Öncelikle Terminal filmi muhteşemdi ama buradaki konumuz film değil, İstanbul’un en sevdiğim buluşma noktalarından birisi olan Terminal.
Bilmeyenler için özetleyeyim…
Kadıköy’ün alt geçitleri hala amonyak kokan bir bölgesi burası, yani 10 yıl öncesini tahmin etmek olanaksız.
Metrobüs, otobüs, minibüs hatları, metro, Marmaray ile yavaş ve hızlı trenin buluştuğu yer…
Burası kısa süre öncesine kadar pislik içinde, insanların geçerken burnunu kapatıp kimseyle gözgöze gelmeden geçmeye çalıştığı tekinsiz bir bölgeydi.
Planform hesabı “Sermayenin Kamusal Alan Tuzağı: Önce Çürüt Sonra Soylulaştır, Terminal Kadıköy” başlıklı yazısında “Bize hep aynı masal anlatılıyor: “Burası kimsenin istemediği, tekinsiz bir boşluktu.” Oysa burası, Kadıköylü esnaf İhsan Amcaoğlu’nun “trenden inenler dalından meyve yesin” diye diktiği 500 ağacın olduğu, kentin merkezindeki tek yeşil alandı. Bir yer kendi kendine çöküntü haline gelmez; sermayeye satılmak için bilerek bakımsız bırakılır. Bizi hep iki seçeneğe mahkûm etmeye çalışıyorlar: Ya “karanlık, pis ve tehlikeli kalsın” diyeceksiniz... Ya da “temiz, ışıl ışıl ama bir dilim pizzaya 400 lira ödenen, lüks bir yer olsun” diyeceksiniz. İnsanlar haklı olarak karanlık yerine temizliği seçtiği için de bu rant projesi bir “başarı” gibi pazarlanıyor.” diye eleştiriyor projeyi.
Gazeteci Seçkin Ürey de projenin Fenerbahçe stadının kapasitesinin arttırılması projesinden bağımsız düşünülemeyeceğini ve bu projelerin birlikte değerlendirildiğinde bölgeye olan araç trafiğini arttırmayacak şekilde yönetilmesi ve otopark kapasitelerinin kaldırılarak toplu ulaşımın desteklenmesi gerektiğini belirtiyor.
Benden eski Kadıköylü olanların, benden iyi bilenlerin tartışmasına katkıda bulunmakta dikkatli olmak zorundayım.
Öncelikle Terminal benim en çok sevdiğim buluşma noktalarından birisi… Burada gerçekten çok uygun fiyatlarla kaliteli hizmet veren mekanlar da var ancak son günlerde garip fiyatlara da denk geldim. Büyük boy bir patatesin dörtte birinden elde edilecek kadar azıcık (accuk) yani bir avuç bile etmeyecek kadar patatese 380 lira ödedim mesela… Sonra ortaya tavuk kızartması alayım dedim, 540 lira ki yine gramajı belliymiş 180 mi 200 mü ne dediler. Yani tavuğun kilosunu 2500 liradan fazlaya satacaklar. Karton bardakta çay 85 lira, lezzetli bir sandviç 480 liraydı. Avokado ekleyince 600-700 lira ödedim… Ancak aynı tavuğun çok daha iyisini ve doyurucusunu ve yine sandviçin çok daha etlisini 600-700 lira bandında yine burada bir restoranda yedim.
Şimdi bu konuların Terminal işletmecileri tarafından dikkate alınması çok değerli olurdu açıkçası. Hatta değerli olmanın ötesinde bu tarz kitlesel noktaların ticari fırsat haline gelmesinin geleceği de belirlenirdi.
Kentlerimizde benzeri noktalar o kadar çok ki; Terminal benzeri bir nokta için Ankara’daki Sıhhiye olarak gösterebilirim. Sıhhiye 1960-70’li yıllardan bir örnektir, Terminal çok daha çağdaş bir uygulama… Ama işletmecilik olarak IF Sokak'ı gösterebilirim, çok başarılı ve insanlar da çok mutlu.
Yani insanların, yatırımcıların, işletmecilerin, yerel yönetimlerin mutlu olacağı bir modeli geliştirmek için fırsat olarak görebiliriz bence bu tartışmayı.
Hamdi Akın pek çok başarılı işe imza atmış bir iş insanı olarak her zaman saygı duyduğum biridir. Ancak havalimanı işletmek ile kent merkezinde kentsel doku ve yaşam ile bu kadar içiçe geçmiş bir noktayı işletmek arasında ciddi farklar var.
Öncelikle yaptığı yatırım o kadar güzel ki teşekkür ederim. Sonra da bu yatırımın geri dönüşü ve karlılığı noktasında daha sabırlı olmasını beklerim. Benzeri bir yatırımı bir AB ülkesinde yapsa muhtemel geri dönüşü 10 yıldan önce olmayacak ama Türkiye’de bu süre 2-3 yıla düşmüş gibi, fiyatlardan anlaşılan o…
Hamdi Bey bence gerçekten çok iyi para kazanmayı hak eden bir iş yaptı, kazanacağı her kuruş hakkıdır, ama biraz zamana yayarak bu karlılığını ona orada sunulan ve her gün oradan geçmeye mahkûm insanların da yararına daha uzun sürede geri dönmeye ayarlasa nasıl olur? Zaten 29 yıllık bir kiralama, yatırımın geri dönüşü için 10 yıllık süre fazlasıyla kabul edilebilir. Sonraki 19 yıl da kar, işletme maliyetleri ayrı düşünülmeli elbette.
Tabii bir de Hamdi Bey'in çok iyi bir Fenerbahçeli olduğunu ve bu proje hayata geçirildiği dönemlerde de Fenerbahçe Yönetim Kurulu’nda bulunduğunun da altını çizelim. Dolayısıyla Hamdi Bey, Terminal projesini geliştirip yaşama geçirme sürecinde yöneticisi olduğu Fenerbahçe’nin stat geliştirme tartışmalarının da içinde yer almıştır. Dolayısıyla burada başka yatırımcıların sahibi olmadığı bilgilerle (insider trading) hareket etme ayrıcalığına sahip olduğu için bence Terminal projesiyle ilgili tartışmanın pek çok farklı boyutunu daha zaman içinde ilgili taraflarca ele alınacağını göreceğiz.
Bunu iyi bir iş yapanı paçasından tutup aşağı çekmek şeklinde yapmamalıyız; bu tarz kamu yararını ilgilendiren yatırımlarda daha dengeli kazanımların herkes için daha yararlı olduğunu bilerek yapıcı şekilde yaşam geçirmeliyiz. Hamdi Bey gibi girişimcileri denetleyerek desteklemek çok değerli.