Siyasi partiler “ara seçim”, “erken seçim” çağrılarının ardından bir de “baskın seçim” iddiasını tartışmaya başladı.
Tartışmanın fitilini ateşleyen Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan oldu. Arıkan, iktidarın varlık barışı düzenlemeleriyle piyasada yapay bir rahatlama oluşturarak 2026 sonbaharında “baskın seçime” gitmeyi planladığını ileri sürdü.
Sadece varlık barışı değil, kulislerde temmuz ayında gerçekleşecek NATO zirvesinin yaratabileceği olumlu rüzgarın iktidarın yelkenlerini şişireceği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu rüzgarı arkasına alarak baskın seçime gidebileceği de konuşuluyor.
Baskın seçim yapılacağına dair bir başka iddianın dayanağı da durduğu hatta tıkandığı DEM Parti yöneticilerince de ifade edilen PKK’nın silah bırakma sürecinde devletin atacağı adımları baskın seçim sonrasına bırakmayı planladığına dair. AK Parti’nin bu sayede sürecin devam etmesini isteyen DEM Parti’yi yanında tutup iktidarını garantilemeye çalışacağı ileri sürülüyor.
AK Parti’den baskın seçim yorumu: Sıfır ihtimal
Sonuç olarak baskın seçime dair iddialar da, bu iddiaların gerekçeleri de muhtelif. AK Partililer ise bu iddiayı kesin dille reddediyor. Öyle ki AK Partili üst düzey bir yönetici baskın seçim olasılığı için, “Baskın seçim yok, bu iddia bir hikaye, ihtimal sıfır” ifadelerini kullanıyor. Bu ifadeleri kullanan yönetici gerekçesini de şöyle açıklıyor:
“Muhalefet hala Cumhurbaşkanını tanıyamadı. İstikrarın temeli seçimlerin zamanında yapılmasıdır. Cumhurbaşkanımız sürekli siyasi istikrar vurgusu yapıyor. Bu vurgu milletin verdiği yetkinin zamanı içinde kullanılmasıdır. Siyaseten kullanacağınız 5 yıllık süreyi hesap ederek vaatleriniz doğrultusunda çalışmalarınızı planlar, buna göre sistemsel yapınızı inşa eder ve çalışmalarınızı hayata geçirirsiniz. Siyasi istikrar budur. AK Parti öncesi ömrü ortalama 16 ay süren hükümetler gördük. Şimdi istikrarlı, süresinde seçimlerin yapıldığı bir döneme gelindi.”
AK Partili yetkili “seçimler zamanında yapılacak” derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olması için gereken “erken seçim” kararını yok saymıyor. Seçimlerin 3 ya da 5 ay erken yapılmasının “siyasette istikrar” yaklaşımına zarar vermeyeceği görüşünü dile getiriyorlar. Bu yaklaşıma baktığımızda seçimlerin bir süre öne alınarak, 2027 yılı sonbaharında ya da 2028 yılı ilkbaharında yapılacağı tartışmaları geçerliliğini koruyor.
AK Parti’nin iki ana gündemi var
AK Parti’de CHP’nin çağrısını yaptığı ara seçim de bir gündem başlığı değil. Bu çağrı, “Bizim çok daha ciddi işlerimiz var, ara seçim gibi bir gündemimiz kesinlikle yok” sözleriyle reddediliyor. Peki AK Parti’nin “ciddi işlerimiz var” dediği gündem başlıkları neler?
AK Parti kaynaklarının değerlendirmelerine bakılırsa Türkiye’nin iki önemli meselesi var. Birincisi “Terörsüz Türkiye” süreci, ikincisi bölgedeki savaş ve olası yeni savaş riskleri. Türkiye’nin geleceği ile ilgili olan bu iki meselenin sadece AK Parti’nin değil, MHP’nin de içinde yer aldığı Cumhur İttifakı’nın ana gündemi olduğu, büyük hassasiyet içinde davrandıklarını, Türkiye’yi geleceğe taşımak için çalıştıklarını anlatıyorlar.
CHP’ye kapatma davası açılır mı?
Bu arada Ankara siyaset gündeminin önemli başlıklarından biri de CHP kurultayının ardından açılan mutlak butlan davası. Mevcut yönetime el çektirilerek eski yönetimin göreve gelmesi anlamına gelen dava istinafta bekliyor. Bu davanın nasıl sonuçlanacağı tartışılırken yeni bir iddia daha ortaya atıldı. Son operasyonlarda gözaltına alınıp tutuklanan belediye başkanlarının kurultay ve belediye seçimlerindeki adaylık süreçlerinde CHP yöneticilerine para verdiği iddiaları sonrası kapatma davası açılabileceği konuşulmaya başlandı.
AK Partili yöneticilere göre bu iddia üzerine kapatma davası hukuken mümkün değil. AK Parti’nin parti kapatmayı zorlaştıran düzenlemelere imza attığına dikkat çeken bir parti yöneticisinin değerlendirmesine göre partiler hazine yardımı ve bağış alabilir. Bunlarla ilgili usulsüzlükler Sayıştay raporları doğrultusunda Anayasa Mahkemesi (AYM) denetimine tabi. Mevzuata aykırı durumlarda da AYM belirlenen eksiklikler veya usulsüzlüklerle ilgili partilere mali cezalar verebilir veya hesapları uygun bulunmayan partilerin gelirleri Hazineye kaydedilebilir. Yani mali nedenlerle kapatma söz konusu olamaz.
Siyasi partiler kanununda değişiklik yapılmalı
CHP’nin başında Demokles’in kılıcı gibi duran Mutlak Butlan konusunda da AK Parti’de farklı görüşler var. İddiaların mutlak butlan kararı gerektirdiğini ileri sürenler var. Ancak hukukçu bir AK Partili yöneticiye göre mevcut siyasi partiler kanunu ile mutlak butlan kararı çıkması mümkün değil. Bu görüşü savunan yöneticinin değerlendirmesine göre siyasi partilerin kongre süreçlerinde divanın oluşumundan seçime birçok konu düzenlenmiş durumda. İlçe-il seçim kurulları da kongreleri bu kapsamda izleyerek onaylıyor. Ancak delegelerin belirlenmesinden seçimlerde kimi iddialarla nasıl oy kullanıldığı seçim kurullarının işi değil. Bu noktada Siyasi Partiler Kanunu’nda boşluk olduğuna dikkat çekiliyor. Bu soruna dile getiren AK Partili siyasetçiye göre Siyasi Partiler Kanununda delegelerin kimi hususlarda itirazlarını inceleyecek bir düzenleme yapılmalı. “Aday belirleme nasıl oldu, delege nasıl seçildi bakmam” diyen seçim kurulunun yanında bu konuda usulsüzlük iddialarının nasıl ele alınacağı ayrıca düzenlenmeli. Bu düzenleme de kısa sürede seçimlerin yenilenmesini öngörmeli. Böyle bir düzenlemenin usulsüzlük iddiaları üzerine yargı kararıyla atama ya da eski yönetime görev verilmesi tartışmasına yol açan belirsizliği de gidereceği değerlendiriliyor.
Peki AK Parti böyle bir değişiklik yapar mı? AK Partili siyasetçilere göre böyle bir değişiklik geriye yürümeyeceği ve bu yönde getirilecek düzenleme direkt CHP’nin şu anda içinde bulunduğu durumla ilişkilendirileceği için yapılması zor.