Türk ve Türkmen terimleri, genellikle birbirinin yerine kullanılabilen veya karıştırılabilen, ancak tarihi süreç ve kültürel kimlik bağlamında farklı olan iki önemli kavramdır.

Basitçe ifade etmek gerekirse Türkmen, Türklerin bir kolu için yapılan adlandırma olarak kabul edilir. Ancak bu ayrım, bir etnik sınıflandırmadan ziyade, tarihsel göç yollarını, yerleşik ve göçebe hayat ayrımvu ını, siyasi kimlik oluşumu süreçlerini yansıtır.

KONAR-GÖÇERLİKTEN YERLEŞİKLİĞE GEÇİŞ

Türk adı, sadece Türk tarihçilere göre değil, Çin ve batılı tarihçilere göre de geniş ve kapsayıcı bir üst kimlik; millet adı olarak; Türklerin tarih sahnesine çıkıştan başlayan ve milletleşme sürecinin ortak paydası olan Türk tarihini, Doğu Asya’dan Batı Avrupaya, kadar büyük Türk coğrafyasını, gelenek-görenek ve halk inanışlarını, bu coğrafyada konuşulan Türk lehçelerini ve ağızlarını ve bunları konuşan Türk halklarının ve etnik grupların tamamını medeniyet dairesinde ifade eder. Türkiye, Azerbaycan, Afganistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan Türkleri..hepsi bu üst kimliğin çatısı altındadır.
Türkmen terimi ise etimolojik olarak "Türk-men"in "Gerçek Türk", "Öz Türk" veya "İnanmış Türk" (Müslümanlaşmış Türk) gibi anlamlara geldiği öne sürülürse de, tarihsel kullanımı genellikle Oğuzların bir bölümünü ifade eder. Çoğunluk tarihçiye göre en önemli ayrım noktası ise, Türkmenlerin özellikle Ortaçağ'da Orta Asya'dan batıya göç eden ve geleneksel olarak göçebe ve yarı-göçebe hayat süren Oğuz boyları için kullanılmasıdır.
Günümüzde Türkmenler, başta Türkmenistan olmak üzere, İran, Irak, Suriye, Afganistan ve Türkiye'de (Yörük- Türkmen oymakları/ boylardan Abdal, Akçakocalı, Karakeçili, Çepni, Avşar, Sancaklı Türkmen gibi adlandırılırken, Yağcılar, Tahtacılar, Kınıklar, Alpaslanlar ise , şive-ağız özellikleriyle daha çok Yörük olarak biliniyor. Yani; coğrafi ve siyasi ayrımlar da kimlik farklılaşmasında rol oynamaktadır.
MAHTUMKULU’NUN BİRLİK VE GÜÇLÜ SİYASİ İRADE ÇAĞRISI:
Türkmen boylarının dağınık, kendi başına buyruk yaşamasına 18. yüzyıl Türkmen Bilgesi Şair Mahtumkulu Fıraki güzel bir birlik ve siyasi irade çağrısı yapmış, onları bir araya getirme idealini, Türkmenlerin siyasi ve coğrafi gücünü ispatlamak için kullanmış.
“Türkmenler bağlasa bir yere beli,
Kurutur Gurlzumu, Deryayı Nil'i,
Teke, Yomut, Göklen, Yazır, Alili,
Bir devlete kulluk etsek beşimiz…“
Mahtumkulu’nun dizeleri, sadece Türkmenlerin büyük beş boyunu tek hedefte birleşmeye çağıran duygusal bir çağrı değil, aynı zamanda milli bir devlet kurma vizyonunun.. bağımsız bir devlet kurabileceğinin habercisidir de
IRAK'TAKİ TÜRKMEN KATLİAMLARI VE KIRILMA NOKTALARI
Emperyalist dış etkenler sözkonusu olmakla birlikte, Mahtumkulu’nun idealize ettiği Türkmen birlik beraberliğinden uzaklaşan komşu ülkelerde yaşayan Türkmen boylarının nasıl güç kaybı yaşadığını görüyor, yapılan baskı ve asimilasyona insani boyutta üzülüp reddederken, aynı zamanda ciddi bir endişe de duyuyoruz. Özellikle Irak'taki Türkmenlerin yıllar içinde artan sayılarla(sayıları bile net değil) katliamlara maruz kalmaları, son seçimler öncesinde topluca yerinden etmeler, yanı sıra demokrasi varmış gibi gösterilerek yapılan yerel ve genel seçimlere katılmaları başka çeşitli yöntemlerle de engellenmesi kabul edilebilir değildir..
Bugün sadece sınırımızın az ötesinde yaşayan Türkler, sınır komşularımız Irak’ta, İran'da, Suriye'de varlıklarını sürdürebilmek için büyük mücadele vermek zorunda kalıyorsa.. bir adım sonrası Türkiye Türkleri için planlanmış bu oyunun üstesinden gelmek Türkiye’de de kolay olmayacak demektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin buna sessiz kalması, baskı ve her türlü insan hakları ihlallerinin devam etmesine destek olacaktır.
Konuyu sonraki yazımda sürdüreceğim.