’yı birleştiren hayati tercihin yapılıp yapılmayacağı ve buna K’yı ilave edip etmeyeceğiyle ilgili olacaktır. Türkiye’nin bunu yapmaması halinde uluslararası hukuktan ve tarihî geçmişten gelen çıkarlarını koruyamayacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle Ankara yönetiminin gerekli değişimi yapmadığı sürece yakın gelecekte stratejik sonuçları olan birçok kararı almak zorunda kalacağı aşikârdır.”

SAFE ve ANNAN Planı

Konu, Avrupa-Türkiye ilişkileri.

Avrupalılar, SAFE diye bir savunma-silahlanma programı planladı. Türkiye’ye ihtiyaçları var. Yunanistan vızıklıyor ama engellemesi imkansız.

Batı kazığı yemekten canımız çıktığı için İngiliz Başbakanı Starmer’in ve ardından Alman Başbakanı Merz’in ziyaretini şüpheyle karşıladık. Haksız da değilmişiz. Typhoon’u fahiş fiyattan bize sattılar. Üstelik söylenene göre kaynak kodlarına da tam hakim olamayacağız. AB üyeliği için de kesin bir taahhüt yok.

Türkiye’yi savaş uçağı darboğazına kim soktu? Üniformalılar mı, yoksa iktidardakiler mi? 20 sene önce bize alın diye yalvardıkları ama almadığımız uçakları şimdi dil dökerek hem de çok pahalı almak mecburiyetinde kaldıysak bu basiretsizliğin sahipleri olmalı!

Merz Ankara’da Türkiye'ye ‘stratejik ortaklık’ önerdi ama AB üyeliğimiz için net ses vermedi. Kopenhag kriterlerini öne sürdü. Kendi çelişkilerini unuttu. Mesela, Güney Kıbrıs’ı AB’ye üye yaparken Avrupa’nın kurallarını nasıl çiğnediklerini hatırlamadı.

Anlaşılan o ki, asıl dertleri savunma ve güvenlik konularında işbirliği yapmak. Biz de bu kafa olduğu sürece daha çok kazık atarlar…

Eski Milletvekili Aytun Çıray, önemli bir noktaya dikkat çekti. Çıray, “AB’nin SAFE konusundaki tutumu Annan Plânını hatırlatıyor. O zamanki belgelerde Annan Plânı kabul edilirse neler olacağı kayda geçirilmişti. Ancak kabul edilmezse ne olacağı belirsizdi. Ve Ak Parti'nin o büyük hatası Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin (GKRY) AB’ye girmesine yaradı” dedi.

Çıray, Typhoon savaş uçaklarının SAFE konusunda Türkiye’ye yem olarak sunulduğunu ve aldanmamak gerektiğini savundu. “Türkiye AB’ye tam üye olmadan Avrupa’nın güvenliğinden sorumlu olmamalı” görüşü de Çıray'ın...