Siyasi çıkışları ile çok tartışılan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin son çıkışı yine siyasi kulisleri hareketlendirdi. Daha önce de benzer çıkışlar yapsa da bu kez daha net bir tonda Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını isteyen Bahçeli’nin bu çıkışına dair Erdoğan sessizliğini koruyor. Bir süre daha koruyacak gibi.
Bahçeli Salı günkü grup toplantısını “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” diyerek sözlerini bitirdi. Gazeteci Murat Yetkin, aynı gün Bahçeli’ye bu mesajlarının hedefini sordu ve “Bunların faydalı olacağını düşünüyoruz. Bundan sonrası hükümetin bileceği iş” diyerek cevapladı. Mesaj “ittifak ortağı”na verilen bir mesajdı. Sadece ortağa değil DEM Parti’ye de verilen mesajlar olduğu kaydediliyor. Bu arada MHP’lilerin “biz iktidar ortağı değil ittifak ortağıyız” vurgusu yaptıklarını hatırlatmakta da fayda var.
Siyasi polemikler elbette sürecek. AK Parti’de “çözüm sürecine dair çok farklı yorumlar, farklı okumalar yapılıyor. Ancak şunu da söylemek gerek, sürece dair hangi yorumlar nerede, ne çerçevede yapılırsa yapılsın Külliye’de bu süreci yönetenler gelinen noktadan memnun. Ancak “hızlı” gidilmemesi gerektiği, süreci izleyerek sakin şekilde ilerletilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Şunu da söylemek gerek AK Parti’de 3-5 üst düzey yönetici dışındakiler, hangi noktada hangi adım atılacak, süreçte neler oluyor tam gerçeklik ve net bilgiye sahip değil. Bu nedenle “Külliye yani Erdoğan ne düşünüyor?” sorusuna yanıt aramak gerekiyor.
Bu soruya Erdoğan şimdilik sessiz kalarak yanıt veriyor. Ancak edindiğimiz izlenime göre, Suriye’deki süreç yakından takip edildi ve içerideki gelişmeler açısından da “kritik” olarak değerlendirildi. 10 Mart Mutabakatını “tamamen Türkiye lehine” çeviren bir politika izlendiği ve gelinen noktada başarılı olunduğu yorumları da fazlaca yapılıyor. Bahçeli’nin bir süredir yaptığı çağrılar da “zamanı var, süreç ilerliyor, acele etmeye gerek yok” sözleriyle değerlendiriyorlar. “Umut hakkı” ve “kayyum” başlıklarında adımların atılması elbette hem mümkün hem daha kolay. Ancak Selahattin Demirtaş’ın davasına dair bazı endişeler iktidarda var. Ortada bir AİHM kararı olduğu açık, uygulanabilir ve yargı kararıdır denebilir. Ancak bu adım sonrası Osman Kavala, Can Atalay ve hatta ilerleyen süreçte Ekrem İmamoğlu için de benzer adımlar için beklenti yaratılacağı endişesi var. Elbette resmi söylemde “yargı sistemimiz bağımsız ve gereken kararları değerlendirir” deniyor. Ancak perde arkasında tüm bu davaların siyasete etkisi de kabul ediliyor.
Bir diğer konu da anketler. “Ekonomi bu durumdayken Öcalan’ı gündem yapmanın” siyasi etkilerini de ölçüyor iktidar. Ve görünen o ki tablo da çok parlak değil ve bu işin içinden “zamanla” çıkmayı planlıyor. Yani Külliye cephesinde “ekonomide olumlu tablo şu an yokken üzerine bir de Öcalan’a umut hakkı, Demirtaş’a özgürlük gündemi olumsuz olarak çok sert bir siyasi rüzgara dönüşebilir” yorumları da yapılıyor…
Özetle, Bahçeli’nin talepleri aslında iktidarın da uzun süredir gündemi. Adım atılması mümkün ancak hem endişeler, hem illerde teşkilatlardan gelen görüşler doğrultusunda bir takvimlendirme yapıldığı görülüyor.