31 Mart yerel seçimlerinden yüzde 37.7 oyla birinci çıkan CHP aylardır bu başarının propagandasını yapıyor. Seçim sonrası kurultay iptal davaları ve 19 Mart operasyonu ile birçok belediye başkanının tutuklanmasına yönelik tepkiler bu oyun genel seçim oyu haline gelmesini sağladı.

Yapılan birçok ankette CHP’nin oyları yüzde 38 civarında çıkıyor. Ancak bu oy 50+1 gereken Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için yeterli bir oy değil. Üstelik CHP’nin yükselen oyuna karşın AK Parti’nin oyunda büyük bir düşüş görülmüyor. Artan siyasi gerilim partilerin seçmenlerini konsolide ediyor. CHP yükselirken kararsızlara giden AK Parti seçmeni de partisine geri dönüyor.

CHP’nin son günlerde yeniden tartışmaya açılan “normalleşme” söyleminin arkasında bu tablo yatıyor. CHP’nin iktidar olmak için sınırlarına dayandığı kendi seçmeni dışındaki seçmenden oy alması gerekiyor. Bunun için de seçmenlerin ortak sorunlarına eğilmek gerektiği ifade ediliyor. Yani seçmenin partisine göre değişmeyen yetersiz maaş zamları, hayat pahalılığı gibi temel ekonomik sorunlara eğilmek, bu konularda seçmene çözüm önerisi götürmek.

Normalleşmede amaç partilerin kurumsal kimlikleri üzerinden bir ilişki değil. “Tabanda ittifak” söylemiyle uyumlu “tabanda normalleşme”den bahsediliyor. Bu da AK Parti ve MHP seçmenleriyle ilişkileri zedelemeyecek bir dil benimsenmesini, kimlik üzerinden kutuplaşmayı artıracak söylemlerden kaçınmayı gerektiriyor.

CHP’li bir yönetici, CHP’nin oy artışının önemli olduğunu ama asıl başarının AK Parti’nin oylarının yüzde 30’un altına çekilmesi olacağını ifade ediyor. AK Parti oyunun yüzde 27-29’a düşmesi durumunda da iktidarın siyaset stratejisini değiştirmek zorunda kalacağı ifade ediliyor. Asıl normalleşmenin de bu durumda yaşanacağı yorumu şöyle yapılıyor:
“AK Parti’nin oyunun düşmesini sağlamak iktidarı "normalleşmeye" zorlamaktır. Bu durumda AK Parti gerilimden beslenen siyaset stratejisi de değiştirmek zorunda kalır. Böyle bir tablodan hukuki kazanımlar da beklenebilir. Şu an yürüyen siyasi davalarda farklı sonuçlar da ortaya çıkabilir.”

Yeni genç seçme ve kadınların oy tercihinde öne çıkan CHP bunların yanı sıra özellikle 35-45 yaş arası çalışan kesimdeki oyunu artırmak istiyor. Bu grubun ekonomi politikalarının etkilerini tam olarak hissetmediği ve durumu idare etme eğiliminde olduğu değerlendiriliyor. Buradaki kırılmanın önemli olacağı söyleniyor.

19 Mart operasyonunun ardından sokak enerjisini kontrollü şekilde mitinglerle “meydanlar” taşıyan CHP bundan sonra da bu enerjiden erken seçim sandığı çıkarmak için çalışacak. Bu kapsamda eylemler sürecek ama protest bir parti görüntüsünden çıkıp ülkeyi yönetmeye aday bir parti görüntüsü vermek için çözüm önerilerinin anlatılmasına ağırlık verilecek. Seçmen geçirgenliğini artırmak için de günlük polemiklerden uzak ortak dertler üzerine yoğunlaşılacak. Çözüm odaklı pozitif bir gündem yürütülmeye çalışılacak.

Hafta boyunca Meclis grubu, Parti Meclisi gibi yetkili kurullarını toplayarak bir istişare yürüten CHP yönetimi yol haritasını gelecek hafta MYK’da netleştirecek.

İYİ Parti kongreye gidiyor: Vakti geldi

Kurucu Genel Başkan Meral Akşener’in siyaseti bırakma kararının ardından yaklaşık 1.5 yıl önce yapılan olağanüstü kongre ile yönetimi değişen İYİ Parti yeni kongreye hazırlanıyor. İYİ Parti’nin 18 Ocak'ta düzenleyeceği 4. olağan kongreye Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun tek aday olarak girmesi bekleniyor.

İYİ Parti kongresini “Vakti geldi” sloganıyla yapacak. Parti yönetimin parti iç dinamikler, siyasetin gereklilikleri, teşkilat ve toplum beklentileri dikkate alınarak yeniden yapılandırılacağı ifade ediliyor.

Dervişoğlu’nun göreve gelmesinden bu yana yaklaşık 50'ye yakın ili ziyaret ettiğini, esnaf ve ticaret odaları başta olmak üzere birçok buluşmaya katıldığını anlatan bir parti yöneticisi, “Yaptığımız çalışmalar medyada yeterince yer bulmadı ama geçen zamanı aktif olarak sahada geçirdik. Kongre sonrası sahadaki çalışmalar daha artacak” değerlendirmesi yaptı.

İYİ Parti'nin “milliyetçilik” tanımına sıkıştırılamayacağını, temel duruşunun "Cumhuriyetçilik" olduğunu dile getiren yönetici kendilerini merkezde gördüklerini, partiyi “hukuk, demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve Cumhuriyet fikriyatı üzerine şekillendirdiklerini anlattı. Bu iddiaya göre önümüzdeki seçimin favorisi “cumhuriyetçiler” olacak.