“Ankara Yazıları” başlığı altında kaleme aldığım yazılarımın çoğu, başkentin tarihini içine alan gözlemlerden oluşuyor. Tarihi yapıları merak eder, onları yerinde görmek isterim. Çünkü her biri bir kültürün yaşayan parçasıdır; tıpkı bir insan gibi… Zamanı, mekânı, kahramanları ve anlatacak bir hikâyesi vardır.
Geçtiğimiz günlerde, kentin ilk yerleşim yerlerinden biri olan Ulus’ta, tabelasında “Yunus Emre Enstitüsü” yazan o görkemli binayı merak ettim ve içeri girdim. Bina adeta tarih kokuyordu. Kapıdaki güvenlik görevlisine kendimi tanıtarak vakıf başkanından randevu talep ettim. Geçen hafta, Vakıf Başkanı Abdurrahman Aliy’in yönlendirmesiyle Yunus Emre Vakfı Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız ile bu tarihi binadaki makamında bir araya geldik.

“Gelin tanış olalım” felsefesi
Binayı gezmeden önce Yıldız, enstitü hakkında kısa bilgiler verdi:
“Yunus Emre Enstitüsü, gönül mimarımız Yunus Emre’nin şu dizelerini kendine rehber edinmiş bir vakıftır:
Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz
Dikkat ederseniz biz ‘tanıtmak’ demiyoruz, ‘tanış olmak’ diyoruz. Bu yaklaşım, kültürümüzün özünden geliyor. Bugün ay yıldızlı bayrağımız, 70 ülkede 93 kültür merkezimiz aracılığıyla dalgalanıyor.”
2007 yılında özel bir kanunla kurulan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren enstitü; Türk kültürünü sanatı, edebiyatı, tarihi ve gelenekleriyle dünyaya tanıtıyor. Yıldız, bu süreci şöyle anlatıyor:
“Bazen Ziya Gökalp’i, bazen Nazım Hikmet’i, bazen Necip Fazıl’ı anlatıyoruz. Bazen bu bir gastronomi etkinliği oluyor, bazen ebru ya da hat sanatı… Biz kültürü bir bütün olarak görüyoruz.”
2026: Türk Dünyası Turizm Başkenti Ankara
2026 yılının Türk Devletleri Teşkilatı tarafından “Türk Dünyası Turizm Başkenti” ilan edilmesiyle Ankara için yeni bir dönem başlıyor.
Yıldız, bu süreci şöyle değerlendiriyor:
“Başkent Ankara’yı tüm dünyada görünür kılmak için kapsamlı bir çalışma yürütüyoruz. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcımız Serdar Çam başkanlığında tüm kurumlar bir araya geldi. Ankara artık sadece Türkiye’de değil; Afrika’da, İngiltere’de, Özbekistan’da da kültürüyle, sanatıyla, edebiyatıyla var olacak. Ankara demek, Türkiye demektir.”
Ankara’nın Kültürü Dünyaya Taşınıyor
Ankara’nın yerel değerlerinin de uluslararası platformlarda anlatıldığını belirten Yıldız:
“Ankara’nın hüdaydası, misketi, Aslanhane Camii, Hacı Bayram-ı Veli, Ahilik geleneği… Bunların hepsi sergilerle, panellerle, tiyatrolarla dünyaya anlatılıyor. Tanpınar gibi değerlerimiz de bu anlatının parçası. Ama sadece geçmiş değil, bugünü de anlatıyoruz.”

Tarihi Binadan Kültürel Diplomasi Merkezine
Yıldız ile birlikte tarihi binayı da gezdik. Yapının mimari özelliklerini şöyle anlattı:
“1928 yılında Giulio Mongeri tarafından tasarlanan bu yapı, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın önemli örneklerinden biridir. Ulus’ta, Atatürk Bulvarı üzerinde yer alır. Sivri kemerli kapıları, dar pencereleri ve kubbeli girişiyle dikkat çeker. Osmanlı ve Selçuklu mimarisinden izler taşır.”
İlk olarak İnhisarlar Umum Müdürlüğü olarak inşa edilen ve uzun yıllar Tekel Baş Müdürlüğü olarak kullanılan bina, 2009 yılından itibaren Yunus Emre Enstitüsü’ne ev sahipliği yapıyor.
“Bugün bu yapı sadece bir idari merkez değil; kültürel diplomasi faaliyetlerinin yürütüldüğü canlı bir mekân.”
Orhun Yazıtlarından Göbeklitepe’ye
Enstitü bahçesinde Orhun Yazıtları ve Göbeklitepe’nin replikaları da yer alıyor. Yıldız, bu alanın önemini şöyle vurguluyor:
“Burası, Türk dünyasını ve insanlığın ortak mirasını bir araya getiren sembolik bir alan. Ortadaki sahnede ‘Gelin tanış olalım’ yazıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen öğrenciler burada etkinlikler yapıyor.”
Her yıl yüzlerce öğrenci Türkçe yaz okulları kapsamında Türkiye’ye getiriliyor ve Anadolu’nun farklı şehirlerinde kültürel deneyimler yaşıyor.

Türk Bayrağının Kumaşı: Yerli Şal
Yıldız’ın dikkat çektiği önemli konulardan biri de Türk bayrağının üretiminde kullanılan kumaş oldu:
“Bayrak Kanunu’nda, bayrağın tercihen ‘yerli şali’ adı verilen kumaştan yapılması gerektiği belirtilir. Bu kumaş, Ankara tiftik keçisinin yününden elde edilen mohairdir. Parlaklığı ve dayanıklılığıyla bilinir.”
Ancak bu kumaşın temininde yaşanan zorluklar nedeniyle alternatif kumaş kullanımına da izin verildiğini belirten Yıldız, bu alanda yeniden üretim çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
2026 Teması: İlham Veren Türkiye – Barış
Yunus Emre Enstitüsü, 2026 yılı için “İlham Veren Türkiye: Barış” temasını belirledi.
“Amacımız, Türkiye’nin barışa katkısını dünyaya anlatmak. Kültür aracılığıyla insanları buluşturmak ve ortak değerlerde buluşmayı sağlamak.”
Ve tekrar Ankara’ya değinecek olursak Ankara’yı anlatmanın en doğru yolu, onu sadece taşından toprağından ibaret görmemektir. Çünkü Ankara; bir sokağın sessizliğinde saklı bir türkü, bir avluda yankılanan geçmişin sesi, bir binanın duvarlarında biriken hatıralardır. Her köşesinde başka bir hikâye fısıldar insana… Dinlemeyi bilene.
Bugün atılan her adım, yapılan her kültürel çalışma aslında bir hatırlatma: Bu şehir sadece bir başkent değil, bir hafızadır. Cumhuriyet’in ilk nefesi, Anadolu’nun kalbi ve geleceğe uzanan bir köprüdür. Ankara’yı dünyaya anlatmak, biraz da kendimizi anlatmaktır.
Belki bir gün, dünyanın herhangi bir yerinde bir meydanda, bir sergide ya da bir sahnede “Ankara” adı geçtiğinde; bir başkentten fazlası hatırlanacak. Bir türkü, bir insan, bir sıcaklık… Belki de bir tanışıklık hissi.
Ve o zaman Yunus Emre’nin yüzyıllar öncesinden gelen sesi bir kez daha yankılanacak:
“Gelin tanış olalım…”
İşte Ankara, tam da bu çağrının kendisidir. Tanışıldıkça büyüyen, paylaşıldıkça çoğalan ve anlatıldıkça derinleşen bir şehir…
Ve artık sadece bizim değil, dünyanın da hikâyesidir.